Meryem Sena Metin, Naaber İnsanlar?

 

hepinize benden  “ulan”. Benimki  3 şekerli olsun ulancı bey amca.

dün aylardır kaybettim diye sızlandığım ağaç şekilli yüzüğümü buldum. şaka şaka tabi ki annem buldu. istanbul-bursa arası bir göçebe olduğum için eşyalarım bir orada bir burada.ne yapayım ben yani Allah Allah. bu yüzük benim için çok önemliydi çünkü beyaz audili prensim aldı. hahaha hepinize benden kahkaha “ulan insanlar”. tabi ki ağaçlı yüzümü tek başıma kendim aldım kendim taktım girmesinler havaya. nil’ciğime selamlar. bu arada bir araba markasının aklımda kalışına şok oldum.

kardeşim huzeyfe, sürekli bana araba modelleri gösterip heveslendirmeye çalışır. garibimin ehliyet alacak yaşına daha çok var da ablama ehliyet aldırsam da gezsek havasında ama ablasının hep başka planları olduğu için ehliyet çok lüks kalıyor. ama aklımda tabi okul bitince asfaltları güldüreceğim. ağlatamam ki kıyamam. işte her yola çıktığımızda “abla bak şu model çok iyi şu şu özellikleri var” diye anlattığı zamanlar aklımda kalmayan modeller. audi örneğini geçenlerde tanıştığımız derviş yaşar amca vermişti. mal mülk düşkünlüğü ile nefis terbiyesi yapılamayacağı konusunda anlattığı bir şeydi. adam beni nasıl etkilediyse marka bile kalmış aklımda. neyse ne diyorduk. ağaçlı yüzüğüm. bana doğayı hatırlattığı için özel. yoksa 2-3 yıl önce karaköy’den almıştım yanımda kızlar vardı. şimdi olmayan ve gelecekte de  olmayacak olan kızlar. iyi ki de olmayacak olanlar.

hamd. doğayı çünkü Allah en çok oradaymış. doğa çünkü biz ilk oraya geldik. buraya geldiğimizde gökdelenler yoktu.fıtratımıza kavuşmak arzusu içindeyiz fark etsekte etmesekte işte insan ilk haliyle yıldızları pırıl pırıl bir gökyüzünün altında izlerken ki mutluluğunda bir yıldızın kaymasıyla heyecanlanmasında bir gol atılışında değil. değişim değil dezenfarmasyon yaşıyoruz. sonra bissürü bohem sorunlu tipler. ne diyordu şair  “dünya, çekilecek dert değil.” sonra böyle oluyor işte. nasıl yaşanır? kurslarına gideceğiz utanmasak sabah kalkınca güne ne yapıyorduk ulan şimdi ee açtık gözleri sonra ?diye uyanmamanın yolları kitabı var mı mesala? ama doğa da öyle değil ne yapmamız gerektiğini zaten fısıldıyor. güneş açtı uyanma vakti, kuşlar ötüyor horozlar bunlar alarmın .kalk bak mis gibi kokular geliyor bir gülden. mideninde bu kokuların yiyebilecek olanlarına ihtiyacı var.ah ah buraya daha binlerce örnek yazıldı varsayın e mi canım insanlar? sizlerle bir göl kıyısındaki ağaç evde modern hayat soluklanması yaşama hayalimi de paylaşayım. kaçış diyemiyorum çünkü bu hayatımız artık böyle metrolar, gökdelenler, okullar, fabrikalar ve aranan sabır taşları.hasarsız çıkalım da içinden. artık duamız bu olsun.

son bir şey daha yüzüğü annem gece bulmuştu ben de hemen parmağıma geçirince kahvaltı da kalmış. bir şeyler anlatıyordum babama elim havada tabi babam elimi kaldırdı iyice yüzüğe baktı “aha bizim kız gene değiinşik şeyler bulmuş” ifadesiyle tebessüm ederken “kardeşinin elleri bile senden daha büyük” demeye başladı yine bunu sık sık der kaç yaşına geldin hala ufacıksın’lar falan o öyle deyince kilo alablinse hep desin razıyım ama yok alamıyorum alamıyorum! bugünşunu düşündüm hatta sanırım ömrümün sonuna kadar 50 kilo kalacağım. her neyse babamın konuştuğu sırada annem “şair elleri ince olurmuş” dedi. ben bir sevindim bir sevindim. bu cümleyle hissettiklerim ve ifade ettikleri adına ayrıca bir yazı çıkar ama çok özel ve kutsal duygularımdan yine o yüzden çok şey yapmam ulan insanlar. sadece şöyle yine tekrar edeyim:

“ben bir sevindim bir sevindim.”

Meryem Sena Metin

İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın