Hüseyin Karacalar, Protokol Krizi

Sanırsın yanlışlar doğruyu götürmeyecek sanırsın götürürse ellerinde kırılmış bir çiçek
Oturmuş dışarı bakıyorum haketmişim gibi oysa haketmek gerek dışarı bakmayı
Çünkü içerden içlerinden egosantrik geliyorlar üstüme arkadaşlarım
Hep ben hep ben hep ben krizi usandım, bulandı günlerce aklım bir kere de sen nasılsın
Yanlış bir hüseyin seçiyorlar yanlış bir hüseyin aynada çözülemeyen kaç bilinmeyenli
Ya da şıklar sorular aklım, neyse, hayatı sınav gibi mecazlamayalım gerçek ortada işte
Vatandaşlık bilgisi kadar mı devlet, millet, aile ve arkadaşlık bağlarım?

Ayağı kırık bir avize çehovun öyküsünde, kırıtarak geçiyor bürokrasi tivide.
Kronik bir bağım yok muhalefetle ama muhalif bir damarım var
Şu gülüşmeler şu şamata tatlı tarifi ve midenin saltanatı için kılıç alayından geçiyorlar
Boğazımdan geçerken ekmek, yokluyorum, yutkunurken Rabbim her şeyin helali.

Sabah yorgun mu kalkılır gece uyku mu alınır rüyalarda böyle midir gökyüzü
Türkiye sabahları çelimsiz bakışsız kollarımda istemsiz öfke atışları
Gerçi sönmüş bu şafaklarda ülkemin gençliği yeniden doğmayacak Mozart
Akşam yorgun mu dönülür akşam her zaman ki akşam değildir
Panik atak için nefes kontrolü ve bakkaldan kese kağıdı oysa
Kontrolü kaybettiğim için oldu bana olanlar oh olsun
İnsanın kendinedir ettiği nedir bedduası ki, nasıl mayaymış bu tuttu işte
Gerçi oysaki sanki şu bu, bir şiirde elimizden tutuverir.

Varsın dünya kadar üstüme üstüme gelsin dünya kadar gelesin
Çorap söküğü gibi gelsin çelenklerle törenlerle gelesin
Kulağım da çınlıyor nörolojiden randevu yirmi beşinci sırada gelesin
Lekelerden gelsin sivilcelerden ergenlik düşlerinden gelesin taa…
Tüccar nefesi gibi kokuyor sabahları yürüdüğüm cadde eve dönene kadar birike birike gelesin
Lan bu ağrılar gerçek imgesel değil aha bu mısra kadar gerçek gibi gelesin
Acı çekiyorum diyorum lirik kalacak diyorlar gidin işinize
Dünya durulmayacak bu gidişle ama suyun ama benim durulmam gerek.
Söylemek istediğim son bir şey var söylemek istediğim onlarca şey arasında
Yan hakem kararı olmasın çektiklerimi sen gör.

 

 

 

Hüseyin Karacalar

İZDİHAM

 

 

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın