Henri Michaux’tan metin ve şiir

Berbat bir çocukluktu benimkisi, hastalıklı bünyemin ilaçlarla olan savaşı… Annemin zorla yedirdiği sebze ve meyveler…  Tek çocuk olmanın katıksız yalnızlığı… Nasıl yorumlamam gerektiğini bilmediğim  donuk rüyalar…  İçinde tek bir hareket ya da sesin olmadığı… Rüyalar yanılsamadan fazlasıdır, bilinçaltının çöp kutularından daha fazlası… Bir türlü anlayamıyorum neden? Neden insanlar önemsemezler uyurken yaşadıklarını? Çocukluğum… Ailemin Hollanda’ya taşınması… Dilini bilmediğim bu yerde geçirdiğim birkaç sessiz  yıl… Oldukça can sıkıcı…  Sevmiştim Brüksel’deki Cizvit okulunu oysa… Orada bulduğum huzuru… Daha uzun sürmesini isterdim fakat olmadı… Babam aldı okuldan… Belki de korkuttum onu, anlatarak bir manastıra kapanıp rahip olma arzumu… Tıp fakültesine yazdırdı beni sonra, fakat bilmeliydi, karşıydı insan vücudunu kesip biçmek inançlarıma! Bıraktım okulu… Denizci oldum bir ara… O limandan bu limana… Böyle böyle uyandırdım içimde yatan gezgini! Denizciliği bıraktıktan sonra da devam etti yolculuklarım… Doğuyu keşfettim, felsefesini ve inançlarını! Batıdan çok sevdim doğuyu, mistik ve düşsel yanlarını! Bunu sanatımdan anlayabilirdiniz zaten, asla gizlemedim kim olduğumu… Hep nefret ettim konuşmaktan ve fazla konuşan insanlardan! Hatta Andre Gide yazdıktan sonra hakkımdaki şu kitabı, ne de çok rahatsız ettiler beni ve yalnızlığımı… Yazarak ve çizerek paramparça ettim gerçek dediğiniz ne varsa… Sürreal, absürd ve çapıcı.. Bilir misiniz nedir hayatın en saçma tarafı? Ölüm, elbette ölüm! Alevler içinde dayanarak kapıma,alıp götüren çok sevdiğim karımı.. Sonrası mı? Sonrası karanlık, “büyük şef “in eşlik ettiği deneysel zamanlar… Sessiz ve içine kapanık bir adam… Aldığı tüm ödülleri geri çeviren, meskalinle yeni dünyalar keşfetmeye devam eden… Yazarak ve çizerek…  18 ekim 1984’te…kalbi bayraklarını indirene dek…
Karşı
Bir kent kuracağım size papatyalarla!
Kuracağım size harç koymadan, ölçüp biçmeden
Yok edemeyeceğiniz bir yapı,
Bir köpüren belirginlikle
Dayanacak ve şişecek, burnunuza anıracak bir yapı,
Hem de donmuş burnuna Partenonlarınızın, Arap
Ve Ming sanatlarınızın.
Dumanla, sıvaya dönüşmüş sisle
Ve davul derisinin sesiyle
Kaleler kuracağım size göz kamaştıran, yamyassı eden,
Karşılarında sizin kaç bin yıllık düzeniniz ve
Hendeseniz
Bir saçmalık, bir zırva, bir nedensiz toz kesilecek.
Ölüm, ölüm! Ölüm hepinize, yaşayanlara hiçlik!
Evet! İnanırım Tanrı’ya! O bilmiyor bunu elbette!
İnanç! İlerlemeyen için aşınmaz pençe,
Dünya! Oh a boğulmuş dünya, soğuk karın!
Bir simge bile değil, hiçlik hep! Karşıyım, karşıyım
Karşıyım ve gebermiş köpeklerle besliyorum seni.
Tonlarla, anlıyor musunuz, tonlarla koparacağım
Sizin dirhem dirhem esirgediğinizi benden.
Yılanın zehiri can yoldaşıdır onun,
Can yoldaşıdır ve bilir gerçek değerini.
Kardeşler, cehennemlik kardeşlerim benim,
Güvenle gelin ardımdan.
Kurt dişleri kurda saldırmaz,
Saldırdığı koyun etidir.
Karanlıkta daha açık göreceğiz kardeşlerim.
Labirentte bulacağız doğru yolu.
Burda sana yer var mı, iskelet, bıktırıcı, sidikli, çatlak çömlek?
Gıcırdayan makara, nasıl da duyacaksın dört dünyanın gergin halatlarını
Onlarla bağlayarak parçalatırken seni!
Henri Michaux
İZDİHAM
İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın