Mehmet Fidan, Biz Kırmızı Işıkta Geçiyorduk

Biz kırmızı ışıkta geçiyorduk bayım
birbiriyle çarpışacağından haberi olmayan iki ses arasında
bir gözlüğün ayrı yere bakan iki camında sessizce
çizikler biriktirerek birbirinden habersiz iki ses arasında
usulca ilerliyorduk. Kavuşursak biteriz diyen bir otomobille
kavuşamasak da biteriz diyen diğer bir otomobil arasında
sessizce ölüyorduk
çünkü zaman nesnesinden hızlıydı bayım ve
onu sürükleyen su selinden sadece bir damlaydı

Biz kırmızı ışıkta geçiyorduk bayım
elleri uzakta kalan kadınla;
kelimeleri saklayan adam arasında
sarı ışıkta hızlanarak, üzüntü sarsınca seri,
yastığın kılıfını koklayarak uykuyu arayan adamla;
onun ellerini özleyen kadın arasında
yeşil ışığı beklemeden kırmızı ışık altında
sessizce sevişiyorduk

Sütunların yıkılacağı
seslerin şiddetinden belliydi, anlayamadım bayım
anlayamadım kaçıp kaçıp döndüğüm yerin
gittiğim yer olduğunu

Ansızın çarparak
ve kanartarak kesilen kolun uzar mı kemiği
acıyla sessizleşen dil bilir mi söylemeyi
ve niçin sessizsin denildiğinde konuştuğunu sanarak
hangi dil bağırsa bademciğine gömülmez mi?
ve öpülünce içi bir tuhaf olan insan bilmez mi
aşk akıllısının delilerden türediğini
bilmez mi anasının adını, bilmez mi bayım?

Öyle acılar ki sesler ve küller arasında
öyle cümleler ki kadınlar ve kapılar arasında
öyle harfler ki morg yazılı tabelada insan siluetleri
soldan saldırınca dört, çapraz ateşte yedi harfli
satranç galiba çünkü fil kaleye gidiyordu bayım;
kale nereye,
kale hüzün içre
kale yalnızlığından bir diğer kaleye
çünkü biri; bir diğeri için bardağa boşaltıyordu kendini

Biz kırmızı ışıkta geçiyorduk bayım
teselli sırası bendeydi
onu öpüp kendime saklıyordum
onu öptükçe kendime kalıyordum
onu öptükçe gözlerindeki irin yarasından taşıyordu,
benim de böyle bir kedim vardı bayım
göz pınarlarında irin biriktiren kör bir kedim vardı
trene bindirip uğurladım bayım
trene bindirip el sallayarak ağladım
ikimiz de biliyorduk öleceğini;
uğurlayan ellerin bir daha dönmeyeceğini
delik deşik etin arasına sızan acının
yumruk olup gözümüze kaçacağını

Kuşların gideceği
rüzgârın şiddetinden belliydi, anlayamadım bayım
anlayamadım gidenlerin ne kadar tesir ve telef ettiğini

Biz kırmızı ışıkta geçiyorduk bayım
sesini alıp gittiğinden beri
iki kere bozduğum ağzını öperek yaşıyordum
iki kere gelip sonra dönen sesini bekleyerek sevgililerimi
ancak ölerek ağırlayabiliyordum

yılların savurduğu kelimelerle şehirlerde yaşadım
denize kıyısı olan kentleri özledim, kaybolmayayım diye
gittiğim yoldan döndüm evime
gittiğim yoldan döndüm ev dediğim aydınlık zindana

Kuşların ve balıkların etlerimi kemirmesine ses çıkarmadım
nasılsa çığırtkanlar sürüsü vardı bayım
onlar kuşların arasına sokulur
çok eski bir türküyü mırıldanırlardı çığlıklarıyla
bense; denize kıyısı olan kentleri severdim.
Kalbim o zaman hüznün deniz gören bir yerinde
yüzünün ıslatamadığı bir yerdi
gençtim güzeldim; eskidim bayım
anlayamadım karardığını gecelerimin
anlayamadım bayım!
bayım!

 

 

 

Mehmet Fidan

İZDİHAM

 

 

 

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın