Mahalle Mektebi Dergisinin 16. Sayısı Çıktı

16. sayısı ile okurlarının karşısına çıkan Mahalle Mektebi, edebiyatta merkez ve taşra algısının değiştiği, sorgulandığı günümüzde, tartışmalardan uzak kalarak, nitelikli edebiyat üretmek ve edebiyatın hayat ile temasını koparmamak gayretinde. Derin bir dergicilik kültürü ile tanıdığımız Konya’dan “Merhaba” diyor.

Edebiyat dergilerinin hatıralar dünyası Dergi Büroları’nı dosya konusu yapan dergi, bu dünyanın bir atlasını hazırlıyor.

Şiir;

“Yine tellere takılıyor uçuşan yüreklerimiz / Kanamak için bahane mi gerek?” mısralarını ve Naci El Ali çizimlerini hatırlatan kapak fotoğrafı ile açılan derginin ilk şiiri Murat Özel’e ait. “Hafif Yaralama” başlığını taşıyan şiir başlığına muhalif hareket ederek, atladığımız birçok gerçekliği yaralarımızı da tazeleyerek gösterirken bizi iç sayfalara uğurluyor.

Nergihan Yeşilyurt’un “Romantizmin İcadı” bizi ikinci şiir olarak karşılarken, üçüncü şiirde bizi bir sürpriz bekliyor: Bir yıla yakın zamandır şiir yayımlamayan Şeyma Aydın’ın “Başka” isimli şiirini okuyoruz. Ertuğrul Rast ise tek kelimelik mısralardan oluşan “Bir İnsan Niye Kanar Sorusuna Aranılan Cevaptır” şiiri ile bu sayıdaki yerini alıyor.

Sonraki sayfalarda bizi Burhan Sakallı, Rıdvan Ünal, Dursun Göksu, Melih Tuğtağ, Özgür İren Bayram, A. Çağrı Bayındırlı, Rengin Hazal, Merve Keskin karşılıyor. Aleyda Jeneska’nın ve Ömer Onaylı’nın ilk şiirlerini de dikkate değer buluyoruz.

Şiir çevirileri de ilgiyle takip edilen dergi bu sayıda, Muhammed El-Mâğut’un “Hainlik Projesi” şiiri ile John Montague’nin “Âdem Elması” isimli şiirini edebiyatımıza kazandırıyor.

           

Öykü;

Mektebin 16. sayısında biri çeviri olmak üzere toplam on bir öykü bulunuyor. Her sayısında gençlere özel önem veren dergi bu sayısında, ilk kez öyküsü yayımlanan Ebuzer Şamil’in,  “Soyutlaşan Somutluk” öyküsünü okurla buluşturuyor.

Derginin öykü sayfaları Mehmet Kahraman’ın “Unutulmayanlar” isimli öyküsüyle açılıyor. Uzun öyküler ile tanıdığımız Kahraman bu sayıda okuyucusunu şaşırtarak küçürek bir öykü yazıyor.

Numan Altuğ Öksüz “Şeref Madalyası”yla derginin ikinci öyküsünü yazıyor. Öykü zor zamanlar olan doksanların son yıllarında bir Milli Eğitim Müdürünün görevden alınmasını konu ediyor.

Ali Güney’i bu sayıda iki öykü ile görüyoruz. Dergi Büroları başlıklı dosyada “Bizim Öykümüz” ismiyle ve dergi kadrosuna ithafen yazdığı öyküsü; dergi bürolarındaki edebiyat sohbetlerinden, hayatın içine, hayatın içinden edebiyat ütopyasına koşarken, sanatçının ikilemini de incelikli üslûbuyla yansıtıyor. Öyküler bölümünde yer alan “Rüya Penceresi”nde bir şair adayının rüyasını konu ediyor.

Bu sayının diğer öykücüleri ve öyküleri ise şöyle; Hüzeyme Yeşim Koçak “Martin Lings’in Kedisi”, Orhan Onuk “Lavanta Kokusu “, Meral Afacan Bayrak “Kadife Ses”, İlker Aslan “Sis”, Hacer Özdemir “İki Öykü”, Mustafa Alperen Mercan “Düğme Düğme Uykusuzluk” ve çeviri eser olarak Hişam Mutavi “Döngü”.

Söyleşi;

Dergide iki söyleşi bulunuyor. İlk söyleşiyi Ertuğrul Rast “Şiirden Poetikaya” başlığı altında Hakan Şarkdemir ile gerçekleştiriyor. Şarkdemir şöyle diyor: “Bir şairin kaderi, gerçek anlamda bir şairin kaderi, milletinin kaderiyle çakışıktır diye düşünebiliriz. En azından klâsik ve modern şair için bunu söyleyebiliriz.”

İkinci söyleşi Mahalle Mektebi’nin hayatla temasının da bir kanıtı. Üç yıldır zulüm altında bulunan Suriye’den bir genç ile gerçekleştiriliyor. Muhammet İkbal Şenol’un söyleştiği Ubada Yusuf, Suriye gerçeğine tüm çıplaklığı ile dokunuyor.

Dosya;

Dergi nedir sorusundan başlayıp genişleyen dosyada dergi bürolarının; edebiyatın ve sanatkârlığın hakkını vermek adına birer mektep olma özelliğinden, söz ustaları ile bir arada olmanın verdiği neşeye, çokluk izbe pasajlarda güçlük ile açılan dergi bürolarının şehrin havasına ve gönüllere kattığı incelikten, edebiyat dünyasının kurucu çevreleri olması işlevine kadar birçok konu ele alınıyor.

Diriliş, Edebiyat, Mavera, Yedi İklim, Hece, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Aşiyan, Hasret ve Divan gibi dergilerin büroları çeşitli yönleriyle ele alınıyor.

Kitap / Deneme / Sinema /Tiyatro;

Abdullah Kasay bu sayıda külliyat hacminde eserleri ile yaşayan kıymetli yazarlarımızdan Rasim Özdenören’in tabelaların yönlendirdiği günümüz insanı için yazılmış olan “Kent İlişkileri” kitabını ele alıyor.

Gökçe Özder ise “İçeriğin Estetikle İmtihanı” başlığını kullanırken, sayının söyleşi konuğu Hakan Şarkdemir’in Modern Epik Üzerine yazılarından oluşan Kahramanın Dönüşü isimli kitabını yazıyor.

İbrahim Alan, Ziya Paşa’nın “Dolaştım Mülk-i İslam’ı Bütün Viraneler Gördüm” mısrasını başlık olarak kullanıyor ve kendini yıkan Mısır gerçeğinden İslam dünyasına bakıyor.

Muammer Ulutürk “On Yıl Arası Takvimden Notlar”ından bugün henüz kırkına ulaşmış olan neslin de ortak notlarını yazıyor. Betül Ok “Şair Yabancılığı”, Emre Tan ise “Cenin” isimli denemesi ile okurla buluşuyor. Tayyip Atmaca “Demek Gidiyorsun Reis”, Ayşe Köroğlu “Dünyam / Boşluk”, Rukiye Yürüç “Zilletten Visâle Satranç”, Atilla Yaramış “Nur Üstüne Nur” sayının diğer denemeleri.

Sinema yazılarında Fatih Dere 1953 yapımı, yönetmenliğini Yosujiro Ozu’nun yaptığı “Tokyo Hikâyesi”ni yazıyor. Japon sinemasının Akira Kurosawa ile beraber en büyük iki yönetmeninden biri olan Ozu’nun ismiyle müsemma filmini tüm yönleriyle ele alınıyor.

Yusuf Dinç “Kenan’da yok ışık; cimri ve antigone” başlıklı yazısıyla bu sayının tiyatro bölümünde yer alıyor. Nergihan Yeşilyurt ise “İnsan Düğmesi” köşesinde üçüncü kez edebiyat dünyasından haberleri yazıyor.

Son olarak bu sayıda ilk kez “Hayat Edebiyat” başlığı ile derginin çeşitli faaliyetleri hakkında haberler aktarılıyor.

İZDİHAM

 

“Biz yazılıya çalışmıştık, hayat bizi sözlü yaptı.” İzdiham Dergisi’nin 30 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye. İzdiham Dergisi'nin 30. Sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın