Hatice Çay, Yaşamak Ölüm Ağrısıdır

biliyorum çok geç kaldım ölmek için
aslında o hastanede tam da doğduğum gece
aylardan eylülken ölüvermeliydim
şans bu ya olmadı hem kader
bugünlere sürüklendim

bir şeyim neyim bilmiyorum Ya Rabbim
sıram ne vakit gelir hangi kuyrukta beklemeliyim
belki de ben hep yanlış kuyrukta bekledim
ondan gülmek nedir bilmedim

halbuki ağlamanın hasını biliyorum

biliyorum çok geç kaldım yaşamaya çok geç
o filiz çağımda tam da onbeş
gülmeliydim sonra yürümeli büyümeli
bir aşkın engin dallarında
seni görmeli

ne ki şehrim uzak sen farklı
başka diyarların Tahir’i
Zühre değildim üstelik ne fayda
kesişmezdi kaderimiz bu yolda

halbuki ben Leyla olmanın hasını biliyorum

vaktiyle şöyle dedim: kimsenin leylası
hâlâ da öyleyim yanık türküler düzeyim
o değil de yine gördüm Farkhunda’nın cennet yüzünü
önce kan sonra taş sonra dam
cayır cayır yanıyor yanan insan
ben şimdi ne demeliyim

halbuki ben kovulmayı iyi bilirim

kaldırım can çekişir geçersem şayet
ya benim hayatım nasıl direniyor
yaşamak ölüm ağrısıdır dedim
ölene kadar hiç geçmiyor

 

 

 

 

 

Hatice Çay

İZDİHAM

 

 

 

 

 

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar!

Bir Cevap Yazın