İçinde Ekmek Kelimesi Geçen Şiirlerden Örnekler

Kim kazanmışsa bu dünyada bir ekmek parası,
Dostunun yüz karası düşmanının maskarası.

Mehmet Akif Ersoy

Ekmek ha bakkalın olmuş ha Cabaret de Paris’in
Sen herhangi bir ekmek yiyeceksin işte Lili
Ekmek ne kadar Allah’ınsa Lili de o kadar Allah’ın Lili

Sezai Karakoç

Şivekar bir kuru ekmeğin peşi sıra buraya girdiğini
Bir daha aklına hiç getirmedi
Hangi garip kuşun rızkıydı ki o ekmek?
Kim bilir nereye gitti?

İsmet Özel

Minibüslerle morarmış sokaklar
Buğdayın parayla değişildiği
Paranın ekmekle değişildiği
Ekmeğin tütünle değişildiği
Tütünün acıyla değişildiği
Ve artık hiçbir şeyle değişilmediği acının.

Cemal Süreya

Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!

Cahit Sıtkı Tarancı

Zeybeğin kanına ekmek bandınız!
Bilemem susarak ölmek mi hüner?

Necip Fazıl

Çocuklar ekmek yiyorlar gibidir sesin
Ön dişleriyle belli belirsiz
Bir martı kalıyor gibidir hiç olmayandan
Çünkü biz ikimiz de çirkin değiliz
Evet mi hayır mı pek anlamadan.

Edip Cansever

Tahta, beton, teneke, toprak, saman damlarımızla iki milyardan artığız,
kadın, erkek, çoluk çocuk.
Ekmek hepimize yetmiyor,
kitap da yetmiyor,
ama keder
dilediğin kadar,
yorgunluk da göz alabildiğine.

Nazım Hikmet Ran

(Ekmek vardı tereyağı vardı utanılacak bir şey yoktu
Bir şey daha yoktu ama kavrıyamıyordum)
İşte böyle olmak en iyisidir olmakların

Turgut Uyar

Yüz karası değil, kömür karası
Böyle kazanılır ekmek parası

Orhan Veli Kanık

Ekmek gibi ellerin var
Sıcacık
Seni niçin sevmeyeyim?

Cahit Irgat

Bir elim ekmekte bir elim sende
Bir elim gerçekte bir elim sende
İki el bir baş içinmiş masal
Bir elim gelecekte bir elim sende

Arif Damar

“Gün akşam oldu” diyorum
Ekmek kırıntıları atıyorum kuşlara
Cam kırıkları yiyorlar
Rüyamda; bir kâse dolusu suyun içinde
Rengârenk yap-boz parçacıkları
Anlatmak istiyorum, dinlemiyorsunuz.
Hayır, sanırım sabahı bekleyemem
Bilmiyorum.
İnsanlar rüyalarını acilen anlatmalı.

Didem Madak

Felek ne cömert ne aşağılık insanlara!
Han hamam, dolap değirmen, hep onlara
Kendini satmayan adama ekmek yok; sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!

Ömer Hayyam

Şimdi de onulmaz korkundur
Evde ekmeğin tükenmesi
Un biter, ekmek biter, gelsin ödünçler
Unutacak mısın yüreğim

Gülten Akın

Ne kadar güzeldi, kirazların Türkçesi
Ekmek ören kadınlar, bahçenin sesi-
Giderken görürdük kimi kızları
Ellerinde baharın şaşkın dalları!

İbrahim Tenekeci

Sendeki çarşılar kapanmasın
taze ekmek gibi sözlerimi ısıtıyorsun, Tanrı
bu sözüme gülümsüyor, yaşlı ruhumda yangın
çıkartıyorsun, bu sözüme de gülümser mi acaba,

Haydar Ergülen

Müminler kardeştir
İşte bu yüzden öldürürler birbirlerini
İşte bu yüzden tütüncü dükkânlarında trapezi över
Ama uzatmazlar kimseye ellerini.
Savaş günleri olmasa bile ekmek kuyruklarında torpil ararlar

Bülent Parlak

Biz işte o zaman gördük onu ve çekilen denizi.
O zaman çıktık kendimizden.
Dışarda bir dilim ekmek gibiydi

İlhan Berk

önce ekmek sonra
bi dal sigara.

Lale Müldür

parmaklarımdan dökülünce ekmek
güvercinler gelip öpüyor nimetleri
ama kaldıramıyorlar
pencere önü heybetimi benim

Hüseyin Atlansoy

heybenize konulan değirmi ekmek
gün sarısı parıldayan kubbeler
Mürsiye’den İşbiliye’ye Mağrib’e
çölün eflâtun akşamlarında açan çiçek
her yanda yenilgi davulları çalarken
Akdeniz’e bir hilâl çizersiniz

Mürsel Sönmez

bir somun ekmeği gibi olgunlaşacakmış bu fotoğraf; bileğimde ödünç aldığım saat
yaban durmayacak ve elim bir kuğu boynu gibi zarifce inecekmiş aşağı doğru

Cafer Turaç

Uy tuz ve ekmek hakkı
Olmalı değil mi insanların
Gelin görün söz hakkı da
Kimseye tanınmamıştır

Salah Birsel

minarelerle dolu bu kente
balık ekmek teknelerine
boyacı çocukların ellerindeki kara lekelere
işsizler kahvesindeki umutsuzluğa
bunca karışmamızın nedeni nedir

Betül Dünder

Cellat doğrulup mezarından
ilmek ilmek örmekteyse düğümü
unutma senden önce gideni
gelecek olanı senden sonra
karanlığı upuzun ülkende
kanlar içindeyse devrimlerin
haykır ekmeğini kazandığın geceden

Tuğrul Keskin

bir kış geçti üzerimizden
adını bile bilmediğim
o gece geçti üzerimizden
çoktan yitmiş
o ekmek bıçağı geçti aramızdan
çoktan azaldı
o bitmez sandığım hatıralar

Suavi Kemal Yazgıç

çünkü halk ekmek denen bir şey var hala
bizim nazire az ilerde kuyrukta
akşam yazacak günlüğüne
“keşke seda abla beni programına çağırsa”
aramızda imza toplasak nazire unutur mu

Aslı Serin

elim ayağım
epeydir kimin kime ne anlattığını bilmiyorum
adında hem ekmek hem gül geçen kimseyi görmedim
tanımıyorum

Seyyidhan Kömürcü

Borsalar iflas ediyor kuşlar intihar edince çoktan seçmeli ölüyoruz yani hiçbir şey
Ekonomi haberlerinden de anlamıyor ki kapıcılar, ne ekmek ne de süt belki de hepten!

Güven Adıgüzel

Hiçbir şeyin bir nedeni var
Bir hikayem ve biraz ekmek
Hırsla ısırdığın hayatta
Çarpık diş izleriyim. Evet

Furkan Çalışkan

elimden ne gelirse
çünkü hep buralardayım, yanıbaşınızda
hayvanlık ağlıyor biliyorsunuz
ötekiler ağlıyor
ama bana inanmayın rol yapıyorum
ekmek yiyorum, “nasılsın” lara teşekkür ediyorum
bebelere tütün içmesini öğretiyorum

Osman Konuk

kaymak tabaka. sol kültürel hegemonist. sandık.
imtiyazla edinilmiş beleş ekmek. halka hizmete
adanmışlık. beyaz imtiyazcılar. devletçe beslenmeye
alışmış rantiyeci. halk düşmanı sanatçı. çiçek
çocukları. laikçi-ulusalcı-kemalist ablalar.

Ahmet Güntan

ekmek sıcak, Allah güzel, sen iyi
bu marşla aksın e-beş trafiği
eve erken gelen babanın yuva yapar yüzüne

Ahmet Murat

Yaşamak için ayrı bir şehir; ekmek parasını
Sevgili oyununu bu şehirden izler
Yaşamak bu yerin ortasıdır; kumunu, güneşini bir çatıya diker
Herkes kendine birkaç şehir seçer
Gölgelik, mevsimlik, yazlık; dostunun şehri, içmenin şehri
Yeşilliğini sevdiği, denizini ördüğü bir ayrı şehir

Hüseyin Peker

hep ordaordalığımız’a yokluğumla
ekmek çarpsın- gülesim geliyor

Metin Eloğlu

bir dilek tutup veda sözü vermiştin…
bir şiir yazacaktın benim için, hala yazmadın.
elimdeki ekmek taş oldu, aydınlanmadı yüzüm.
ben kimsenin bilmediği bir yerden,
herkesin bildiği bir sebeple kovuldum.
 

Hazırlayan: Murat Kapkıner

İZDİHAM

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın