İsmail Toprak İle Röportaj

CENKNAMELERİN AMACI İSLAM AHLAKINI ÖĞRETMEKTİR
Cenknameler, şifahi kültürümüzde önemli bir yer tutar. 1980’li yıllara kadar da Anadolu’da Cenknameleri anlatan, dinleyen canlı topluluklar varlığını sürdürdü. Yakın Tarih konusunda çalışmalar yapan İsmail Toprak, Hazreti Ali Cenknamelerinin mensur olanlarını bu günün Türkçesi ile yayına hazırladı. Toprak ile değerli çalışmasını ve Cenkname kültürünü konuştuk.
Yakın zamanda Hazreti Ali cenklerini yayına hazırladınız. Özellikle genç okurlar için soralım Cenk ve Cenkname ne demek?
Cenk, kelime karşılığı savaş olmakla beraber özel olarak din yolunda yapılan savaş anlamında kullanılıyor. Name kelimesinin de buradaki anlamı kitaptır. Cenkname de Müslümanların İslamiyet’i hakim kılmak için Müslüman olmayanlar ile yaptıkları savaşları anlatan hikayeler demek. Hikayeler deyince tabi ki bir edebi  tür akla geliyor. Ancak Cenknameler herhangi bir sanat kaygısı taşımayan anlatılardır. Belki bu yüzden Edebiyat Tarihlerinde ya hiç bahsedilmez ya da sadece varlığından söz edilip geçilir. Cenknamelerin amacı İslam ahlakını insanlara öğretmektir. Bu sebeple hikaye mutlaka Hazreti Peygamberle başlıyor ve hikayenin kahramanının her türlü İslami esasa riayet ettiği sık sık tekrar ediliyor. Cenknamelerde İslamiyet öncesi toplumda benzer amaçlar için anlatılan destan geleneğinden yararlanılmıştır. Cenknameler İslami unsurlar dışında destanlarla birçok benzerlikler gösterir. Kahraman ahlaki davranışlar bakımından diğer insanlarla aynı iken bazen de olağanüstü varlıklarla mücadele eder. Tasavvur edilen her türlü kötü güçlerden insanları korur. Hemen her erkeğin 15 yaşından itibaren ölünceye kadar asker olduğu bir toplumda savaş ruhunu (soruda genç okurlar denildiği için savaş dedik yoksa burada gaza ruhu demek icap ediyor) canlı tutmanın yolu olarak görülmüştür Cenkname söylemek. Gaza sadece savaş değil belki daha çok yeryüzünden kötülüğü kaldırma çabasıdır. Bu yönüyle Cenknameler kutsal metinler gibi ya da kutsal metinlerin adeta tefsiri gibi okunmuştur.
Kültürümüzde Cenknameler sadece Hazreti Ali Cenkleri ile mi sınırlı başka Cenknameler de var mı?
Hazreti Ali ile anıldığında Cenkname olarak kullanılan bu ifade farklı kahramanların ön plana çıkarıldığı başka versiyonlarda Hamzaname, Battalname, Danışmentname ve bunların hepsi için kullanılan Menakıpname, Gazavatname, Zafername, Fetihname gibi isimlerle hikaye edilmiştir. Türkçe’de 300 kadar Gazavatname olduğu bazı Edebiyat Tarihi kitaplarında yazılmaktadır ki bunların önemli bir ekseriyeti Yavuz Selim ve Kanuni dönemleri başta olmak üzere Osmanlı döneminde yapılan savaşları anlatmaktadır. Özellikle Battal Gazi Destanları, Ebu Müslim Horasani Menkıbeleri Türk toplumunda yaygın olarak söylenmektedir. Dolayısıyla kültürümüzde Hazreti Ali Cenkleri dışında başka cenk hikayeleri de söylenmiş ve anlatılmıştır. Ortaya çıkış zamanları henüz tam olarak tespit edilemediğinden hangi sıra ile kültürümüzde yer aldıkları bilinmemekle beraber Hazreti Ali Cenklerinin ilk olarak İran Edebiyat ürünlerinden ve Arap hikayeciliğinden tercüme ve adapte yoluyla kültürümüze girdiği genel olarak kabul edilmektedir.
Türk toplumunda geçmişte Cenknameler nasıl bir işlev görüyordu? Ve hangi ortamlarda nerelerde söyleniyordu?
Sorunun ikinci kısmından başlarsak; bizim yaşlarda olan bir çok insandan çeşitli vesilelerle okunan Hazreti Ali Cenklerini dinlediklerini duyarız. Yaşı bizden daha büyük olanların neredeyse hepsinin mutlaka bir Cenk hikayesi hatırası vardır. Bu da gösteriyor ki Cenknameler 1950’li yıllara kadar hemen her ortamda 1980’li yıllara kadar da çeşitli ortamlarda söylenegelmiştir. Bu ortamlar nelerdir? Bazı Cenkname nüshalarının muhtelif yerlerinde “Bu kitap filanca kahvede filanca tarafından okunup şu tarihte tamamlanmıştır” gibi notlar gördük. Bu bize Cenknamelerin insanların en fazla bir araya geldiği ortamlarda okunduğunu düşündürüyor. Köylerde insanların daha çok bir araya geldiği köy konakları, şehirlerde insanların misafir edildiği varlıklı kişilerin konakları, asker ocakları, tekkeler, medreseler velhasıl insanların bir araya geldiği her ortamda Cenknamelerin okunup söylendiğini görüyoruz.
Cenknamelerin toplumda nasıl bir işlev gördüğüne gelirsek: Kültürümüzdeki “Yetiş ya Ali!” deyişi Cenkname okuma geleneğinin sonucudur. Zira her nerede kimin başı dara düşse Ali yetişir. Önceki cevaplarda da söylediğimiz gibi yeryüzünden kötülüğü kaldırma amacı diye söyleyebileceğimiz Gaza ruhunu her daim canlı tutmanın yolu olarak vardır Cenknameler. Bu Gaza ruhu yeryüzünde iyiliği hakim kılma amacını gerçekleştirmek için her ferdin örnek bir ahlaka sahip olmasını da gerektirir. Bunun için de her işinde Hazreti Peygamber’den icazet alan Hazreti Ali’nin davranışları örnek gösterilir.
Cenknameler şifahi kültürün bir ürünü müydü yoksa baştan beri yazılı olarak mı kullanıma girdi?
Kaynaklarda gördüğümüz kadarıyla Cenk hikayeleri önceleri Meddah (bir kişinin izleyici/dinleyiciler önünde olayı çeşitli vücut hareketleriyle de zenginleştirerek, daha çok insanları güldürme amaçlı anlatım şekli) tarzında anlatılmaktaydı. Bildiğimiz gibi bu şifahi anlatım hem Türk geleneğinde yaygın idi hem de Cenk hikayeleriyle ortak bir kültür alanı oluşan Arap ve Acem toplumlarında. Bu gelenek her daim sürdürülse de zamanla bazı kişiler anlatılanları yazıya geçirmeye başladılar. İlk yazılı Cenkname metinlerinin XIII. yy.’da ortaya çıktığı Edebiyat tarihçileri tarafından tahmin edilmektedir. Kütüphanelerimizde bulunan nüshalar ise XVI. yy. ve sonrasına aittir. XIX. yy’da ise bir çok yazma ve matbu nüsha görüyoruz.
Hazırladığınız Cenknameden bahseder misiniz? Başka Cenknameler var mı nelerdir?
Dört yazma üç matbu nüshadan yararlanarak Hazreti Ali Cenklerini hazırladık. Bunlardan ikisinde sekizer, birinde altı diğerlerinde birer Cenk hikayesi yer alıyor. Bu nüshalardan toplam dokuz farklı Cenk hikayesine çalışmamızda yer verdik. Farklı isimlerle değişik kaynaklarda yer alan Cenk hikayelerinin mensur metinlerine herhangi bir yerde rastlayamadık. Tarih kaydı bulunan iki yazma nüshadan birisi 943 (1537) diğeri 1267 (1851)’de yazılmıştır. Bu nüshaların hepsini karşılaştırdığımızda hikaye olarak önemli bir farklılığın olmadığını görüyoruz. Anlaşılıyor ki nüshalar büyük ölçüde birbirinden kopya edilmiştir. Dil olarak oldukça sade bir Türkçe ile yazılmış daha çok savaş ile ilgili tabirlere yer verilmiştir. Sözlü kültürün devamı olduğundan metinlerde konuşma üslubu hakimdir. Sık sık dinleyenlere hitap ifadeleri geçmektedir. Biz bu üslubu mümkün mertebe muhafaza ederek metinleri tekrarlardan arındırıp daha rahat okunabilir hale getirmeye gayret ettik. bugün artık kullanılmayan ya da başka anlamlarda kullanılan kelimelerin yerine günümüzde yaygın olanlarını yazdık. Konunun daha iyi anlaşılması için değiştirilmemesi gerektiğini düşündüğümüz bazı kelimeler için de dipnotlar ekledik. Metinlerde geçen tarihi şahsiyetlerin kısa tercüme-i hallerini yine dipnotlarda verdik.
Hazreti Ali Cenknameleri konusunda yerli ve yabancı araştırmacılar tarafından yapılan çalışmalar daha çok manzum metinler üzerinden olmuştur. Mensur Cenknameler 1950’li ve ‘60’lı yıllarda Muharrem Zeki Korgunal ve Selami Münir Yurdatap tarafından Cenkname ruhundan uzaklaştırılarak macera romanı ve aşk hikayeleri tarzında yayınlanmıştır. Sonraki yıllarda da çeşitli yayıncılar tarafından modern hikaye tarzına evrilerek cenk hikayeleri oluşturulmuştur.
Sizce Cenknameler modern okur için ne ifade ediyor?
Hazreti Ali Cenknameleriyle benzer özellikler gösteren Battal Gazi hikayelerinin sinema versiyonlarını modern izleyici nasıl değerlendiriyorsa Cenknameleri de öyle göreceğini hatırdan uzak tutmadan bu meseleye baktığımızı öncelikle ifade edelim. Bu tür anlatı kitapları fazlaca dönemsel özellik barındırır. Bir asıra yakın zamandır savaş ortamını yaşamamış bir toplum algısı da her cümlesi savaşma üzerine kurulu böyle metinleri cazip bulmayacaktır.
Ancak Cenknamelerin amacının; dini tebliğ ve yayma, dinî-ahlakî bilgi verme, toplumda gazâ ruhunu canlı tutma olduğu söylenebilir. İnsanın kendine ve başkalarına karşı olan yükümlülüklerini yerine getirmesini, güzel huylar edinip kötülüklerden kaçınmasını amaçlayan cenknamelerde, etnik unsur, mezhep ve meşrep gözetilmeksizin herkes için İslamî bir ahlak sistemi öğütlenir. Başta Hazreti Ali olmak üzere hikayelerdeki kahramanlar; sözünde duran, cömert, hak etmediği şeye dokunmayan, ekmeğini yediği kimseye ilişmeyen, zalimlere karşı mazlumları koruyan şahsiyetler olarak tasvir edilir. Bu davranışların ise dönemsel olduğu söylenemez. Dolayısıyla modern okur için de hem geçmiş kültürü tanıma hem de evrensel ahlaki değerleri özümseme bakımından Cenknameler önem arz eder.
Diğer taraftan Cenknamelerin, dönemin ruhunu her türlü tarih ve siyasetname kitaplarından daha gerçekçi yansıttıkları da muhakkaktır. Bu da dönemi anlamaya ve anlatmaya çalışan araştırmacıların Cenknameleri görmeden doğru sonuçlara ulaşamayacaklarını ifade eder.
İZDİHAM
Röportaj: Ali Ayçil
Gerçek Hayat’ta yayınlanmıştır.
İzdiham 28 Çıktı. İzdiham 28. Sayısında da yine herkesten farklı, her şeyden özgün, her şeyden daha şiir. 28. Sayı ile İzdiham yepyeni bir yolculuğa daha başladı.  Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Bekir Şamil Potur, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Alper Çeker, Yunus Meşe, Emine Şimşek, Ferhat Toka, Bilge Çiğe, Mücahit Gündoğdu, Sema Evin, Meltem Gülname Kaynar,  Hatice Çay ve Yağız Gönüler hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham 28. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: