İsmet Özel, Tavize Terör Vermek Teslime Terör Olmak

 İsmet Özel son olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Bakındı açıkgözlere! Kim sanıyorlar bizi ki, bizim mutlak mânâda kendilerine inanmamızı, bilhassa ve bizatihi kendilerine güvenmemizi ve siyasi, kültürel, ekonomik mevcudiyetlerini “iktidar” olarak kayıtsız şartsız makbul saymamızı bekliyorlar. Söylediklerinin doğruluğuna inanmamızı, Gaziantep’teki patlamadan PKK’nın sorumlu tutulmasında haklılık olduğuna kanaat getirmemizi bekliyorlar. Böylece biz PKK’yı milletin başına kastetmiş bir tehlike bilmeliymişiz. Ne olacak PKK’ya diş bileyen insan sayısı artarsa? Gözlerimizi gerçek faillere çeviremeyeceğiz. Türkiye’yi haritadan silme işlerini devreye PKK’yı katmaksızın yürütenlerin yağlı ipine sarılma zarureti altında olduğumuza işaret ediyorlar. Elimiz mahkum diyeceğiz. Neticede kendilerinin de bir gücü temsil ettiği gösterilebilecek, onları bazı makamlara oturtanların yakın bir gelecekte sandalyelerini üfürükle devirme hazırlığında olduğu gözden saklanabilecek.

Bakındı açıkgözlere! Teröre taviz vermeyen onlarmış, teröre teslim olmayan onlarmış… Yalnız Türkiye’de değil; Dünyanın her yerindeki idareci mevkii kapmış siyasi zevat, siyaset yelpazesinde nereye yamanmış olurlarsa olsunlar, teröre taviz vermeyecek kararlılıkta oldukları havası atma merakına yıllardır feci şekilde kendilerini kaptırmıştır. Üstelik karizmayı çizdirmemeye, her gürültüye pabuç bıraktıkları halde, kendilerinde teröre teslim olmayacak bir cesaret olduğu intibaı vermeğe de bayılırlar. Bu ölçüde kararlı, böylesine cesur siyasetçilerin mevcudiyetine inanan hödük aramadığınız kadar çoktur. Siyasî zıpırların “Terör bir insanlık suçudur” diye koro halinde haykırma merasimlerinin eğlencesine doyum olmaz.

“Terreur” nedir? Lûgat şöyle izah ediyor: (Latince terror kelimesinden Fransız lisanına XIV. asırda intikal etmiş) 1. Allak bullak eden, felç eden ifrat derecedeki korku. 2. (1789’dan itibaren) Bir insan topluluğunun tamamı, bir bölümü üzerine musallat olan, onların direnme gücünü kırmaya matuf korku; bu korkuyla bina edilmiş siyasi rejim ve uygulama ki, ayrımcılık tedbirleri ve şiddet tatbikatıyla işler.

Demek ki terörden bahsedenler asılsız bir lisân tekellüm ediyor. Acı çekenler, can kaybına uğrayanlar var; ama bu bahsettikleri şey sebebiyle felç olan, allak bullak olan, yani geleceği bakımından planlarını mahvolmuş sayan hiç yok. İnsan topluluklarının dünya sistemi eliyle kapana yerleştirilmiş yemden mahrum kalış hissiyle sıkıntılar yaşadıkları, açlığa ve onu aratmayan perişanlığa terk edildikleri de vâki; lâkin şiddet yoluyla yıldırma 21. yüzyılın artık gerçeği değil. O halde hâlâ iktidar sahiplerinin niçin terör kelimesi kullanılarak bir dil kaydırması yaptıklarını anlayalım. Bu hususta ilk öğrenmemiz gereken 1945’ten itibaren orta sahasının Kuzey Amerika ve Batı Avrupa olduğu kabul edilen bir “beyaz adam” kampının teşkil edildiği ve beyazların kendi aralarındaki meseleleri başkalarından akan kanla çözme programı uyguluyor olmalarıdır. Terör lâfzına muhasebe kayıtları cinayetlere ihtiyacı gösterdiği için müracaat edilmiştir. Terör adlandırması millet ve sınıf çatışmalarının yerini tutuyor gibi gösterilen arbede dolayısıyla yapılan bir adlandırmadır.

Gel gelelim, terörü ucuza mal etmek hiçbir zaman diliminde mümkün olamamıştır. Her gelir grubunun gözünü biraz daha fazlasına diktiği ortamda sermaye sahipleri (hem de en üst malî tabakadaki sermaye sahipleri) bir takım çulsuzların adam yerine konma heveslerini tatmin ederek terör hareketlerine moda akımların dekor ve kostümlerinden istifade ederek istikamet tayin etmiştir. Terör ve uyuşturucu en üst malî tabakadaki sermaye sahipleri tarafından himaye edilmiyor olsaydı, şimdiye ikisinin de izi kalmazdı.

Dünya sathında sermaye sahipleri tarafından güdülen sürü her türlü aldatmacanın iletken maddesi olmayı kabul ediyor. Çünkü sürünün merak ettiği kimin elinin kimin cebinde olduğudur. Dünyevi kazancı yegâne kazanç bilen herkes hesabını doğru yapabilmek için “enformasyon” peşindedir. Güdülen sürüde yerini bilen herkes partiyi kimin vuracağına kanaat getirip güçlü olana destek olur. Bu desteğin neticesinde tavize terör verilmiş olur. Zira modernlik boyunca sermaye sahipleri her genişleme merhalesinde haklılara bir taviz vermek zorunda kalmışlardır. Bu taviz maddi kazanç silahıyla teröre uğratılır. Yine de Allah korkusu nedir bilenler yılgınlığa uğramaz. Üstüne üstlük onlar maddi kazanç silahını gülünçleştirir. Maddi kazanç yoluyla azdırılamayanların maruz bırakıldıkları bir terör de vardır. Onlar Hakk’a tapar olmanın terörü ilzam ettiği tehdidi altındadır. Meselemiz şirkin müsamaha edilir bir miktarından bahsedilip bahsedilemeyeceğidir. Düğüm noktası semavi dinler hokkabazlığı marifetiyle bize kimlerin Müslümanmış gibi yutturulduğu noktasıdır.

 

İsmet Özel, İstiklak Marşı Derneği sitesinden alınmadı ki…

İzdiham

 

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: