İtibar Dergisi 29. sayı; Fatma Şengil Süzer O mısralar var ya

şimdi engellerden geçmem, burgaçlardan çıkmam mı gerekli
….
her şey kendisi olup dururken ah kalbim, ah kalbimin alâmeti
Turan Koç
(İtibar, 29)

Keder neden yok olmuyor, oysa en başta
“Bir varmış bir yokmuş” diye başlar masal.

Varlığın ışıldayan bir kehribar,
Sürekli çekiyor yüreğimi,
O ise ta Ezelde seçimini yapmış gibi…
Ağyar da yok, yalnız yâr
Hüsrev Hatemi
(İtibar, 29)

Sesin de varmış, duyanlarla konuştum
Kimsesi kalmayan o diller gibi
Uzak ve unutkan, dağların şimdi.
….
İnsanı yerinden eden gözlerin
Suların serin, toprağın haklı
Kusursuz kuşlar, çayırlar ve tay
Anlatma, inanmazlar –hep öyledirler
….
Yukardan bakarlar, dünyadan sana
Sakın sırrını deme onlara
İbrahim Tenekeci
(İtibar, 29)

söylemeden geçmiyorduk hep yatılı kaldık
ilk göz ağrım miyop sana yalan söyleyemem
bu şiire türbanıyla girebilen anneler, sahi neden hep anneler
neden sadece grip olmada sağlanan bu birlik
unutma insan kafede değil
elbette hüsrandadır
beni unut.
Samed Karataş
(İtibar, 29)

Bir fısıltıyla olsun bari kendine
Dikkat et hele gayret et dalgalan
Kendini bağışla kendini bırak

Bu girdap yakaladı mı bırakmıyor
Bırakmıyor insanı yakasından.
Nurettin Durman
(İtibar, 29)

Eşkâli silinmiş pencerenin
Camgüzeli bir meraka mülteci
Yalnızdır sümbül mutlu gününde
Ayağı geri gider mor menevşenin.
Emel Özkan
(İtibar, 29)

neye ve kime göresin ey içimdeki boşluk
….
az geliyor kuşların göçü sanki uçan poşetler ne
izi kalıyor tüm hüzünlerin bahtiyar gülmemde
kanalı değiştirmek gibi bir eylem içindeyim şimdi
terliklerimi astım evimin mahzeninde tutsağım
Bilal Can
(İtibar, 29)

bana üzüm bağlarını gösterecektin
kara salkım gölgelikleri
….

yeni bir cehennem gerek bana
kavrulacağım bir iç deniz
Serkan Türk
(İtibar, 29)

Nasıl dursam Tanrım, nasıl
Nasıl dursam da değmese kalbim
Kalbine şehrin
Nefes mi almasam

Sadri Bey bir söylesenizdi
İstanbul neydi
Cengizhan Orakçı
(İtibar, 29)

Dağlara derdini diyeni
Alır mesafe uzar gider
Sürer yârda boşluğun izleri
Serdar Arslan
(İtibar, 29)

Kelimeler aklında asılı çifte
hafifler evin içi, sofra kurtulur
babanın uyuşan dizinde
defterle bir kaplanan yoksulluk

Ömrüm, kötü ağırlanmış o konuk.
Serdar Arslan
(İtibar, 29)

aslında ödüm kıyametten daha çok kopmakta
beni öldürüyordu masa başı şiirler
öğretmemişlerdi bana tası ve tarağı toplama işlemini
yere düşmüştü son sürat giden bir at
şöyle demişti dedem –abdest alıp dışarı çıktığında
ıslak bir kağıt dokunulmazlık hakkına sahiptir
Tevfik Emre Akın
(İtibar, 29)

sen, ruhumuzun aydınlık bahçesinde büyüyen bir çiçektin: bir tek biz sevmedik seni
frak giymeyen, şaraptan anlamayan, parmak kaldırmayı sevmeyen, takkesiz adamlardık
roboskinin, ibda-c koğuşunun, mavi marmaranın, cem evlerinin, camilerin
fabrikaların, tersanelerin, tekstil atölyelerinin, halk ekmek büfelerinin arasında
“türkiye acıları” maddesinde küçük bir yer verdiler bize
bahçemizde türkiye kadar mahzun bir çiçek vardı
İsmail Kılıçarslan
(İtibar, 29)

Metelik vermeyip işbu faniye
Hürmet et kalbinde susan sabîye
Fil girse affet de zücaciyeye
Kuş gönlü kıranı şakî diye yaz
Süleyman Çobanoğlu
(İtibar, 29)

Fatma Şengil Süzer
İZDİHAM

  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın