Hüseyin Akın, Söylenmemiş Yalana Bir Şey Gerekmez

Yazdığım son şiirde hep bağırmak isterdim
Madem yumruk vurmadın canım neden yanıyor?
Ey dost, ben şiirimde durdum, işte ispatı
Susuyorum bir damlada sır tutmayan denizi
“Peki, sen neden sözünde durmadın” derdim.

Ben eskiden her şeyin en iyisini isterdim
O sıralar şiir oluyordu eskiyen ne varsa
Bunda gece geç gelen şarkıların da rolü vardı
Yalanı da alırdım oyuna, şayet o kostüme sığarsa
Yazılmamış bir kaderden hep kendimi izlerdim.

Kim öpülmek istemez ki ölümün karşısında
Geçip giden zamana hiç aldırış etmeden
Beni tanısın diye tam önünden geçerdim
Pazar günleri açık kafiye dükkânının
Tutsun diye yalanım kaf dağına kaçardım

Dişe diş gerekli derler kana kan ve söze söz
Ben bunları yer ile gök konuşurken duymuştum
Susmak olsa gerekmiş uzun sözün kısası
Yalan hikâyesi bu, kafamdan uydurmuştum
Şiir dünyadan çalar diyenlere hak verdim.
Ah ne güzel olurdu sen gelseydin ardından
Sonu gitmekle biten son yazdığım şiirin
Kanatlanır uçardı bu ara yerde derdim
Hiç olmazsa geçseydin bir dizenin aklından
Redif olmak neyime, sen git desen giderdim

 

 

Hüseyin Akın, Karabatak Dergisi

İZDİHAM

 

 

      İzdiham Dergisi 32. Sayısında birbirinden güzel yazılar, şiirler, çıldırmalar, öyküler ve denemelerle okuyucusuyla buluşuyor. Kapakta viyolonsel çalan Vedran Smailovic.  Bosna yerle bir edilirken her enkaza smokinini giyerek ağıt yakan Vedran’ın iç burkan hikayesini okuyacaksınız. Arka kapakta ise saçlarını üfleyince tarak uzattığımız Naim Süleymanoğlu. İzdiham, unutulmaz bir sayı daha sunuyor. İzdiham Dergisi 32. Sayısına Buradan Ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın