Popüler Gündeme Dair Satır Araları

 

 

 

Güven Adıgüzel’in gündeme dair değerlendirme yazısı…

 

 

 

                                               SERBEST VURUŞ-III

  • Karışık kaset yıllarına denk gelen arkadaşlara sesleniyorum buradan; itiraf edin o anonslardan yaptırdınız değil mi hepiniz.

 

  • Az konuşulsa da -dikkat çeken- bir Cem Yılmaz esprisini hep birlikte teğet geçtik geçtiğimiz hafta. Malumunuz Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’yla 2. kez Şeflik yaptı Cem Yılmaz. Bu arada mevzuya girersek; Borusan Vakfı’nın burs verdiği bir genç var ki; bu arkadaş 24 yaşındaki piyanist Sıtkı Kandemir Basmacıoğlu olur. Cem Yılmaz’ın bu genç arkadaşın performansı için yaptığı ‘arkadaşımızın hesabına burs parası biraz önce yattığı için biste daha iyi çaldı’ esprisine kahkahalar atılmıştır muhtemelen. Sonuçta Cem Yılmaz’ın iyi orkestra yönettiği için değil, güldürsün de etkinliğe bir hareket getirsin diye orda olduğu aşikar. Tamam güldürsün de, ‘burs parası biraz önce yattığı için iyi çaldı’ gibi ucuz, acımasız, gereksiz bir espriye güldüren bu anlayışın ne kadar sahici olduğu da sorgulanmalı. Burs; yoksulluğun, imkansızlığın tefrikası ve ilanıdır. En azından öyle bir ortamda bununla dalga geçilmemesi adaptandır… Abarttığımı düşünüyorsanız tekrar edeyim; ‘arkadaşımızın hesabına burs parası biraz önce yattığı için biste daha iyi çaldı’ ha, ha, ha…

 

  • Aslında kivi çok efendi bir meyve ama nedense kendini tam olarak ifade edemiyormuş gibi gelir bana hep. Domates mesela altı üstü bir menemen olabiliyor diye halkın içinden çıkmış kahraman muamelesi görür ama kiviye karşı hepimiz biraz önyargılıyız galiba. Elitist bir hava sezinliyoruz kivide, halk çocuğu olmaz senden diyoruz, hadi ordan tropikal diyoruz, ağır konuşuyoruz hep kiviye. Oysa o da istemez miydi, bu toprakların çocuğu olmayı, buralarda yetişmeyi, halkına hizmet etmeyi… Kivileri çok üzüyoruz.

 

  • Seçim dönemine girdik malumunuz. Milletvekilliği hayali kuranları da aldı mı bir telaş. Bir insan niye milletvekili olmak ister, yani millet olmak dururken neden illa ona vekalet etmek ister ki? İçlerinde en delikanlı da Erdoğan Bayraktar çıktı. AK Parti’den vekil olmak için istifa eden TOKİ Başkanı Bayraktar’ın “Eğer seçilirsem, biraz da emekli gibi yaşayıp, torunlarıma vakit ayırmak istiyorum” sözleri şaşkınlık yaratmış ama sistem öyle işlemiyor mu zaten? Bizim güreşçi Hamza’yı mecliste göreniniz var mı mesela? İsmi bilinmeyen daha kaç kişi var bu durumda olan. Yiyin efendiler yiyin bu sofra sizin.

 

  • Şu herhangi bir dili ‘anlayan ama konuşamayanlar’ var ya, işte onlar tatlı armut suyuna çilek aromalarıdır. Onlar candır, bizdendir. Onları çok sevin, yer verin, pamuklara sarın.

 

  • Bir erkeğin en lezzetli yeri klinik araştırmalarla sabittir ki; başının etidir. Bu kadar kadın yanılıyor olamaz usta!

 

  • Tur-i Sina dediğimiz yer Tur Dağı olarak telaffuz ediliyor. Tur zaten Arapçada dağ anlamına gelmiyor mu? Dağ dağı demiş olmuyoruz mu yani o zaman? Doğrusu Sina dağı olacak galiba, yanlışsam düzeltin.

 

  • Hacı o değil de en iyisi Türkiye Gazetesi okumak. Kriz, işsizlik, sıkıntı, skandal, rüşvet, yolsuzluk çok az uğrar bu sayfalara. 25 yıldan beri hep; büyüme hızımız artmıştır, ihracat patlamıştır, işsizlik sıfıra inmiştir, enflasyon canavarı öldürülmüştür. İnsana huzur veren, canınızı hiç sıkmayan, kafanıza güzellik aşılayan tek gazete olan Türkiye’yi ihmal etmeyelim, yani okuyalım güzelleşelim diyorum.

 

  • Ulan bir ülke hem Amerika’ya hem de Japonya’ya nasıl komşu olur ya. Rusya sana söylüyorum. O nasıl bir toprak sahibi olmaktır, o nasıl bir coğrafya işgal etmektir arkadaş. İçinden 20 tane devlet çıktı hala bana mısın demiyorsun! Yıllardır sıcak denizlere inecem diye tutturdun, ayıp oluyor ama.

 

  • Seri galibiyetlere ihtiyacı olmayan bir takımı tutmak istiyorum. Herkesin, tüm takımların seri galibiyetlere ihtiyacı var, yok mu seri beraberliklere ihtiyacı olan bir takım.

 

  • Facebook üyeliğimi özel sebeplerle sonlandırdım, bilenleriniz zaten biliyordur. 4 yıllık aktif üyeliğim boyunca hiç komik video paylaşmadığım için küçük bir takdir belgesi  göndermişler mail adresime. Ayrıca komik-amca, komik-dede gibi yaratıcı videolara yüz vermediğim için Zuckerberg’den teşekkür minvalinde özel bir mesaj da aldım. Zuckerberg biraz da dert yandı bana, ‘’yok hacı kurtarmıyor paralı üyeliğe geçiçem yakın bir zamanda’’ dedi, size de çok selamı var.

 

  • Mesut Uçakan’ı severim o ayrı.

 

  • Neşe Can GÖKTÜRK isimli küçük bir kız çocuğunun oynadığı tiyatro oyununun isminin ‘Karaböcek’ olmasından kaynaklanan bir soyisim hikayesi de bayağı bir ilginçmiş. Gülden Karaböcek-Neşe Karaböcek kardeşler Göktürk olan soy isimlerine yazık etmişler sanki. Karaböcük ne ki lan! Ayrıca Neşe mi, Gülden mi derseniz, her halükarda Gülden derim, çünkü bir Dilek Taşı meselesi var ki orda, çok başka bir yerde yakalar bizim gibi Arabesk bünyeleri.

 

  • Oğlum içimiz dışımız Rapçi oldu, yeter lan! Hele şu gurbetçi rap arabeskçiler yok mu aman evlerden ırak.

 

  • Sürekli hangisi-hangisiydi diye karıştırılan aile temalı üç filmimiz var bildiğiniz üzere. Yeşilçam’ın medar-ı iftiharı olan ve Adile Naşit-Münir Özkul ortaklığıyla çekilen bu üç filmin üçünün de konusu; sıcak aile yuvası. ‘Gülen Gözler’ ‘Bizim Aile’ ‘Aile Şerefi’ filmlerindeki bu kafa karışıklığını şöyle giderelim. Gülen Gözler: Vecihi’nin olduğunu ve ailenin para bulabilmek için sabun üretmeye çalıştığı film. Bizim Aile: Ben Yaşar usta dersem herhalde yeterli olacaktır herhalde. Aile Şerefi: Aile’nin ortaokulda okuyan en küçük çocukları Murat’a araba çarptığı film. Ayrıca bu üç filmi arka arkaya ailecek izlemek, ömrü uzatıyormuş, aklınızda olsun.

 

  • Tenekeci, ‘’Çarşaf, kapitalizmin kapısına bırakılmış siyah bir çelenktir’’ derken meseleyi nasıl da başka bir yerinden yakalamış ama değil mi?

 

  • Yar diye bir şey var. Yar kelimesinin anlamının uçurum olması da nasıl bir şeydir böyle Allah’ım. Aziz Galeano ‘’Bir kadının kıyısında uyuyorum, bir uçurum kıyısında uyuyorum’’ derken ne söylemişti bize? ‘Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz’ sözünün doğrusunun da ‘Ani gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz’ olması da bir garip mevzudur ya neyse.  Bağdat yolundaki Ani uçurumunun Türk yorumu olsa gerek.

 

  • Almanca ve İngilizcede GÖNÜL kelimesinin karşılığının olmadığını biliyorsunuzdur. GÖNÜL bir derde düştü mü, diye kelamlarına başlayan ozanlarımıza daha sıkı sarılalım derim.

 

  • Gecenin yarısı cep telefonuma yıldırım hızıyla bir mesaj  düşüyor, gönderen Bülent Parlak; Artık gittikçe gerileyen Türk bisikletçiliği… Dostlarımı seviyorum, bisiklet tamircilerini de.

 

  • Hadi kaçtım ben… Bu arada; Film: Bab-ı AZİZ Kitap: İhsan Eliaçık-Devrimci İslam Albüm: Nilüfer&12 Rockçı
  • Berber dükkanlarındaki 37 ekran markasız televizyonlar kadar yalnızım.
  • İstiklal Marşı&Kapanış.

 

 Güven Adıgüzel

 

 

İzdiham

 

 

 



Popüler Gündeme Dair Satır Araları

Editor:  »  2037 yazısı bulunmaktadır..

“Popüler Gündeme Dair Satır Araları” İçin 1 Yorum

  • ry 18 Mart, 2011, 17:32 tarihinde dediki...

    biz sahipleniyoruz gayet  kiviyi rizeliler olarak, sevgili tropikalimsi şehrimizde.

Yorumlar

Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.



İzdiham'dan istediğiniz yazıyı alıp, izinsiz kullanabilirsiniz. Link vermek zorunda değilsiniz. Çünkü umrumuzda değil ve değilsiniz!