E. Michel Cioran, Burukluk

 

 

 

 ”Tanrı değilse kim, gırtlağımı kesmeme engel oluyor?”

 

Melankolisinin üzerine titreyen, iyileşmekten korkan kişi, boşuna çekindiğini, melankolinin devasız olduğunu saptadığında ne rahat bir nefes alır!

*

İntihara meyilli olmak, yasalara saygılı pısırık katillere mahsustur; öldürmekten korktuklarından, kendilerini yok etmeyi düşlerler,
cezalandırılmayacaklarından emin olarak…

*

“Tıraş olduğum zaman,” diyordu yarı-delinin biri, “Tanrı değilse kim, gırtlağımı kesmeme engel oluyor?”

İman, eninde sonunda, korunma güdüsünün bir hüneriymiş. Her tarafta biyoloji…

*

Ölümü tozpembe görmeyenin kalbinde bir renkkörlüğü vardır.

*

Cennet’e en uzak nokta olan Paris, yine de ümitsizlik çekmenin hoş olduğu tek yer olarak kalır.

*

Tanrı’nın dahi kurtaramayacağı ruhlar vardır; dizlerinin üzerine de çökse, onlar için dua da etse.

*

Bazı ebediyet ve ateş nöbetlerinden sonra, Tanrı olmaya niçin tenezzül etmemiş olduğumuzu kendimize sorarız.

*

Üst üste düşüncesizlik edip kendini öldürmeyi ihmal eden kişi, kendi kendine, acıda kıdemli birinin etkisini yapar; intihardan emekli birinin etkisini…

*

Boğucu sıkıntılarımızı yatıştırmak, onları ŞÜPHELERE dönüştürmek korkaklığın, o herkese açık kuşkuculuğub bize ilham ettiği strateji.

*

Şüphelerimi zahmetle elde ettim; hayal kırıklıklarımsa, sanki beni ezelden beri BEKLİYORMUŞ gibi, kendiliklerinden geldiler – temel bir içe doğuş halinde.

*

Kendi mezartaşını yazan bir yerkürede, terbiyeli cesetler gibi davranacak kadar ağırbaşlı olalım.

*

Bezginlik anlarında ruhun ve mekanın en alt noktasına doğru kayarız; vecdin çok uzağına, Boşluğun kaynağına doğru…

*

Bir hasta bana şöyle diyordu: “Benim acılarımın neye hayrı var? Acılarımdan yararlanabilecek, ya da onlarla böbürlenebilecek bir şair değilim ki.”

*

Eğer Tanrı’ta inansaydım, kendimi beğenmişliğimin haddi hududu olmazdı: Sokaklarda çırılçıplak dolaşırdım…

*

Azizler paradoksun kolaylığından öyle çok istifade ettiler ki salonlarda onları anmamanın imkanı yok.

*

Böyle bir acı çekme iştahıyla kahrolunduğu zaman -bunun sonunu getirmek için binlerce hayat gerekirdi; ruhların göçü fikrinin nasıl bir cehennemden çıkmış olabileceği anlaşılıyor.

*

Maddenin dışında, herşey müziktir: Tanrı bile sesli bir halüsinasyondan başka şey değildir.

*

Bir iç çekişn evveliyatını izlemek; bu bizi bir önceki âna götürebilir  Yaratılış’ın altıncı gününe de…

*

Ebediyetin nasıl EVRİM GEÇİREBİLECEĞİNİ anlamamızı yalnızca org sağlar.

*

Tanrı’nın içinde artık ilerleyemediğimiz o geceler; onu bütün yönlerde katettiğimiz; çiğneye çiğneye aşındırdığımız; içinden, onu ıskartaya çıkarma, dünyayı bir atıkla zenginleştirme fikriyle çıkılan geceler…

*

İstihzanın açıkgözlülüğü olmasa, bir din kurmak ne kolay olurdu! Çalçene translarımızın etrafına işsiz güçsüz takımının toplaşmasına ses çıkarmamak yeterdi.

*

Her yerde olma avantajının sefasını süren, Tanrı değil Acı’dır.

*

Çok önemli sınavlarda, sigaranın yardımı İnciller’den daha etkilidir.

*

Suso, İsa’nın ismini yüreğinin üzerine kamayla kazdığını anlatır. Kanını boş yere akıtmamıştır: Biraz sonra yarasından bir ışık yayılmış. Benim inanmazlıkta daha büyük bir kuvvetim ne diye yok! Tenime başka bir ismi, Hasım’ın ismini yazıp, onun için ışıklı tabela hizmetini ne diye göremiyorum!

*

Zaman’ın içine yerleşmek istedim; oturulmaz bir haldeydi. Ebediyet’e doğru döndüğüm zaman, ayaklarım yere değmez oldu.

*

Herkesin, “Ya Tanrı ya ben!” dediği bir an gelir; ve girişilen mücadeleden iki taraf da küçülmüş çıkar.

*

Bir varlığın sırrı ile umduğu acılar birbirini tutar.

*

Dini tecrübe konusunda artık sadece teferruatlı bilginin endişelerini yaşayan modernler, Mutlağı TARTAR, onun çeşitlerini inceler ve ürpertilerini mitoslara saklarlar – tarih meraklısı bilinçler için başdöndürücü olan o mitoslara. Artık dua etmez olunduğundan, dua üzerine uzun uzadıya yorumlar yapılır. Artık hayret nidaları yoktur; sadece teoriler… Din imanı boykot eder. Bir zamanlar, ama sevgiyle ama nefretle, Tanrı’nın içinde maceraya çıkılıyordu; tükenmez bir Hiçlik iken, artık sadece bir MESELE olmuştur – ve bu durum mistiklerle allahsızları çok üzer.

*

Her put düşmanı gibi ben de ilahlarımı, döküntülerine kurban etmek için, kırdım.

*

Azizlik beni tir tir titretiyor: Başkasının mutsuzluklarına öyle karışmak, hayırseverliğin o barbarlığı, o TEKLİFSİZ merhamet…

*

Sürüngenlik saplantımız nereden geliyor? – Son bir günaha çağrıdan, pek yakındaki bir düşüşten çekinmemizden olmasın sakın? Hem bu defa, tamiri imkansız olup Cennet’in ANISINI bile unutturacak bize.

*

Sabah kalktığımda dinleyip bütün gün mırıldandığım cenaze marşının, akşam, yıpranmış bir halde İLAHİ olarak ortadan çekildiği o zamanlar…

*

Hıristiyanlık, kuşkuculuğu yozlaştırmış olmaktan dolayı ne kadar suçludur! Bir Yunanlı hiçbir zaman iniltiyi şüpheyle bir arada tutmazdı. Pascal’in önünde dehşetle gerilerdi; hele Haç’tan beri tinin değerini düşüren o ruh enflasyonunun önünde, daha da fazla…

 

 

 

E. Michel Cioran

İzdiham

 

 

 



E. Michel Cioran, Burukluk

Editor:  »  2023 yazısı bulunmaktadır..

Yorumlar

Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.



İzdiham'dan istediğiniz yazıyı alıp, izinsiz kullanabilirsiniz. Link vermek zorunda değilsiniz. Çünkü umrumuzda değil ve değilsiniz!