M.Sadi Karademir, Dünyanın En Güzel İğrençliği

 

            Ankara’da bir Cuma. Parçalı bulutlu bir ikindi ertesi, bir elimde şemsiye, ötekinde kitap çantam, üstümde lacivert bir takım, kafamda beyaz sayfam ve gri düşünceler… Yürüyordum yedinci caddeyi milli kütüphaneye bağlayan yoldan.
Serin bir rüzgar esip yağmur yavaş yavaş çiselerken kendini
Şemsiyemi açıp yolun hafif yokuşundan ilerlerken yavaş yavaş
Elli metre ilerimde yirmi – yirmibeş yaşlarında bir kız yürüyordu önümde. Mavi trenç kotu, tişörtü, omuzlarından biraz daha aşağı uzayan kumral saçları ve beyaz teniyle. Derken arkasına hafif dehşetli ve biraz tedirgin –kaçamak- bir bakış atıp az ilerde, kaldırımın sağındaki çimenlere doğru tükürdü genç kız. Tükürdü ve devam etti. Beş on metre ilerde bir kez daha… Ben böylesi bir iğrençliğe anlam vermeye çalışırken, geleneksel kınama salgılarımızdan salmaya çoktan başlamışken, bir kez daha tükürür mü diye şaşkınlıkla düşünürken, bu kabalığa anlam vermeye çalışırken…
Tekrar geri dönüp baktı. Ve adımlarını hızlandırdı.
Yağmur tanelerinin boyutlarını gittikçe arttırdığını fark ettim bir anda. Ve sonra anladım ki, kız oruçtu ve şemsiyesi yoktu. Her yağmur tanesi dudaklarına değdiğinde orucum bozulur, diye düşünüp derhal tükürmek istiyordu bir kenara, kemirgen bir dilemmada, tedirgin bir mahcuplukla. İşte o an, yirmi birinci yüzyılın üzerimizde açtığı derin çatlakta, böylesi iyi ve güzel bir manzara, tebessüm ettirdi yüzümü.
Kız arayı iyice açıp ilerlerken arkasında artık yürümeyi bırakmış şairse bu güzel tabloya müstakbel başlığını koyabildi böylece:
 “Dünyanın En Güzel İğrençliği”.
            Artık zaman hızlı ilerliyor, hiçbir şey gizli kalmaz ve her şeye kolay ulaşılır, diye düşünmeyin. O güzel kız hiçbir zaman bu başlığı bilemeyecek. Eminim ki milenyumun gölgesi gönülleri karartırken, bizleri tebessüm ettiren ‘dünyanın en güzel iğrençlikleri’ görmediğimiz, duymadığımız, bilmediğimiz  yerlerde hep devam edecek.
M.Sadi Karademir
İZDİHAM

 

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın