Necmettin Topçu, Rakının Manifestosu

Necmettin Topçu siyasi içerikli şiirinde methettiği rakı değil. Zıplamayın hemen.
I
hadi söyle.
onlar biz değildik biliyorsun.
onların üniformaları, apoletleri vardı.
üç kişiydiler.
üç şeydiler:
uluorta vuruyorlardı makam-ı buseyi.
söyle kimdi onlar.
bir tek sen gördün,
bir tek sen biliyorsun çocukluğumdan yadigar bu iltihaplı trajediyi.
II
gittiğimiz bu yol felç gibi müstakil, bir acıya iniyor.
az önce eski bir hayattan geçtik,
daha doğmamış çocukların bile dahil edildiği bir oyundan…
kaderin cilvesinden aşşağı inerken sadece,
eski bir aşkın kapanış bilançosu ve biraz şarap vardı yanımda.
sen biraz prezervatif al, biraz rüzgar.
sonra beni iyi izle.
sonra gökyüzünü iyi izle.
bak nasıl da ayrılık çığlıkları atıyor altımda!
III
isterim ki sesime değsin isteğin hissi.
aman gülmeyesin bana küçük burjuvam.
bir mırıltı ki o kulaktan sekip kalp zarını deler:
- kalk gidelim dağlara
tütün kokan ovalara…
…
oy adıyaman, oy yolu yaman.
- şimdi öpebilir miyim seni?
evet.
gittiler.
IV
umut dediğin nedir ki mısto?
eli mahkum affeder!
V
evcilleştirilemiyormuş hiçbir acı öğrendim.
her şey öyle hızlı değişiyor ki bu filmde
örneğin kendini ağırdan satıyor diye
herkes köylü kızına vurgun.
ama şoför her gece büyük hanımla yatıyor.
sonra aşçı…
ne gelin görünüyor ufukta ne de kelin,
ar damarı çatlak bir bacak arasına düşünce fesin.
şimdi bir günah gibi peşindeysem eğer,
kitabıma söv!
peygamberime kız!
benim dinimde kıblem senin sesin…
VI
toplu taşımadayız beyler
toplu bir katliamda.
önümüz bayram, önümüz kurban.
bacak aralarından çıkarıp başınızı
kesin şu bananeciliği
şu insalığı sağır eden sesi!
görmüyor musunuz; hiç durmadan yeni bir onur eziyoruz trafikte.
ve küçük burjuvam korkma,
puşt gibi döker kendini şimdi insalığın fikrine dipçiğin derisi…
VII
ah ne bitmez uzatmalarmış bunlar.
son dakikalara bir aşkı sığdırabilecek kadar diriyiz hâlâ.
bit dersen bitebilirim:
eski bir hakem düdüğünün sesi var sanki sözünde.
bacak arandaki bu çayırda kuşlar yok artık güzelim.
kargalarla beraber onları da kovaladılar.
orada kasti tekmeler var,
kırmızı bültenler…
renk renk kartlar uçuşuyor gökyüzünde!
VIII
sosyalizme bir sır:
aslında biz hep kaybetmiş sayılacağız,
ipne hakemin o taraflı zihninde!
IX
geçtiğim her sokağın başında bir kadın.
acıdan yapma bir kadın…
ah ameli derdim senle değil, inan,
acıtan yine kadın!
X
çocuklar ölü.
vatan selamet.
havada egzama
havada kıyamet!
XI
amannnn yağlı ayrılık…
değmesin.
dikkat!
XII
hiç durmadan bir kalp dolusu umutsuzluk boca ediyorum üzerine.
sayısız tırtıl kanatlarına kavuşuyor diyorsun ne güzel.
aç kalmış çocukların feryadını pudrayla kapatmayı bırak artık ameli
sen beni dinle;
çok para veriyorlar diyorum mutluluğun kellesine…
hrant sırtındaki kurşunlara alıştı.
musa anter de öyle.
hala ekmek hasreti gibi duruyor türkiye ahmet’in gövdesinde.
ah ameli, küçük burjuvam…
gözyaşların o kadar boşa ki
çünkü öldürmeden siyaset yapılmıyor güzel ülkemin o güzel sesinde.
XII
öldürmek istiyorsan beni aç bırak.
şımartma silahı.
zahmet verme tetiğe.
o zaman nefesim bir memur gibi kokuyor.
ah tüm sapkınlıklarıma sebep ameli;
ülkemde bazı aşklar faşist oluyor.
XIV
çocuk diyor ki;
benden ne istersiniz. ben zaten bir deri bir kemik.
- annem ekmek diyerek öldü.
sen biliyorsun:
açlık sınırındaki mayınlara kaç şehit verdik ameli?
dünyadaki tüm kara mayınları toplanmaya devam ederken
onlar neden oradaydı?
sen biliyorsun hepsini ameli…
dünyaya küfür
sana dipdiri bir aşk bıraktığımı söyleyeceğim son nefesimde.
konuş ameli…
- annem ekmek diyerek öldü.
aç bir çocuk diyor ki;
eyy güzel tanrım, cennet şimdi annemin neresinde!
XV
ah ameli…
ben babama kızıp geceye yandım.
sen sevdalı külüme yetiştin.
XVI
uzun lafın kısası;
21. yüzyılın rakı masasında ne devlet kurtarılabiliyor artık
ne de bir aşk!
Necmettin Topçu
İzdiham
Necmettin Topçu, Rakının Manifestosu
Editor: izdiham » 2023 yazısı bulunmaktadır..
Kategorideki yeniler: |
“Necmettin Topçu, Rakının Manifestosu” İçin 3 Yorum
Yorumlar
Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.



Güzel cümleler var; ama bu şiir değil düpedüz fikir yazısı. Bülent Parlak’ın şiir zevkini
çözmüş oldum. Düşüncelerinizi alt alta yazıyorsun bu şiir oluyor. Bir şiir yazılırken içine insanlarda bir duygu uyandırmayacak ahlaksızlığın âlâsını yapacak her şiir onun için güzeldir. Bu yüzden Bülent Parlak hiç güzel değil.
uzun şiirlere söyleyecek bir sözüm daima olmuştur, ama doğru sözcüğü bulabildim mi, bilemiyorum. yani söylemek istediğimi tam olarak söyleyebildim mi.. emin değilim. en son,, Zafer Acar’ın 1500 mısradan oluşan (yanılmıyorsam öyleydi)uzun şiirini okumuştum. bir kısmı Yedi İklimde, bir kısmı da sitelerden birinde yayınlanmıştı. tabi şiirin tamamını okumadım.. okuyamadım.. bu günün şiiri niçin uzatılır, aklım ermez. Zafer Bey, geçenlerde bahsettiğim ortayaş şairler gurubuna girer, benim kanaatimce, ve büyük bir Sezai Karakoç sempatizanıdır. ( bu da bana göre) bununla birlikte, Yedi İklim’in dört büyük şairlerindendir. Hamse’si beni çok yormuştu bu arada, ve baskısı çok kötüydü, puntosu da küçük.
Sezai karakoç sempatizanı derken, Zafer Acar’ın kaygılarından bahsediyorum. tekbaşına risale olacak şiirler yazmak istiyor. “Diri” buna örnek olabilir. konuyu dağıtmayalım efendim, “uzun şiir” diyorduk. İbrahim Tenekeci, bir yazsında kısa şiiri uzun şiire tercih ettiğini söylerken, “kısa şiir, uzun şiire nazaran, sıkı atılmış bir yumruk gibidir” diyordu. evet böyle yazıyordu.
ben de diyorum ki; şiir, “imge” dediğimiz şeye dayıyorsa sırtını, ve bizlerin çoğu zaman algı ve muhayyilesi de sınırlı ise, niçin heba edelim imgeyi ve sözcüklerimizi, şiir, “vecize” olsun demiyorum ama, şiire de benzesin hani.. (Uzun şiir yazan şairlerimize saygılar).
unutmamalı, “imge, şaire sınırlı derecede sunuldu, onu saçıp dökmektense, ekip biçmeli” vallahi güzel bir cümle oldu bu, bu güzel cümleyi kuran M.S’ye sevgiler. .
bu metnin ve bu adamın ne işi var burada? eğer burada olması gerekiyorsa; benim ne işim var?