Kaan Burak Şen, Selamünaleyküm Bebeğim

Selamünaleyküm Ayşin,

Panik yok. O akan kırmızı, yukarı ki mahallede bahar temizliği yapan kadınların halılarının suyu, içimize işleyen şehirlilik bu işte, şımarmayalım. Hadi çabuk! Akşam oldu, pazar bozalım.

Naber bebek,

Limon kokan pazar çöplerinden şeref duyarım. Çıkar şu yuvarlak çerçeveli gözlüğü, burada itibar etmezler.

Şşş şşş şşş tamam geçti,

Onlar bizim mahallenin çocukları, o yaptıklarıda bir tür espri, biz ona şaplaklı nah diyoruz. Bilekten yapılıyor. Denemek ister misin? Tamam sustum.

Azizem,

Tribün üzerine inşa edilmiş belleğimiz her gol sevincinde pet şişe yağmuruna tutuluyor. O yüzden bütün amcaların yüzleri asık, üstüne alınma lütfen.

Merhaba bebek,

Uğraşma şimdi. Cümle sonlarına, hani nokta varya hah onun sonuna, enter’a bas şimdi. Kasmamıza gerek yok, burada her sokağın sonunda enter’a basıyoruz şiir oluyor.

Bak şimdi bunlar,

Senin sadece Taksim otobüsünde giderken camın arkasından görebileceğin, şehrin ortasını tutuşturan Çingene ve pembesi. Yakından görmek nasıl bir duygu? O tutuşturdukları da senin kutsayıp kafelerde, orada burada okuduğun şeyler işte.

Koş koş koş,

Biz hep kaçırdık otobüsleri Ayşin, o yüzden iyi öğrendik ıslık çalmayı.

O değilde, bizim efkârımız ne olacak ya!

 

Kaan Burak Şen
İzdiham

 

 

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın