İtibar Dergisi’nin 34. Sayısından Seçilen Mısralar

İtibar Dergisi’nin 34. Sayısından Seçilen Mısralar

 

Kömür.

Doğru kelime seçtiğin

Yankısı uzun

Ve yaralı olur

Ama ıssız değil

Bana kalırsa bu dünya

Issız olmaz dolup taşan acıyla

 

 

Cevdet Karal

(İtibar, 34)

 

 

 

Sokakta, iç cebinde her semtin

Saklanıyor yurdun kimlik bilgisi

Havale ettik bankalar caddesine

Ömrün en içten dileklerini…

Emel Özkan

(İtibar, 34)

 

 

Tırpanın az önce ziyaret ettiği

Bir çayırın kokusu vardı havada

Yani biçilmiş otların

Köklerine duyduğu hasretti kokladığımız

Ve tahta atım döndü bir sonraki yolcusuna

 

Suavi Kemal Yazgıç

(İtibar, 34)

 

Bildim neş’e göçebe, ah ki huzur derbeder

Bir titrek emel, bir fersiz ateş payına düşer…

 

Demezdim diyorum, solgun yerlerinde geziniyorum

Adını yaşamak koydum fakat hergün ölüyorum

Yusuf Özkan Özburun

(İtibar, 34)

 

Derseler kırmak gerektir kalemim, kıralar;

Amma ki eğilmez bir madenden biçilmiş.

Berat Demirci

(İtibar, 34)

 

Yakut bir yalnızlıktır çelmeye çalıştıkça

Senin zümrütten aklın ekmeklerinden öper

Kitaplarından öper, öper kapılarından

Bir çocuk yeryüzünü yazılarından öper

Mehmet Aycı

(İtibar, 34)

 

Ne diye ölümün penceresinde

Utanmadan çıplak gezinir şiir

Çapkın güneş hele bir esnesin de

Bak: Harfler dans için dişileşmiştir

Mustafa Muharrem

(İtibar, 34)

 

Bir çocuk hafiflediğinde

Belinde çocuğun hafifliği, gayya’ya yuvarlanır dünya

Ağaçlar saçlarını yolar

Yüklü atlar, yeleleriyle teper rahmini

Bir çocuk hafiflediğinde

Bir çocuk hafiflediğinde canlar

Taşıdığı canın hesabından korkar

Dilek Kartal

(İtibar, 34)

 

Bunu bir gün mutlaka yapacağız dünya umurumuzda olacak

O dükkâna gidecek arkaya üç çay söyleyecek

O küçük ve basık şehrin kasvetini tekrar dağıtmış olarak

Kalkacağız ve yine hesabı kimse ödemeyecek

Tuba Kaplan

(İtibar, 34)

 

Avuçlarım terliyken solukken yüzüm

Biri bir yetimin gözlerinden çekince gözlerini

Şehrin hep ücra bir kenarında dostlarım

Bir köşesini tutmuşken ben

Önünde durduğum her kapıyı çalınacak kapı bilirken

Sefalar getirip sefalar bulacağıma inanırken

Sefaletten başka ben ne buldum bu hastane kapılarında

…..

Benim canım çocuklarıma örtü kılınmıştır kimi soğuktan kimi sıcaktan

Hakan Kalkan

(İtibar, 34)

 

Beni geçelim ben desem de geçelim ben

Benden geçelim bana benim. Ne kadar tuhaf

İnsan geçemiyor kendinden olamıyor sadece bir yüz

Kırışıksa kırışık bembeyazsa ya da esmer

Yonca tarlasında elinde tırpan güneş tam tepede

Kelimelere ihtiyacı olmayan bir güneş

Kelimeleri olmayan bir adama denk.

Ben beni geçelim diye şiir yazıyorum

Sen de şiir okuyorsun

İyi halt ediyoruz.

Murat Küçükçifci

(İtibar, 34)

 

Doğru atı bilmez oyun bilmeyen

Filizkırandır bu fırtına boynunu eğen

Kemerime taktığım falçatayı unut

Camus derken ben, yüzüme baktığını

Gökhan Ergür

(İtibar, 34)

 

Halkımıza inanıyorum çiçeklere değil perdelere daha çok

Çünkü ünsüz bir şair olmak bunu gerektirir ünsüzdür çoğu çiçek

Devletin bütün müfredatlarını bitirip hiçbir şey olamamak

Çünkü sıradan bir vatandaş olmak bunu gerektirir

Murat Koparan

(İtibar, 34)

 

Kim ki bakar dağılır ölüme

Kahırdır kalan ki aslı yanılsama

Böyledir: gerçek tedavi etmez

Mehmet Narlı

(İtibar, 34)

 

Fakat kalbimiz kaldırıyor bunları, benimki de dahil

Kırmızı ışıkta tam araç durduğunda

Çocuğa bak, göğe bak ve kilometreyi sıfırla

Bundan böyle gökten ne düşebilir ki başına

Mustafa Köneçoğlu

(İtibar, 34)

 

Bilmem ki neden kırılır camlar, neyden bizâr

Baktığı aynanın içine düşüyor herkes

Bir çocuğun, kuşa ekmek uzatması kadar

Meşru bir şey, gönlümü imâr eden o heves

Nadir Aşçı

(İtibar, 34)

 

Taşıyor aklımın ötesine nehirlerin, güneşin doğuşu,

O bebeğin süt dişleri,

Annemin bordo renge kırmızı deyişi.

Kendimi bilemedim, ah ben, bilmeyeli

Şaşkınlığıma şaşar oldum, bu yükle nereye gitmeli.

Ebru Bulut

(İtibar, 34)

 

Lal olmak ise bencil bir anlatım biçimidir.

Sınır çizmeye yeltenme

Aramızdaki nehir rejimini aşabilir

Ve yuvarlak bir masa etrafında seni sevmek

Emniyetten elimi çekmem ile sabittir.

Gez, göz, arpa çıkınca gel.

Rıdvan Tulum

(İtibar, 34)

 

Hem güzeldir ölümden sonrasına ertelenmiş bir hayat

Yaşarken yarım kalan o şarkıya başlamak

Vakit doldu ama gücüm var hâlâ koşmaya

Bizi almayınca anladım, kalabalıkmış dünya…

Sadık Altan

(İtibar, 34)

 

Fatma Şengil Süzer hazırladı.

İZDİHAM

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın