Mustafa Akar, Yaşayana Ölüm Tarifleri

Hiç roman yazmadım bilemem nasıl yaşanır uzun bir hayat

Nasıl yazılır bilemem

Masalından atılmış Leyla’yı yeni bir aşka ikna etmenin şiiri

Hiçbir şey geri dönmüyor dünyaya

İlk fırlatıldığı zamana

Uçmayı bir baş dönmesi sanmaya alışırdım belki de

Yalnız içimdeki müziği çalmanın ustasıyım oysaki

Yaşamın sonuna gelmişim gibi yaşıyorum her günü

Füruğ gibi ben de uzun bir caddedir demiştim yaşam

Ben başında sen sonunda beklediğimiz

Ve kader aramızda gidip gelen bir tramvaydır orda

Bana dolu gelirken sana bomboş giden

Yaşam demiştim, yabancı bir şehrin

Uzak bir otelinde kalmışız mahcubiyetidir belki de

Tanımlamalardan sıkıldım, tanımaktan dünyayı

Hâlbuki dünya beni tanımıştı,

Bir Yusufçuk böceği gibi dalgın atlatmıştım sebepsiz günleri

Geyiklerin karnını yasladığı sarıçamlara benzetmiştim

Yeryüzünün bayram sabahlarındaki ürpermesini

Esperanto demiştim birden yüksek sesle Esperanto

Hiçbir yere gitmek istemese de her yere giden bir şairim ben

Böylece modern zamanlardan istifa edebilir miyim rabbim

Rabbim, şimdi içime bir cennet ferahlığı üflesen

Üstüme düşse aynı ferahlık kuş seslerinden

Düşüme girse sancağın altındaki mübarek tayfa

Saygısını kazansam hısım akrabanın, konu komşunun

İnna lillahi ve inna ileyhi raciun

 

Mustafa Akar, İtibar Dergisi
İZDİHAM

 

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın