Kaan Burak Şen, Sadece Kağıt Para Girişi Yapınız

Bu lanet binanın beton kusan mimarisi, makyajsız bir fahişeyi andırıyor, cızırdayan lambaları da öyle. İnan tekmeleyesim geliyor her şeyi. Eve girince, ışığı açmamla kapamam bir oldu. Bir müddet sonra karanlığa alıştı ya gözlerim her b*ku görür oldum. Dünden kalmış şeylerden nefret ederim. Üstüne sigara basılmış yumurta, zeytin çekirdekleri, siyah beyaz gazeteler… ara sıra kuşe kağıda baskılı gazeteleri de sofra altlığı olarak kullandığım oluyor. Kendimi şımartıyorum. Gerizekalı, kendini şımartıyormuş.

İnsan bir müddet sessiz kalınca kan dolaşımını bile hissediyor. Karınca geğirse duyarım, o kafadayım yani. Ne güzel! işimiz gücümüz ortada kalmak. Bu duyguyu en son ne zaman yaşadım? Şimdi yaşıyorum. Bir buna alışamadım. Telefonum çalsa yoğun biriymiş gibi konuşurum. Vaktim yok unutmaya, seni düşünmekten. Keşke “sen” yerine başka bi zamir, durumu kurtarsaydı. Şu anda bütün yalnızlık klişelerinin dibine vurdum. Koy radyocuyu karşıma gece yayını yapsın. Ne oluyor lan! Üstteki hıyar yine “insan var buradağğğasşlmdasşlfmşlm” diye bi şeyler diyor. Ne insanı ulan! İnsanlık bugün “bize kadar var hacı” cümlesiyle bitti. Bi de bura taksim oğlum! sen neyin kafasını yaşıyorsun, metrekareye üç eylem düşüyor. Neyse bi döner- ayran çakayımda kendime geleyim. Ama o yavşaktan değil tabi. Döner ucuz ama ayrandan geçiriyor, bi de bunlar çıktı başımıza. Derdimiz bize yetmiyormuş gibi, “ayran ne kadardır acaba” gerginliği yaşatıyorlar. Dönerle ayran aynı fiyat olur mu lan. O değilde keşke eve döndüğümde birileri aniden ışığı yakıp “süpriiiiiiiiizz” falan dese. Bende “inanmıyoroooom” anlamında ellerimi ağzıma götürsem. Hayalime s*çayım. İyice Fransızlaştık hayata, donat yiyen mini kupırlı polislere şahit oluyorum ondan olabilir.

Hah geç kaldınız, aman kitleyin kapılarınızı, huzurunuz bozulmasın emi. Anasını satıyım millet susmaya hasret ben sese. Yok mu ulan bir üst komşu beni rahatsız edecek, top peşinde koştururken yeri zingirdetecek bir çocuğunuz yok mu ulan. Bu arada afedersiniz ama koridordaki s*çtığımın aynasını kaldıracağım. Her geçtiğimde eve biri girmiş zannedip tırsıyorum. Birde otobüslerde, dışarıda, orda burada yanındaki tanımadığı adamlara her şeyini anlatan dayılar var ya onlara dönüşmekten çok korkuyorum. Napayım yani benle en son konuşan, jeton alırken o makinedeki “sadece kağıt para girişi yapınız” diyen hatun. Neyse gideyim de, biraz duygu yüklü şarkılar dinleyip, abidik gubidik her şeye üzüleyim.

Kaan Burak Şen
İzdiham

 

 

 

 

 

izdiham-26-sayi

İzdiham 26. Sayı

İzdiham dergisi 26. Sayısında hiçbir yerde bulamayacağınız çok özel çalışmalar yer alıyor. Edebiyatla gençleri ve hayatı birbirine dost yapan İzdiham’ın bu sayısında Gökhan Özcan, Ercan Kesal, Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Baki Ayhan T., Murat Kapkıner, Güray Süngü, Zeliha Yurdaer, Onur Bayrak, Dilek Kartal, Yağız Gönüler, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, İbrahim Varelci Süleyman Unutmaz, Ferhat Toka, Selman Urluca, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Özer Turan, Çağatay Hakan Gürkan, Seda Bilici, Feyza Özcan, Beyazıt Bestami, Halil Kurbetoğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Mustafa Toprak, Öner Buçukcu, Fahrettin Dede, Dinçer Ateş, Turgay Bakırtaş ve Bülent Parlak gibi nitelikli eserler veren edebiyatçılar ile genç ve umut vaad eden isimler yer alıyor. İzdiham Maarif Takvimi, Lügatlere Güncelleme, Bulgarlar Ne Okuyor? Adlı çalışmanın yanı sıra bir de taziye ilanı yer alıyor. Dengenizi Kaybettiniz, başınız sağolsun. İzdiham’ı bir solukta okunacak bir sayıyla karşınızda. İzdiham dergisinin 26. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: