Hatice Büşra Benli, İnsan Beklediğine Düşmandır Gelene Kadar

“Bu yazıda bahsi geçen kadın gerçek olup hikayesini yalnız Allah bilmektedir.”

Şayet dünyayı yöneten gizli bir güç varsa konseyin hiçbir toplantısı benim bugün alacağım karar kadar önemli olamazdı. Bunun politikayla ya da siyasetle alakası yok. İki bardak çay içecek vaktimiz olsaydı beni en iyi Fuzuli anlardı. Ben Türkçe’ den başka dil bilmem ama muhakkak sevmenin dili, dini, ırkı da yoktu.

İnsan önce kabullenir sonra mahvolur. Kendine dahi izah edemediğin şeyin anlaşılmasını beklemek o yıllarda da modaydı. Ne Mecnun ne de Ferhat’ la boy ölçüşecek bir kalbim olmadı. İnsan yapacak bir şey bulamadığında sarılmayı öğrenir. Ben kollarımı çaresizliğe doladığımda bir akşam, 25 yaşındaydım ve bir daha iflah olmadım. Aşk diyorsunuz ya buna o günlerde de gülüyordum. Aşk hiç olmasın diye günlerce O’ na yalvardım. Bir gün bitecek her şeye başlamak hataydı yaşamak dahil. Ömrünü tartıştığınız aşka iman etmek insanoğlunun en geleneksel yanılgısıydı. Bunu da anladım. Ben gülünce o tüm cephelerde galip oluyor evine zafer naralarıyla dönüyordu. Kahpe Bizans bizi tanısa tüm kuşatmalar konusuz kalır, Araplar bahara hasret kalmazdı. Gözlerine inanmadığının sözlerine de inanmazdı. Böylesi tuhaf bir inançla bağlıydık birbirimize. Ne ben onu bu kadar sevişimi anlayabildim ne de o anlatabildi.

Her gün yaptığım gibi krem paltomu giydim, henüz yara almamış yüzüme makyaj yaptım. Koşuyordum, kaç dilencinin hasılatını çiğnedim, kaç karıncanın canına okudum hesaplamadım. Gelecek ve ona çok önemli kararımı açıklayacaktım. Cevaplanmaya en layık soruyu o sordu. Ne hikmetse herkes evine dönüyor o gelmiyordu. Bekledikçe kılcal damarlarım yer değiştiriyordu. Gözyaşlarıma söz geçirmeyi bilsem orda sekiz saat beklediğimi kimse anlamazdı. O gelmedikçe benim beklemeye hevesim artıyordu. Gelmiyor ve tüm kederli şarkıları haklı çıkarıyordu. Beni sevmiyor olduğu ihtimali hatırıma düşünce aklım başıma sığmıyordu. O ertesi gün de gelmedi hatta sonraki on beş yıl hiç uğramadı. Gelmemeyi adet edinmek sevilen insanlara mahsustur. Her sabah beni unuttuğu yere gelip onu bekledim, on beşinci yıldan sonra saymayı bıraktım. Saymayınca daha çabuk gelmez dediler buna da inandım.

Ben her sabah Üsküdar Şeyh Mustafa Devati Türbesinin önündeki hayrat çeşmenin taşına oturuyor aynı palto ama yaralı yüzümle hala bekliyorum. Artık ona küsemeyecek kadar yorgunum. İnsan beklediğine düşmandır. Geldiğinde geçecek biliyorum. Her gün yüzlerce insan yanımdan geçiyor, onlarca sevgili bağlılık yeminlerini burada ediyor, endişeli ayaklar birbirine selam veriyor ve kimse yüzüme bakmaya zahmet etmiyor binlerce kez alınmadım. Bu hikaye bana mı ait bilmiyorum, heveskar bir kızın kalemine kurban edildim. Faiz hesaplayan ellerinizi, günahkar gözlerinizi, ihanete konu sesinizi, yalan sözlerinizi merak etmiyorum. Ben sadece. Ben onu gücüm yettiğince özlüyorum.

Sustum, üzülmüyorum sandılar.

Hatice Büşra Benli

İZDİHAM

 

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar!

Bir Cevap Yazın