Liya Zerya, Deli Atlar Zamanı

burada
herkesin delirmekten sustuğu yerdeyim
baktığım suretlere
ayna olamayan ben
içimin sarkıtlarından salladım kendimi
tekinsiz bir rüyayım şimdilerde
kim yorumlasa tersine akıyor ırmaklar
göğün dibini deldiğimden beri
huzursuz atlar koşuyor içimde
diktiğim sökükler ellerimi kanatmaya yetmedi
yetmedim kimseye
kaçtığım şehirler ardımca yağmalandı
topuklarıma iğneler batırdılar
kendime geleyim için
gelmedim
gelemedim dünyaya geldiğim gibi kendime

richter ölçeğini bozan bu sarsıntıyı alın göğsümden
kızılca kıyametler kopuyor saç diplerimde
gömleğine kan bulaşmamış babamın
gözlerinden çaldım ben yaşamayı
annem ki ev hanımıydı
bilmezdi devlet nedir darbe kim
oturduğum sokakta bunalıma girilmezdi mesela
ben girdim
avuçlarımı dolduran antidepresanlar
ruhumdaki gedikleri kapatmadı
kızlar pencere kenarlarında gelinlik rüyalarına yatarken
renkli kalemlerin çizdiği kara bir leke oldum
apostrofun kestiği yerde not düştüm kendime:

-içindeki şu atları vur.

 

Liya Zerya
İZDİHAM

  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın