Halit Ayarcı, Şiir Kritikleri 9

Ben Küçükken

Ben küçükken ve abim de küçüktü o zamanlar
zeytin çekirdeklerinden ordular kurardık kahvaltı sofralarında
şafak kızıllığında inen bombalar
ana gündem maddesiydi ana haber bültenlerinin
bir dakika karanlık feda edilirdi
sürekli aydınlıklara
renklerin cennet ve cehennem arasında tercih yapamazlığına inanırdık
birde pekmezin tahinsiz tat vermediğine
hissi kablel vuku ölüm kusardı
elleri sapan tutan çocukların yüreklerinde

Ben küçükken ve sokaklar da küçüktü o zamanlar
siteleşmemiş şehirlerde arabalar kaldırımlara park ederdi
ve mahallenin en güzel kızına aşık olmak kaçınılmaz bir eylemdi
kaçınılmaz eylemler -keder yüklü gemiler-
sigara, dumanı tenhada tüttürülen bir zaruretti

Salih Talha Yurtseven


Sn. Salih Talha Yurtseven

Şiire ironik bir başlangıç yapmışsınız. “Ben küçükken ve abim de küçüktü o zamanlar”. Bu başarılı bir gönderme. Geçmiş imgeleri ile yüklü şiiriniz bir tür çocukluk-ergenlik dönemine ait unsurlar taşıyor. Bu unsurlarla anlatmaya çalıştığınız hikayenin birden çok bileşeninin olması anlam odağını dağıtıyor. İlk bölümde çevresel hadiselerin farkındalığı rahatsızlık olarak kaydedilirken ikinci bölümde tamamen öznel bir dünyanın imgeleri canlanıyor. Belki bu ikisinden biri tercih edilse ya da bu iki karşıtlık arasındaki bağı göstermek mümkün olsa daha iyi olabilirdi. Bu hali ile şiir ilişkiselliği göstermek için gerekli göndermeler taşımadığı gibi o uzunluğu da sağlamıyor.

Şiirde mesaj kaygısı fazlaca öne çıkıyor. Bu şiir için olumsuz bir tavırdır. Mekana ait değişimler “siteleşmemiş şehirlerde arabalar kaldırımlara park ederdi” dizesi ile anlatılacak bir şey değil. Kelime tercihleriniz ve şiirin anlam kurgusu yer yer şiirin anlam bütünlüğünden sapmalar ihtiva etse de yine de “renklerin cennet ve cehennem arasında tercih yapamazlığına inanırdık” ve “sigara, dumanı tenhada tüttürülen bir zaruretti” gibi dizeler şiiri yüzeyden kurtarabiliyor.

Şiirde yaptığınız “hissi kablel vuku ölüm kusardı/elleri sapan tutan çocukların yüreklerinde” gibi ifade kümeleri ölüm ve kusmak kelimelerinin birbirini tamamlaması yerine itmesi neticesini doğuruyor. Bu tür yanyanalıklarda daha dikkatli davranırsanız şiirdeki anlam örüntüsü daha isabetli kurulabilir. Bunlara rağmen şiirinizin çocukluk ve bugün arasındaki zaman mesafesini naif bir dille ve öznel bir tecrübe üzerinden gösterebilmesi açısından başarılı sayılabilir.

Halit Ayarcı
İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın