John Hawkes, Onun Şiiri

Michel
Andre, sen ve Philippe’le aşkın üç oyununu paylaşacağım.
Savunmanız gereken seçiminizi yapabilirsiniz.
Bana hangi seçenek kalırsa kalsın memnun olacağım
Ve onun sizinkilere üstün olduğunu ispatlayacağım:

Üç aşık eşit derecede bir kadını severler
Ve üçünün de onunla birlikte olduğu bir anda
kadın başlar oyununu oynamaya.

Aşk dolu bir bakışla bakar birine
Yanındakininse elini tutar.
Sonuncusunun ise ayağına basar
Masanın altından.
Üçüyle de aynı güzellikte konuşarak.

Şu halde Andre, bu oyunlardan hangisi ile
kim kendisinin kadının gerçek
aşkı olduğunu anlayabilir?

Andre
Michel, hiç tereddüt etmiyorum.
Kadının bakışlarının sevindirdiği arkadaşı
onun sevdiği kişidir.
Aşkın bakışı kalpten gelir.
Ve gözlerden başka bir şey ile gösterilemez.

Eli tutmak hoş bir şeydir
Ama bir şey ifade etmez.
Masanın altından sevgilisinin ayağına
basan kadın şaka yapıyor, takılıyordur.
Kadının aşkla baktığı kişi ben olayım.
Philippe

Seçiminden memnunum Andre.

El ve ayağı bana bıraktığın için.
Ve sen konuşmaya başlamadan önce
Hepsinden çok eli istemiştim ben.
Eğer kadının gözü bir sevgiliye bakıyorsa
Bir kalabalığadır bakışı.
Kimse inanmaz bir kadının bakışına.
Ayağa gelirsek, dürten bir ayak
oyun olsun diye dürter en yakınındakini,
Bu nedenle aşkın bir işareti değildir.
Oysa el! Eldivensiz bir elin dokunuşu
amaçlıdır ve niyeti öyle açıktır ki anlatır her şeyi
Ben kadınımın aşkını, o nazik dokunuşundan bilirdim.

Michel
Teşekkürlerim sana sevgili Philippe
Çünkü ayağı ben istemiştim.
Göz aşktan söz etmez, yalnızca
fetheder arkadaşları kadın için.
Ve herkes tutmuştur bir şekilde elini.
Ama ayağın ayağa gizlilik içinde
Sadece kendilerine özel bir şekilde
Herkesin bildiği bir gerçeği reddederek
Eğlence olsun demeyerek dokunuşu
İspat eder ki: işte aşk bu.

Andre
Kadınımız gözlerimin içine baktı: Aşk ile.

Philippe
O benim elimi tuttu.

Michel
Masanın altında küçük ayağını
ayağıma dokundurdu.
Kadın

Ne göze ne ayağa ne de ele güvenin.
Ben bir dördüncüyü seviyorum;
ki, o, alır her gün mektubumu.

 

John Hawkes,  Çev: Behlül Dündar
İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın