İlkay Yaprak, Ad ve Çan

Kaygıyla ortada duran.

Kaldırım taşlarının altına süpürüyor fahişeler tozlu umutlarını
Bir çocuğun aklından geçeni okuyor şimdi ana rahminin duvarları
“Belki”lerle dolu yaşanacak ömrün adamlarına.
Kaldırımlara ya da taşlara
Ne farkeder; dilimin üzerinde bir ustura.

Bir çocuğun aklından geçiyor şimdi taşları yerinden oynatmak,
Dünyaya dar geleni kundağa, kendine fazla geleni bir kefene sarmak.
Kadim geleneklere el bağladığında, filiz verdiğinde toprak
Bir çocuğun aklında
Kaldırım kenarında
Bir fahişenin dişleri arasında
Bir adamın avucunda
Bir kaygıyla duruyor şimdi
Aklında çocuğun taşları bir bir oynatmak!

Sokak başlarında yaşından büyük duran ayakkabılar var!
Bir kadının, kadınlığının yarılışı var, tam da ortadan.
Bir sokağa verilmiş adı;
Kan donduran,
Kin kusturan,
Kendini kendinden doğuran.
Bir hayata ömür katmaya değer bulduğu sokaklarda
Kırk iki numara pabuçlar ayağında
Üzerinde, kulaklarında, dilinde
Bedeninde bulduğunu
Ocağında kaynatan.

Bir fahişe vardı şimdi, tam da şurada: göğsünün ortasından vurulan.

Adı aşkmış
Yaşı beş
Anası olmamış
Baba keş
Mahalle var bir yerlerde aşka eş
Kaldırımları sökülmüş
Aşkın adı kalleş!

 

İlkay Yaprak

İzdiham

 

 

 

 

  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın