Hüseyin Akın, Söylenmemiş Yalana Bir Şey Gerekmez

Yazdığım son şiirde hep bağırmak isterdim
Madem yumruk vurmadın canım neden yanıyor?
Ey dost, ben şiirimde durdum, işte ispatı
Susuyorum bir damlada sır tutmayan denizi
“Peki, sen neden sözünde durmadın” derdim.

Ben eskiden her şeyin en iyisini isterdim
O sıralar şiir oluyordu eskiyen ne varsa
Bunda gece geç gelen şarkıların da rolü vardı
Yalanı da alırdım oyuna, şayet o kostüme sığarsa
Yazılmamış bir kaderden hep kendimi izlerdim.

Kim öpülmek istemez ki ölümün karşısında
Geçip giden zamana hiç aldırış etmeden
Beni tanısın diye tam önünden geçerdim
Pazar günleri açık kafiye dükkânının
Tutsun diye yalanım kaf dağına kaçardım

Dişe diş gerekli derler kana kan ve söze söz
Ben bunları yer ile gök konuşurken duymuştum
Susmak olsa gerekmiş uzun sözün kısası
Yalan hikâyesi bu, kafamdan uydurmuştum
Şiir dünyadan çalar diyenlere hak verdim.
Ah ne güzel olurdu sen gelseydin ardından
Sonu gitmekle biten son yazdığım şiirin
Kanatlanır uçardı bu ara yerde derdim
Hiç olmazsa geçseydin bir dizenin aklından
Redif olmak neyime, sen git desen giderdim

Hüseyin Akın, Karabatak Dergisi

İZDİHAM

  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın