Jerome K. Jerome, Teknede Üç Adam

“Hayat böyledir işte; kendi kaderiniz üzerinde bahçeden toplanıp fırında pişirilen sebzeler kadar bile söz hakkınız yoktur.”

“..Ben o tür bir insan değilim elbette. Karşımda birisi köleler gibi çalışırken ben öylece oturup tembellik yapamam. Derhal yerimden kalkıp o insanın yardımına koşmak, yani ellerimi ceplerime sokup etrafında dolanmak, neyi nasıl yapacağını söylemek isterim. Ne yapayım benim de huyum böyle. Tanrı beni tez canlı yaratmış.”

Zaten o anda böyle ilahi ezgiler duysak hiç de hayra yormazdık. herhalde öldük de cennete gidiyoruz sanırdık. Oysa ki bu çatlak sesli akordeondan çıkan ‘hepsini tavladı’ şarkısında alabildiğine dünyevi, insanca bir şeyler vardı.”

“Neden bilmem ben uyandıktan sonra karşımda horul horul uyuyan birini gördüm mü cinlerim tepeme çıkar. Şu kısacık ömrünün paha biçilmez saatlerini asla geri gelmeyecek olan değerli anları hayvanlar gibi uyuyarak geçirmesi bana büyük bir suç gibi gelir.”

“Bizler midemizin emrindeki zavallı köleleriz aslında . Siz en iyisi beni dinleyin ahlakmış, adaletmiş boşuna böyle şeylerin peşinden koşmayın. Midenize dikkat edin yeter. Yemeklerinizi özenle seçin, midenizi ihmal etmeyin. O zaman erdem de, huzur da kendiliğinden gelir yüreğinize yerleşir. İyi bir vatandaş, sevecen bir eş, merhametli bir baba, soylu ve erdemli bir adam olursunuz.”

“Kimi zaman acımız öyle gerçek, öyle büyük olur ki, onun karşısında dikilir sessizce bakarız. Kelimeler yetmez dediklerimizi anlatmaya; sadece inilderiz. İşte o zaman gecenin yüreği sızlr, acımızı dindirmeye gücünün yetmeyeceğini anlar. Elimizden tutar, kanatları üzerine alır, uzaklara götürür bizi. Dünya ayaklarımızın altında küçülür, uzaklaşır. Kısacık bir an için geceden çok daha büyük , çok daha güçlü bir varlığın karşısına çıkarız. O yüce varlığın huzuruna çıkarız. O yüce varlığın ışığında insanoğlunun tüm hikayesi bir kitap gibi açılır önümüze.. Anlarız ki acı da keder de Tanrı’nın melekleridir.”

“Güneştir bu dünyaya hayat veren. O bulutların ardında kaldığında tabiat ananın güleç yüzü kararır, gözlerindeki sevinç pırıltıları söner. Kocası ölmüş bir dul kadın gibi içine kapanır, sanki biz çocuklarını artık sevmiyormuş umursamıyormuş gibi duygusuz, bomboş bir ifadeyle bakar bize. Bizlerse annenin etrafını sarıp ellerine dokunan çocuklar gibi onun kederli yüzüne bakar, sevecen bir bakış, bir gülümseme görmek için boş yere bekleriz.”

“…Zaten bana hep üzerime düşenden daha fazla iş yapıyormuşum gibi gelir. Çalışmaya üşendiğimden değil, severim çalışmayı. Çalışan insanlara da oldum olası hep hayranlık duymuşumdur. Onları hiç sıkılmadan saatlerce seyredebilirim.. Ayrıca benim için işe doymak diye bir şey söz konusu değildir, çünkü hayattaki en büyük tutkum,aldığım işleri biriktirmektir. Ne kadar geniş bir koleksiyonum oluğunu görseniz şaşarsınız. Çalışma odam tavnlara kadar biriktirdiğim işlerle doludur.”

“Bir başka özelliğim de bana verilen işlere gözüm gibi bakmamdır. Elimdeki işlerin bazılarının üstünden yıllar geçmiş olmasına karşın hala ilk günkü halleriyle yepyeni dururlar. Üzerlerinde tek bir çizik ya da leke bile bulamazsınız. Bunlar benim için apayrı bir gurur kaynağıdır. Arada bir çıkarıp tozlarını alır sonra tekrar hepsini yerli yerine koyarım. İşlerine benim kadar iyi bakan biri yoktur sanıyorum.”

“Hayat zaten kendiliğinden gülünçtür.”

Duygu Sezer yolladı
Teknede Üç Adam, Jerome K. Jerome, Bordo-Siyah Yayınları
İZDİHAM
İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: