Kurt Vonnegut’un insanları

Çağın son büyük hümanistlerinden Kurt Vonnegut’un her satırı, en kötü zamanlarımızda bile bize insanlığımızı hatırlatır. Can Yayınları’nın aynı anda yayımladığı üç kitap eksiksiz bir Vonnegut keşfi yaşamamızı sağlayacak.

Çok değil, bundan bir yıl önce, yine bu sayfalarda Kurt Vonnegut’un ‘Allah Senden Razı Olsun Bay Rosewater’ kitabından söz ederken, uzun uzadıya onun hümanizminden ve büyük insanlık dramını ironik bir dille bize aktarırken, özellikle altını çizdiği ‘Ne yazık ki insanlar böyledir’ yargısından söz etmiştik. Kimi romanlarında veya öykülerinde tek bir hamlede (meselâ bir bombardıman veya bir atom bombası marifetiyle) kitlesel ölümlere, büyük yıkımlara yol açanın da ‘insan’ olduğunu hatırlatıp, kendi türüne en çok zarar veren memeli olarak tanımlar insanları Vonnegut. ‘Tipik bir insan davranışı’dır bu büyük kıyımlar, facialar… Kimi başka romanlarında veya öykülerinde ise popüler ifadeyle belirtmek gerekirse ‘vahşi kapitalizmin’ ve zalim dünya düzeninin kurbanı insanların, hatta neredeyse sıradan insanların trajikomik hikâyesini anlatır Vonnegut. O sıradan insanların yaptıkları, yaşadıkları ve bize anlattıkları da ‘tipik insan davranışı’nın birer örnekleridirler… Ve çağın son büyük hümanistlerinden Vonnegut’un her satırı, en kötü zamanlarımızda bile insanlığımızı hatırlatır bize. Bunu ya tokat gibi suratımıza vurarak yapar ya da yavaş yavaş hissettirmeden ‘damardan’ zerkeder!

Kurt Vonnegut çıkarması
Can Yayınları’nca aynı anda yayımlanan ‘Kör Nişancı’nın yanı sıra ‘Galapagos’ ve ‘Maymun Evine Hoşgeldiniz’, eksiksiz bir Vonnegut keşfi yaşamamızı sağlayacak. ‘Maymun Evine Hoşgeldiniz’ basitçe ‘tüm zamanların en iyi hikâye kitaplarından biri’ olarak değerlendirilebilir. Kendi deyimiyle bir ‘retrospektif sergisi’ bu kitap. Onun bütün yönlerini tüm çıplaklığıyla göreceğiniz öyküler bir tekrar baskı olsa da, kitabın başındaki önsöz, bilhassa Vonnegut hayranlarının gözlerini dolduracak cinsten. Zira büyük usta, o güler yüzüyle adeta öte taraftan bize seslenerek, naçizane hayatını anlatıyor…

‘Galapagos’ da Vonnegut’un dünyaya armağan ettiği büyük bilimkurgu klasiklerinden. İnsanların, ne kadar koca kafalı ama küçük beyinli birer memeli olduklarını en iyi anlatan eserlerden ‘Galapagos’. İsminden de anlaşılacağı üzere, Darwin’in teorisinde büyük etkisi olan adada 1986’da mahsur kalan ve yeni bir ‘evrim’ macerasına imza atan insanların hikâyesini anlatıyor. Ama bunu 1986’dan tam 1 milyon yıl sonra ve ünlü bilimkurgu yazarı Kilgore Trout’un oğlu(nun hayaleti) anlatıyor bize… Yani kara mizahın, hicvin ve kusursuz hayal gücünün zirve örneklerinden biriyle karşı karşıyayız.

Meseleyi tam bir Kurt Vonnegut çıkarması haline getiren üçüncü kitap ‘Kör Nişancı’ ise Türkçede ilk defa yayımlanan bir roman ve Kurt Vonnegut’un insanlarının kimler olduğunu, onun yazarlık şifrelerini, kendi evrenini bize en iyi şekilde gösteren kitaplardan biri. Çünkü kibarca belirtmek gerekirse bir ‘suç ve ceza hikâyesi’.

Rudy Waltz’ın çileli hayatı
‘Kör Nişancı’, Ohio – Midland City’de ‘özetleme delikleri’ 1932 yılında açılmış Rudy Waltz’ın (namı diğer kör nişancının) 50 yaşındayken, yani 1982 yılında anlattığı ‘hayata yakalanma’ öyküsü. Diğer taraftan Vonnegut’un ısrarla altını çizdiği üzere, silahların birer cinayet aracı olduğunun epik hikâyesi… Hayatı boyunca hep bir savaş kahramanı olmak isteyen, ama bunu asla başaramamış, büyük bir mirasa konup bütün budalalığı içinde hayatı bir ‘şaka’ gibi yaşamış Otto Waltz’un küçük oğludur Rudy Waltz. Ve 1944 yılında, henüz 12 yaşındayken, henüz dünyaya gözüne açmadan yıllar önce, babasının 6 aylık balayı tatilinde Avrupa’da bir servet harcayarak edindiği silah koleksiyonunda, en sevdiği tüfeği temizlerken, hiçbir amacı olmadan tetiğe basar. Tüfekten çıkan mermi havada rastgele ilerledikten sonra yeni-sekiz sokak ötede, elektrikli süpürgeyle evini temizleyen Eloise Metzger’ın tam iki gözünün arasından giriverir. İşin kötüsü Eloize hamiledir ve Rudy Waltz tek hamlede çifte cinayet işlemiştir… “Haydi geçmiş olsun”.

Kurt Vonnegut, Rudy Waltz’un bütün hayatını değiştiren bu ‘tipik insan davranışı’nı ve sonrasını anlatırken yine harikalar yaratıyor. Örneğin Viyana’da güzel sanatlar akademisinde sınava girip kabul edilmeyen Otto Waltz’la aynı kaderi paylaşan kişi, onun yakın arkadaşı Adolf Hitler’dir. Örneğin Midland City’de bir nötron bombası patlatılmış ve yaşayan tüm canlılar bir ışık parlamasından sonra ‘puf diye’ ortadan kaybolmuştur. “Haydi geçmiş olsun”. Hayatı boyunca hiçbir esere imza atmamış Otto Waltz, bohem bir ressam gibi yaşasa da bütün zenginliğini varisi olduğu eczane zincirinden payına düşen hisseyle edinmiştir. Eczacılığı budalalık olarak görse de kadere bakın ki Rudy Waltz, hikâyesini bize anlattığında altını çizdiği üzere, aslında bir eczacıdır. Ve dünyaya Haiti’den seslenmektedir… Kadere bakın ki, hayatta hiçbir şeyi başarmamış Otto Waltz, Rudy’nin çifte cinayetini kendi şovuna dönüştürmüş ve ‘bütün sorumluluğun kendisinde’ olduğunu itiraf ederek kodese tıkılmıştır! “Haydi geçmiş olsun”.

Romanın merkezinde Rudy Waltz’ın 12 yaşındayken işlediği cinayet yer alsa da Rudy Waltz sözde kendi hikâyesini anlatırken aslında baştan sona kadar, hayatı boyunca hiçbir şey yapmamış babasının hikâyesini anlatıyor roman boyunca. Çünkü Adolf Hitler’in yakın arkadaşı olan, her şeyi yüzüne gözüne bulaştıran ve bir şekilde talihinin yardımıyla birçok şeyden kıl payı yırtan Otto Waltz, Vonnegut’un diğer kahramanları gibi büyük bir kafa karışıklığı içinde yaşayan, gerçek dünya ile kendi sandığı dünyayı birbirine karıştırmış bir kahramandır ve haliyle başta kendi hayatı olmak üzere, bütün çevresindeki insanların, en çok da Rudy Waltz’un hayatını mahvetmiştir! “Haydi geçmiş olsun”.

Kurt Vonnegut okurları açısından bakacak olursak, Türkçeye oldukça geç çevrilmiş bu romanında büyük usta, diğer romanlarından aşina olduğumuz büyüleyici numaralarını yine kusursuz biçimde uyguluyor. ‘Gözetleme deliği’nin ne olduğunun absürt tanımını da yapıyor, bir adamın hayat boyu giriştiği vicdan muhasebesinin hikâyesini de anlatıyor, hayatı boyunca hiçbir şeyi becerememiş bir kaybedenin trajedisini de anlatıyor. Ve en başından itibaren usulca kulağımıza fısıldıyor, “Savulun, hayat geliyor!”

KÖR NİŞANCI/ GALAPAGOS/ MAYMUN EVİNE HOŞGELDİNİZ
Kurt Vonnegut
Çeviren: Handan Balkar
256/ 312/ 424 sayfa
20/ 24/ 31 TL.

 

Çağlayan Çevik, RadikalKitap

İZDİHAM

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın