Mazlum Mengüç, Kalp de Yorulur

Sırf bizim de görülmüşlüğümüz olsun için birtakım olmazlarda
sırf tiril başlangıçlarımız bizim de herkes gibi
ve neymiş görmek için
kapkara saçlarla köşeye kadar bırakan aşk
beşeri göksüz ayartan dehliz,
mecnuna kays dedirten baht neymiş görmek için
istedim, bizim de olsun
kaş çatılıp linç edilmişliğimiz bir göz tarafından
özellikle yoksanan, özellikle pansumanlardan korulu
istedim,bizim de bazı şık yaralarımız olsun etimizde kalbim.

vah ki bilmedim, sevince her kırılanın adı yazgıya çıkar
Her aşk biraz sakardır
her sevmek biraz çocuk katli.
oysa biz değil miydik feri alınarak kör,
göğü çalınaraktan sağ bırakılan dünyaya
koca bir baharı suvarıp
temmuzlar ardı bir gölgeye değer bulunan
o sağdıkça dilini aşka eyvahlar toplayan biz değil miydik?
feri alınaraktan göğe genç küs bırakılan kalbim;
kadının inceliği veremdendir, bilmedim.
o kadın ki mecnundan beri yazgı sayılır, oysa günah
oysa bir kadın yalnızlıktır çoğu zaman
İçerimize düşman yalnız haziranları hatırla
hatırla kalbim,
bir bakış on cehennem kuşanır
bir yangın sittin sene sönmez.

Bize söz, şuraya öç bırak
isteyen alsın kalbim,
Beklenen şey gelmediği için güzeldir.
Bir yara ne kadar onmazsa o kadar bizim
Bir yol ne kadar baktıysak o kadar ıssız
hatırla, neydi o çokluğundan boynumuz eğri
ağzımız yara
gözümüz karayken tetik düşürten
Neydi uzun bir kış içre sedef,
en çok neydi bir sabah bir gülümsemeye yetişirken
Ve dahi aşk ne demekti ki düşmek değilse.
Her yerde ayaküstü
her yerde damdan düşer gibi hatırla kalbim,
kabullenmemendeki ısrar
bizi böyle her saat yere bakamsı
bizi böyle kendimizle çarpışık
bizi ille de uzaklar denince akla getiren.
o uzak ki kays’tan beri yazgı sanılır, oysa ayıp
Oysa bir kadının eni boyu sustuğudur tüm güzelliğin
hatırla kalbim,
bir sevmek on kış kuşanır
bir yağmur sittin sene dinmez.

işte böyle böyle öğrendik kendimizin uzağında yaşamayı.
geçip gitmeyi, susup yaşlanmayı
durup durup iç çekmeyi böyle.
sonra bir şeyler daha öğrendik.
Bir şeylerle beraber akşamı.
Denizin üzerine çarşaflanmış akşamı.
Kadını eve çocukluksuz gönderen akşamı.
Adamı pencerelere yakıştıran akşamı.
böyle böyle öğrendik kendimize kalmadığımız akşamı.
Sonra kalbim,
sonra öğrendik ki gül vurdular,
yere en çok sevmek düştü.
Oysa biz, bütün anlamlardan beri
sıska etimizle bir kalktığımız her yerden
bir boşluk bile değildik.
sırf iyi kaş çatığıyız uzakların
İyi gam erkanıyız diye
Elinde her balta olan ibrahim mi bellenirmiş.
hayra mı yorulurmuş her rüya
mümkün müymüş sanki yusuf olmadan kuyudan çıkmak.
kabullen kalbim,
Biz sevdikçe kuyu daha derin
Dünya güvendikçe daha tırt
Yar dedikçe yaramıza daha kast
Sırf yolun gönlü olsun için icat ettiğin gitmek,
Neye yaradı küs kalası yanımızdan başka.
şiir kimin işine geldi parçalandıktan sonra.
ve dahi aşk nedir ki düşmek değilse.
kabullen kalbim,
kırmak istenince insanda kırılmayacak yer yok;
kemik bir espiri biçimidir.
ve söz gibi tutulurdur kin,
gül de vurulur sen de düşersin.
sonra bir kadın bir sabah kuşanır
A bu gitmek ab u hayat a bu uzayan A dünya sene bitmez.

 

 

 

 

Mazlum Mengüç

İZDİHAM

 

 

 

 

 

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar!

Bir Cevap Yazın