İbrahim Tekpinar, Gurur Duyun Saçmalıklarınızla

Afrika’nın balta girmemiş ormanlarına bile siyah gazlı içecek satıp, yanına şeker ilaçlarını da pazarlayanlara göre bizler televizyon karşısında sadece tüketen yaratıklarız. 140 karaktere sığdırılacak duygularımız var ve saçmalamaya hakkımız yok.

Aklı kendine yeten telefonlarla ve sanal beğenilerle yetinip, sanal tatminlerle ve vergilerle ölmeliyiz. Oysa herkesin 140 karakterin ve sanal alemin dışına çıkıp saçmalamaya hakkı var. İnsanların gelecekte Mars’a yolculuk yapacağını, küçük bilgisayarlara sahip olacağını, şoförsüz araba kullanılacağını ve çok sıkılacağını söyleyip bunların bir kısmının gerçekleştiğini görmeden ölen İsaac  Asimov, akıl dışı ve bulunduğu topluma göre de gereksiz  davranmıştır.(TDK sözlüğüne göre saçmalamak:  anlamsız, gereksiz, tutarsız, sözler söylemek ve bu tür davranışlarda bulunmak). Gemileri denizden değil de karadan yürüten Fatih Sultan Mehmet, Hitler’in Leningrad kuşatması sırasında dayanma gücü kalmayan Rus halkının acıları üzerine yaptığı beste sayesinde Hitleri yenen , koca Hitleri yaptığı besteyle yenen Şostakoviç , gökyüzünü inceleyip kurak Harran coğrafyasında sinüs ve cosinüs kavramlarını dünyaya tanıtan Ebul Battani , küçücük bir şehirde yaşayıp dünyanın çevresi ve hızını en ilkel aletlerle en yakın hesaplayan Erzurumlu İbrahim Hakkı, insanların uçabileceğini düşünen Hezarfen, uzay çalışması yapan Sümerliler, bulaşık yıkamaktan bıkıp makinesini icat eden Josephine Cochrane , Allah’ın yarattığı gözün nasıl görmeye çalıştığını araştırıp karanlık oda deneyiyle kameranın da dolaylı olarak mucidi Basralı İbni Harezm, Gandi, Martin Luther, zalim esattan kaçarken giydiği ayakkabıya Türkiye’ye sığındıktan sonra çiçekler eken ve zalimi güzellikler öldürecek diyen Taha el Taha, hepsi akıl dışı davranıp yaşadıkları topluma göre saçmalamışlardır. İyi ki de akıl dışı ve toplumun tamamı gibi davranmamışlar..

Aklı kendine yetip, şarjı bir güne sığmayan telefonlarımızdan kafalarımızı kaldırıp saçmalamamalıyız. Saçmalayan insanların ürettikleriyle dünya güzelleşiyor, üzerinde yaşadığımız yuvarlağı(elips) ciddiye almayıp delirenlerle güzelleştiriyor. O yüzden saçmalayın ve gurur duyun saçmalıklarınızla.(bu yazıyı da saçma bulacaklar çıkacaktır.)

 

 

 

İbrahim Tekpınar

İZDİHAM

 

 

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Yorumlar!

Bir Cevap Yazın