Mustafa Becit, Kadınlar

Kadınlar bilirim ülkeme ait  
Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak  
Göğüsleri Çukurova gibi münbit  
Dağ gibi otururlar evlerinde  
Limanlar gemileri nasıl beklerse  
Öyle beklerler erkeklerini  
Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi. 
Erdem Beyazıt 

Aşk kadının en güzel süsü, elbisesidir. Saçıdır mesela, elidir, gözüdür. Yazılan şiirler kadının ruhuna ithaftır. En güzel sözler kadının dünyasına ait olandır. Aşktır kadın; erkeğin eksiğini tamamlayan değil, ona bir ruh, bir sıfat verendir.

Türkiye’de kadın olmak bu gerçeklerden mahrum olmakla eşdeğer oldu. Kadınlar ezildi, itildi, sevilmedi, sayılmadı, dışlandı, nesnel hazzın üssü yapıldı. Cinsellik eşittir kadın denildi.

Kadınların dramı arttıkça erkekler egoist oldu.  Aslında erkeğin en büyük dramı cinsel organından başka bir şeyinin olmamasıydı. Mutluluğu o organa kadar indirgeyen erkek sürüsünün bıraktığı enkaz, bir kadının gözyaşları olup düştü.

Hep şöyle denildi: Kadınlar anlaşılmazdır, şeytandır, korkulması gerekilen varlıklardır. Bu modern çağın bize attığı en büyük kazıktı. Kadınlar anlaşılmaz değildi, şeytan değildi, korkunç varlıklar değildi. Erkeğin bitmek bilmeyen cinsel isteklerine, azgın şehvetlerine boyun eğmemek adına dik durmaya çalışan, asil bir ruha sahip naif varlıklardı. Erkeğin hegemonyasına karşı ayakta duran, “ben de buradayım ve sonsuza kadar varım,” diye haykıran kadın, erkekler için anlaşılmaz olmuştu. Çünkü erkek için kadın burada değildi ve hiçbir zaman da yoktu.

Kafalarıyla cinsel organının yerini değiştiren erkeklerin anlaması gereken yegâne şey şudur: Kadınlar cinsel obje, haz makinası, üstünde istediğini yapabileceğin et yığını değildir.  Bu aşağılık zihniyetiniz yerin dibine batsın!
Kadınların bilgeliğini, şefkatini, sevgisini, naifliğini anlamak istiyorsanız annelerinize sımsıkı sarılın! Bu aslında kadınlar adına unuttuğunuz pek çok gerçeği sizlere hatırlatacaktır. Rezil zihniyetinize bir tokat olacaktır.

Kadınlar aciz değildir! Güçsüz değildir! Yalnız değildir!

Özgecan Aslan mekânın cennet olsun. Allah’ın azabı sana bunu yapanların üzerine olsun!

Mustafa Becit 
İZDİHAM

İzdiham Dergisi 32. Sayısında birbirinden güzel yazılar, şiirler, çıldırmalar, öyküler ve denemelerle okuyucusuyla buluşuyor. Kapakta viyolonsel çalan Vedran Smailovic.  Bosna yerle bir edilirken her enkaza smokinini giyerek ağıt yakan Vedran’ın iç burkan hikayesini okuyacaksınız. Arka kapakta ise saçlarını üfleyince tarak uzattığımız Naim Süleymanoğlu. İzdiham, unutulmaz bir sayı daha sunuyor. İzdiham Dergisi 32. Sayısına Buradan Ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın