Mazlum Mengüç, Bir Varmış, Bir Yokmuş

Misafirlikte utanan yanaklarından başlıyor tarih
Ölü kelebekler geçidi karnında
kursağında bir dünya
dokunsam, ağlanacaksın.
Duvarına boya denk gelmiş bir slogan gibiyken adın
biri eliyle geçip gitmeye bırakmış seni
Geçer demiş,
ayaklarını karnına çekip hüzünlenişindeki annesizliğe
Sen, adını ağrı kesicilerle unutmuşsun,
O, pazarda elma alırken bile sevmiş.
Tarih dersini geçmiş sansınlar için gülüşün ve
Haftasonlarına yatırılmış uykularınla
küçük prenssizliğin ağırmıştır şimdi.
Hatta kırılmışsındır, biraz öleyim istersen
Ya da kurbağa olayım bir kere öp de.
İki iyi halde de ismindeki gizli suyu bir ben bilirim.
Kaldırıma saplanmış öfkeli bir bakıştır başından geçen aşklar
Göğsümde göğe bakmanı bir ben bilirim.

Hiç dua etmeyecek kadar inanıyorsun Allaha.
Ağlayınca anne demeyecek kadar güçsüzsün üstelik.
Gülüşün, kaçak elektrik.
Gülüşün,küçükken mahalleye gelen seyyar lunapark.
gülüşün, anneden yenilen ilk tokat ağrısı.

Neyi aklında tuttuysan ilk o bırakmış seni.
Sen, çorba yapmaktan vazgeçecek kadar unutmuşsun.
O, iki eli bulaşıkta da olsa sevmiş.

Üflenen bir muma gömülmüş dilek gibiyken adım
Bir yaşa beraber basmışlığımızdan bitiyor tarih.

Bir varmış, biri yokmuş.

 

Mazlum Mengüç
İZDİHAM

  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın