Mehmet Karaca, Anne Sözlüğü

kuyuyu çeken ellerini buldum
iri taşlar içinde yoksul bekleyiş
nehre varma isteği sımsıkı yumruğun
peki neden ev içlerine çözdüm uzun uzun
ki kabarmış iki kat boya zenginliğim
birkaç çıplak çerçevede beşiğim ve
lir: modern tel örgüsü sınırların
ben ayağıma korkunç patikler giyerim
kuyular gezerim omuz genişliğinde açılıp
baş aşağı sonsuz perdeler çektim
ama annem uzağı bilmez, beni sen
karşıya geçir.

bir pencere
sarısı aksayan nehre
diğeri kendine denk otlar yetiştirir
eni boyun kadardır -suyla güreştiğin boyun-
ben saçıma şaşkın tokalar tokarım
eskil elbiselerimle dinlerim toprak avlunu
küçük kalelerin parmaklarımı korusun
çünkü
annem siyah resimlere bakar kuşluk vakti
ömrünü dinletir duvarı kıran çiçeklere
beni de işler bitince ipi.

kararsız renkte çiçekler gördük
bungun ve keskin, kararsız kokladı ilkel kabile
su izini büyütüp nehre ağır ağır
sen vazoya kon sağır birleşme odalarında
terleyip sabaha karşı hırçın ve tafralı
radyodan bozkır sesi bulunacak, ama
iznim yok ev önünden ayrılmak için
diri göğsüne, bir telaştı bende bitti
su içme merasimi
demir yataklı uyku.
annem ki erkenden uyanır
sen yıka yüzümü de.

Mehmet Karaca, Akatalpa 2014 Ocak

İZDİHAM

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın