Kaan Burak Şen, Necmi İle Hilmi

Hilmi, Ayşin’in okuldan çıkış saatini hesapladıktan sonra saçlarını düzeltti, artistik oturuşunu yaptı yani ayağını dizine koyup elini ayak dirseğine koydu, birde sigara yakarak harika bir fotoğraf verdi. Beklemeye koyuldu fakat rüzgâr esince önce saçı bozuldu, sigarası bitti, külü üstüne düştü gerizekalının, çırparken eğildi musluk tamircilerinin meşhur pozunu verdi. İyice berbat bi duruma düşünce Ayşin okuldan çıktı. Allah seni kahretmesin Ayşin. Zaten Hilmi o oturuşu yaparken çorabı gözüküyordu. Bi cacık olmayacaktı.

Hilmi içinden (kafa sesi yankılı değildir.) “Ayşin, beni bu duruma düşürdün ya inşallah sende otobüse binerken akbil cihazından çıkan o olumsuz sesi duyarsında, tanımadığın insanlardan sürüm sürüm akbil dilenirsin.”diye geçirdi. Hilmi sonra ayağa kalktı ve büyülenmiş bir şekilde karşısında duran tabelaya doğru yürümeye başladı.

İki gün sonra

-Alo

-Alo

-Alooo

-0ğlum duyuyom tamam.

-Ne biliyim sende “alo” diyince duymadın sandım.

-“Ben Necmi” diye mi açıyım telefonu. Ne var?

-Napıyon Necmi abi?

-Çoraplarımı kaybettim onu arıyorum. Bi sabahta kalkıp ilk iş olarak kahvaltı yapmak istiyorum bu ne ya her sabah her sabah.

-Nasıl geçiyor bayramın?

-Ya mübarek kurban bayramı tamam güzelde, başladı yine Hz. İbrahim’le başlayan hazır mesajlar, bi gün üşenmeyip okuyacağım ama şu an kendimi hazır hissetmiyorum. Neyse sen napıyon?

-Abi hazırlan, eylem yapacağız.

-Ne eylemi lan, bayram bayram

-İsrail’e ilişkin eylem. Bana görev verdilerde, senden yardım isteyim dedim.

-Ne görevi?

-İsrail bayrağını ben yakacağım ama alma görevini de bana verdiler. Gel beraber alalım şunu oradanda eyleme geçeriz.

-Ya oğlum bi git Allah aşkına. Ben evde bekliycem bugün, komşular et falan getirir belki.

-Ya abi lütfen ya, bi işi becermek istiyorum artık.

– …….

-ımmhhh

-Tamam dimi Kadir Hasın orda buluşalım.

-Dııııııııııııt

Necmi, telefonu kapattıktan sonra çorabını koltuğa sıkışmış bir şekilde bulur ve battaniye -sigara karışımı bi şey kokan evinden çıkar.

Haşur huşur haşur huşur (cipslerin tozunu alan bakkal sesi)

-Vay Necmi abi hayırlı bayramlar, nasılsın?

-Sağol Ali, ben iyiyimde. Ne bu oğlum, hergün ayrı bi şekil. Sayende Türkçeye “bakkal ciddiyeti” diye yeni bir deyim girecek. Bayram içinde değil yani bi aydır böylesin. Kravat takmış adam ya neyse bana bi sigara.

Necmi ile Hilmi anlaştıkları yerde buluşurlar. Kucaklaşmak suretiyle mushafa sünnetini yerine getirirler. Nitekim onlar kucaklaşırken birbirlerini tıpışlamanın günahlarını dökeceğine inanıyorlardı, mushafanın da sünnet olduğuna.

Hilmi, Necmi’yi bayrak satılan yere götürür.

-Bay-rockçı’mı bu ne lan türkü bar gibi baksana içerden topsakallı adamlar çıkıyor.

-Abi burda her ülkenin bayrağı var. Sen gel boşver ismi falan.

O saçma sapan kapıdan sarkan boncuklu iplerin arasından geçerek dükkana girerler.

-Hocam biz büyük boy İsrail bayrağı alacaktıkta.

-Bi dakika hemen getiriyorum………………İşte bunlar var.

-Kaç para abi bu?

-340 lira.

Necmi, ani bi hareketle araya girer.

-Çüşş ipek bayrak mı bunlar, oğlum boşver bayrak yakmayı falan. Gel, biz kola şişesi tutuşturalım veya kutu kola ezelim. Bu bayrak adeta bi servet değerinde.

-Abi heveslendim o kadar. Bende 200 lira var. Gerisini sen tamamlayıver.

-Dur bi pazarlık yapalım. Usta, bu bayrağın bi küçüğü falan var mı?

-Flama var beyefendi. 10 lira onlar.

-Heh. Harika.

-Ya necmi abi flama yakılır mı hiç, güldürcen mi bizi el-aleme. Abi lütfen ver şu 140 lirayı ben burs yatınca vericem sana.

Birlikte eylemin yapılacağı alana giderler. Yani Erzurum Tortumlular derneğinin önüne. Sonuçta orası da bir alan. Ellerinde çay bardakları kıtlama şekerler dillerin altında özellikle bıyıklı dayılardan oluşan bi güruh kapının önünde beklemektedir.

-Eee bura mı?

-Evet abi. Tortumlular derneğinin bi eylemi olacak inşallah.

-Sana bayrak mayrak yok. Ben gidiyorum.

-Abi saçmalama, ver şunu.

-Oğlum, en azından bi kaç tane gazete, televizyon falan olsaydı. 340 lira verdik lan boru mu. Beni sinir etme gider evime asarım bak.

-Abi ne kadar az olduğumuz önemli mi, safımız belli olsa, önemli olan işin Allah nezdindeki kıymeti değimli ki. Bak bi örnek verey..

-Dur tamam. Şimdi karıncanın yangına su taşıma kıssasını anlatacaksın cümlenin gelişinden anladım. Hadi gidelim, nasıl istiyorsan öyle olsun.

Eylem başlar.

-Tekbiiiiiiiiiiiiiiiir

-Necmi abi napıyorsun. Geçti o devirler, artık subliminal etkiler uyandıran eylemler makbul. Öyle bağırış çağırış olmaz.

Necmi, Hilmi’ye uzun ve etkin bi bakış atar.

Eylem bitiminde Necmi ve Hilmi derneğin lokalinde kivili oralet içmektedirler…

To be continued

(yoruldum lan)

 

Kaan Burak Şen
İzdiham

 

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın