Hüseyin Gök, Kıyafetler mi Seni Sen Yapan

Bizi, biz yapan ne çok eşyamız var. İnsanların arzularını karşılayan, onlara kim olduğunu söyleyen..

Kıyafetler hikayelerle yaşarken yeni bir güne dair, anlatacaklarımız çoğalır. Tıpkı onun gibi, kırmızı kıravat, beyaz gömlek ve lacivert takım bir ahenk içinderdir hepsi. Parlak yepyeni bir ayakkabıyı giyen çocuğun gözlerinden okuruz olan biteni. Onlar artık bir çift ayakkabıdan daha fazlası, çocuğun varlığının bir nişanesidir. Bir çift ayakkabıdan neler doğar; yeni arkadaşlar, oyuncaklar, sevimli bakışlar… Bir çocuktan da daha fazlası, artık büyüklarin yanında yer alır, belki babası gibi ayak ayak üstüne atar. Ayakkabısıyla tanınır, onu tanımlayan yeni ayakkabıları olur. Kendisine bakan gözleri usulca ayakkabılarına götürür. Keyif alırken yeni halinden, başka bir karaktere bürünür.
Bazen de bir ortaya konuş şekli olur kıyafetler. “O kırmızı kıravatlı çocuk” gibi . Bir adı vardır ama o gün onu tanımlayan kırmızı kıravatıdır. Belki bir nefret ifadesi, belki bir başarının ardından harcanacak kişi ama o artık kırmızı kıravatlı. Bunu bir ibare yapıp o  başarısızlığın ardından büyük bir keyfe dünüştü. Artık onlar kırmızı kıravatlılar.
Kıyafetlerin piskolojiside vardır. Bir gün bir âlim kendine ait bir kıyafeti öğrencisine hediye ediyor. Ve hediyeyi alan öğrenci kıyafet hakkında; “Sırtıma daha ilk geçirdiğim günde bütün varlığımın değiştiğini gördüm. Birden bire ufkum, görüş fikriyatm genişledi.” şeklinde bahseder. Hatta eskiden Osmanlı hükümdarları kendi değerli eşyalarını hediye ederlermiş ki, kendi gibi düşünsünler ve hissetsinler… Ödünç aldığımız bir kalemde dahi, başkasının hissiyatını yaşamaya başlarız. Kiralık evlerde yarım kalmış bir hikayeyi devralırız;  duvarlardan çocuk sesleri gelir adeta. Bundandır belki de önce duvarları boyarız.
Kıyafetlerin psikolojisi olduğu muhakkak, derin manalar yüklüyoruz her birine. Karakterimizi nasıl yansıttığıyla ilgilaniyoruz, önce güçlü bir mesaj veriyoruz çevremizdekilere kıyafetlerimizle. 
Hislerimize seslenen ne çok eşyamız var. Üzerimizde taşdığımız kıyafetlerimiz acaba bize “kim” olmayı söylüyor. Belki de sadece insan olmayı…
HÜSEYİN GÖK
İZDİHAM

 

izdiham-26-sayi

İzdiham 26. Sayı

İzdiham dergisi 26. Sayısında hiçbir yerde bulamayacağınız çok özel çalışmalar yer alıyor. Edebiyatla gençleri ve hayatı birbirine dost yapan İzdiham’ın bu sayısında Gökhan Özcan, Ercan Kesal, Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Baki Ayhan T., Murat Kapkıner, Güray Süngü, Zeliha Yurdaer, Onur Bayrak, Dilek Kartal, Yağız Gönüler, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, İbrahim Varelci Süleyman Unutmaz, Ferhat Toka, Selman Urluca, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Özer Turan, Çağatay Hakan Gürkan, Seda Bilici, Feyza Özcan, Beyazıt Bestami, Halil Kurbetoğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Mustafa Toprak, Öner Buçukcu, Fahrettin Dede, Dinçer Ateş, Turgay Bakırtaş ve Bülent Parlak gibi nitelikli eserler veren edebiyatçılar ile genç ve umut vaad eden isimler yer alıyor. İzdiham Maarif Takvimi, Lügatlere Güncelleme, Bulgarlar Ne Okuyor? Adlı çalışmanın yanı sıra bir de taziye ilanı yer alıyor. Dengenizi Kaybettiniz, başınız sağolsun. İzdiham’ı bir solukta okunacak bir sayıyla karşınızda. İzdiham dergisinin 26. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: