Mahalle Mektebi, Fatma Şengiz Süzer O mısralar var ya

sen kupayı özenle yukarı kaldırıp aniden yere çaldın
kupa parçalandı n’aptın?
çiğken
darlanmışken
henüz insanken külünden istemiştim
Hayriye Ünal
(Mahalle Mektebi, 15)

 

Düşünsene sabah uyanmışsın için ölmüş
Evde böyle helvalar, kadınlar ağlıyorlar
Kadınlar biri ölünce pide içi hazırlıyorlar
Ölüm bu yüzden soğan kokulu  evlerde
Bu yüzden hayatımın  önünde ayakkabı sürüleri
Nereye gideceklerini bilmiyorlar.
Özgür Ballı
(Mahalle Mektebi, 15)

 

Yazı iyi ki bulunmuş iyi ki kazı bilimi var
Yoksa seni nasıl tarif ederdim
Nasıl tamir ederdim ana fikre uygun olan hatamı

İstemeyeceğim bundan sonra senden ellerim açık kalsın ama
Görmek istersin avuç içimi, içim açık kalsın
Hüseyin Karacalar
(Mahalle Mektebi, 15)

 

Bütün garip şeyler senin yokluğundan doğdu
Birikti apartmanlara, apartmanlar çocukluğumuzda kaldı
Şimdi çillerin kapatıldığı estetik merkezlerine doğru çoğalıyor her şey
Çünkü güneşe doğru gülümseyen kimse yok, bronz heykellerden başka.

görmeye geliyorlardı beni
delirdiğimi, ne kadar film izlediğimi, çok masal okuduğumu
şimdi büyük kalemleri olan çevremin çok saçılmış yalanı olduğumu.

Uzun zamandır içimde upuzun bir klişe yağmur
Neyin açtığını söyleyeyim mi sana:
Tek başına gökyüzü kimin umurunda ki?
Nergihan Yeşilyurt
(Mahalle Mektebi, 15)

 

Büyük ve küçük balık
Büyük ve küçük denizde
Milyon yıldır aynı yemin peşinde
Söylenesi bir şey var
Ömer Korkmaz
(Mahalle Mektebi, 15)

 

öyle evsizdi ki beklemek
kapı eşiğinde buzdan bir sabır
oyulmuş bir yara gibi dururdu
Elif Nuray
(Mahalle Mektebi, 15)

 

Battaniyeler bu dünyanın en büyük çoraplarıdır
Üstelik Rodrigues’le birlikte bir evden çok uzaktaysak
Onun dizlerindeki küçük taşları ben toplarım
Buna karşılık arada beni yoklar
Ah tanrım
Özgür İren Bayram
(Mahalle Mektebi, 15)

 

işte her şeyi anlatıyorum sana ey muayyen
bana da bahset sen muammalardan meçhullerden
düşlerden. düşerken gördüklerimden ve -den örülen.
Ertuğrul Demir
(Mahalle Mektebi, 15)

 

Arkadaşlardan ayrılırken “sonra görüşürüz” hep
Hep görüşürüz ama mesela hiç konuşmayız hiç susmayız
Ben susarım susturuculu bir tabanca gibi
Susarım bir kıza kana kana
Yapamam güzel , şöyle doğru düzgün bi’ kafiye
Zaten çocukken de halı sahada hiç doksana çakamazdım
Ömer Faruk Kara
(Mahalle Mektebi, 15)

 

Huyumdur kurusun bütün güller,
Her bahar benim içim nasılsa yorulur
İp atlayan kız çocuklarını Amerika vurur
Röpteşambırlı kötü adamlar fakir delikanlıları oynar
O filmin sonunda biz ağlarız sonra
Bütün acılar Raskolnikov’un suçudur.

Çocukluğumun üstü toprak, altı; çıyanlar, karıncalar, böcekler
Oysa biz yaşarken sokaklarda maç yapardık,
Üzülmedim çocukluğumun erken ölümüne
Bir çocukluk yıkılır yerine AVM yapılır.
Abdülkadir Yaylacık
(Mahalle Mektebi, 15)

Freud’u çağırın bana durumum vahim
Anlamsızlık eş zamanlıdır şimdiki zamanda
Ki şimdiki zaman ortak saat dilimidir
Sen şimdiki zamanın anlamsızlığını paylaş benimle
Biraz gül yüzüme psikanaliz niyetine
Paylaş benimle gelecek zaman korkunu
Paylaş ki iki kişi olalım
Bilirsin böyle şeyleri anlamsızlık salt ben varımcıdır
Paylaş benimle seni
Anlamsızlık eşzamanlıdır yalnızım
Ve sen hastasın
Emre Doğan
(Mahalle Mektebi, 15)

Fatma Şengil Süzer

İZDİHAM

  İzdiham Dergisi 36. Sayı   Ağustos-Eylül 2018   İzdiham 36. Sayısını söyleyemediklerini sessizliğe emanet edenlere ithaf ediyor.  Siz de okurken bu dünyanın gürültüsünden uzaklaşacaksınız.  Bu sayının sürprizi Sadri Alışık’ın hiç bilinmeyen ve yarıda kalmış filmi olan Ayyaş’ın hikayesi ve hiçbir yerde yayınlanmayan fotoğrafları.  İzdiham, büyük keyif alacağınız bir sayı ile karşınızda.   Dergiye buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın