Hilal Fazla, Godot’muz

Estragon: Mutluyum

Vlademir: Ben de

Estragon: Ben de

Vlademir: İkimiz de mutluyuz

Estragon: İkimiz de mutluyuz. Mademki mutluyuz, şimdi ne yapıyoruz?

Vlademir: Godot’yu bekliyoruz. (Godot’yu Beklerken)

Bekliyoruz. Evet, ama neyi kimi?  Herkesin beklediği bir Godot’u olmalı en azından mutlu olması için. Mutlu olabilmek o bekleyişte saklıdır. İnsan artık kendi hakikatini yakalamak için Godoot’unu beklemiyor çünkü aramıyoruz. Nasıl ki kafa sayısı kadar düşünce varsa o kadar da Godot vardır! Ha kim bekliyor onu bilemem?

Absürt kişilikler belki de en gerçek ve samimi olanlardır. Nedeni ise ‘insanlar ne der?’ saçmalığını düşünmediğinden daha kolaydır yaşamak ve mutlu olmak. Belki de özgür olmak budur. Zamanımızın hastalıklarına yakalanıp aynı tedavi yöntemini uyguluyorsak herkes ve her şey aynılaşıyor. Alışkanlıklar dediğimiz standart davranış ve düşüncelerimiz bizleri vurdumduymaz hale getirdi. Bize benzemeyene farklı, garip, sıra dışı, absürt, değişik deyip işin içinden çıkıyoruz. Peki, kim öğretti bize bu normal ve anormallikleri? Toplumsal normlar, gelenekler, töre, yasa, kültür falan mı? İnsanın kendi gerçekliğini ortaya koyma çabası düşünsel bir çabanın sonucudur. Hepimiz zamanın bekçisiyiz, o halde istemek ve beklemek saçma görünmüyor.

Benliklerimizle ve yüzeysel kimliklerimizle yaşayarak zamanı boşa harcamak saçma. Üstün güçlerin tahakkümü altına girip yaşamak daha saçma. 18.yüzyılda yaşanan toplumsal devrimle modern dönem insanlığın beklemekten vazgeçtiği çağın başlangıcıdır. Artık aklımızın ve bilginin ürettiklerinin doğrultusunda yaşamak zorundayız. Olmayanı hayal etmek boş bir eylem onu ancak olgusal nitelikte olursa kabul edebiliriz.

Bu yenidünya insanlara hızlı yaşamayı öğretti beklemek boş! İlkel zamanların alışkanlıkları olan beklemek artık komik geliyor. Beklentilerimizin gerçekleşme olasılığını düşünüp mutlu olmak zamanımızın götürdükleri arasında. O zaman şu soruyu soralım dünyaya: Mutlu muyuz?

Hilal Fazla
İZDİHAM

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: