Karabatak Dergisi’nin 19. Sayısından Mısralar

 

okurun mu şairin mi niyeti
bu, cümle âlem, bir mısra
barbar bir alfabenin istila ettiği
manâ, sanki etimin eti

Ervan Yılmaz
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

 

Bir gülü ayna diye tutunca sûretime
Gözüme bir karanlık nokta göründü birden
Şairin mi ‘o mânâ’ yoksa okurların mı?
Işık nereden gelir? Gülden ayna tutan kim?

Hasan Akay
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

Kırk gün aynı denizin dalgalarına açarsan eğer
Gıcırdar göğsünde bir Yenikapı çilingirleri korkutan
Şairle okurun arasında sıçrar kaybolan balık
Tutmak mı ne gezer dayanamazsın yazdıklarıma

A.Ali Ural
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

sırtındaki rüzgârlar kambur gösteriyor seni
tanıştığımız günü yumruğunun içinde sıkı sıkı tutmuşsun.

Ayşe Sevim
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

insan bir şeyler söylemek için hayata dair yaklaşır çiçekçilere
.
.
bir yerlerde birileri hiç yoktan ölüyorsa bunda çiçekçilerin de suçu vardır
adamı çelenge ve ağıtlara sardılar borç yüzünden öldüğü anlaşılmasın diye

Hüseyin Akın
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

biz mezar kazıcılarız
ölüler için mezar kazan
eşyaya boğulmuş canlar için
mezar kazan, kabuklarını soyan
içindeki cana ulaşmak için
kendini dökenleriz

Bülent Ata
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

şimdi biz hep beraber kırgın bir buluta bakıyoruz ya
benim sakallarımdan binlerce serçe havalanıyor batıya

Cafer Keklikçi
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

güz bitti sevgilim bu ağaca nasıl söylenir

Dursun Güzel
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

Peşine düştüğün bunca şey
Bir şiir kadar değilse ağırlığı
Neye yarar kavga çıkarmak hayatta

Nurettin Durman
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

Sert eser çabuk yumulur
Babadır bu
Aşar duvarı şehri azarlar

Sümeyra Yaman
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

14
yağmur yağmayınca çocuklar şehirli oluyor
şehirde yağmur ikinci gün bekleniyor
köyde yağmur ikindileyin

.
.
31
bütün ağaçları çaldılar şehirden
bir ağacı omuzladı sokaktaki tek lamba
.
ışığa taş düştü çocuğun elinden
.
.
37
ey dünya
ben ölürsem umurunda ola mı

Çayan Özvaran
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

demirci değildim ki boynuma bağdaş kuran zincire aldandı çokları

Yusuf Koşal
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

lime lime olmadan karışılmıyor
sakince akan bu parça hangimizin

Fuat Eren
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

İyi insanlar aşktan yana kederli
Miş’li geçmiş zamanlarda
Sakinlik bekliyorlar

Mustafa Uçurum
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

çekilmek bir davadan çekilir gibi
etin tırnaktan
döğüşün meydandan
bileğin kandan
kaybolmayı böyle uluorta
kimden öğrendiniz!

Sevgi Yerlioğlu
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

Yeni bir anne arıyor
Pörsümüş bir memeden el çekerek zaman

Emrah Burak Karakış
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

ve ben anlayamam her hüzünlü türküde
aklıma neden sen gelirsin
şehirde büyümüşsündür halbuki
şehirlisin

Ahmet Cora
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

bir derin var, onu gördüm
vakti elenen açılma zamanında
o üç kız eğilmiş sayfaları topluyordu
beklemeye bilenip okudukları sudan

Nuriye Erdoğan
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

Ellerini, ezberlenmesi gereken
Yüzüne kapatıp, açıp, kapatıp
Ağlamıyorsun
Ve ben
Sana bir gün nereden baktığımı bulacağım

Belkıs B. Şimşek
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

Bunca yıldızı bir tabakta öpmek zor
Dört dönerken bir kasnakta

Şeyma Ünal
(Karabatak / Mart- Nisan 2015)

 

 

Hazırlayan: Dilek Kartal
İZDİHAM

 

 

 

 

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın