Ivan Illich

Gelişme bütün toplumlar üzerinde aynı etkiyi yaptı. Aynı tür makineler, fabrikalar, klinikler, televizyon stüdyoları ve beyin takımlarından sökün edip gelen ürünlere bağımlılığın yeni bir ağına düşürüldü her bir kimse. Bu bağımlılığı tatmin etmek içinse, aynı şeylerden daha çok miktarda üretilmeliydi.

Kendisine sunulan şeye ihtiyaç duymak üzere mühendisin acentesi tarafından eğitilecek olan geleceğin tüketicisi için, tasarlanıp tandartlaştırılmış ürünler. İster elle tutulur eşya cinsinden, ister fiziksel varlığı olmayan hizmetler cinsinden olsun bu mamuller temel endüstriyel ürünleri oluşturur. Bir eşya olarak ürünlerin taşıdığı parasal değer değişen oranlarda hükümet ve piyasa tarafından belirlenir.

Böylece, farklı kültürler, geleneksel eylem tarzının tatsız tuzsuz tortuları haline gelirler, dünya çapında bir metruk, üretmek ve tüketmek ihtiyacında olan bir mekanizma tarafından tahrip edilmiş kıraç bir arazide artık işi bitmiş şeyler olarak. Sen nehri kıyısında veya aynı şekilde Nijerya’ da yaşayan halk süt sağmasını unutur oldu; zira artık, şu beyaz madde, bakkaldan temin edilmekte.( bol bol bağışta bulunulan tüketiciyi koruma derneği sayesindedir ki, Fransa’ da Mali’ de olduğundan daha az zehirleyicidir bu madde). Çok daha fazla sayıda bebeğin inek sütüne ulaştığı doğrudur, fakat zengin olsun, fakir olsun, tüm annelerin sütü de kuruyup gitmektedir.

Bebek, biberon ihtiyacıyla ağlamaya başladığında, yani, organizma, bakkaldan gelen süte kavuşmaya ve böylece de görevini ifa edemez hale gelen memeden yüz çevirmeye alıştırıldığında, tiryaki tüketici doğmuş olur. İnsanoğlunun kainat çiçeğini meydana getirmek için gerekli olan özgür ve yaratıcı insan eylemi git gide körelmektedir.ister ince tahtadan veya sazdan, isterse kiremit veya arduvazdan olsun, bütün çatılar, bir kısmı betondan, pek çoğu da oluklu plastikten yapılanlarıyla yer değiştirmektedir.

Ne balta girmemiş ormanlar ve bataklıklar, ne de ideolojik eğilimler, zenginlerin otoyollarına, kendilerini ekonomistlerle rahiplerin yer değiştirdiği bir dünyaya götürecek olan yollara, yoksulların ve sosyalistlerin akın etmelerini engelleyemedi. Darphane, bütün mahalli servet ve putları ezip geçerken, para, ölçemeyeceği şeylerin değerini düşürmekte. O halde kriz herkes için aynı anlamı taşımakta: endüstriyel ürünlere karşı daha çok ya da daha az bağlılığın bir seçimi.

Daha çok, canlı aktivitenin, modern kültürlerde kulanım değerlerinin rengarenk çiçeklenişi demek olacaktır. Esasen tercih – her ne kadar, ahmaklar koğuşundan sadece ismen farklı bir yapı olan süper market içinde yaşamaya halihazırda alışmış kimseler için bunu tahayyül etmek hayli zor olsa da- hem zengin hem de yoksul için aynı şeyi ifade etmektedir.

Ivan Illich 1976

 

Tüketim Köleliği’ nden bir bölüm. sf. 25

Çeviren: Mesut Karaşahan.

1990

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: