Halit Ayarcı, Şiir Kritikleri 8

İPEK TENDE GÜL YANIKLARI

Saçların
Öyle kokuyor mu hâlâ?
Kim olduğumu bilmiyorum
Ruhu,
kapıyla gömleği arasına sıkışan şairim, gece demlenince siyatiğimde
Bakma anonim durduğuma,
ben seni arıyorum, Musa Tanrı’sını, gönlüm merhameti
Üşüyünce Diyarbakır’a benziyor yüzün.
-Safını belli et kalbim,
kırılmak için kirpiklerimi feda ediyorum-
Gönderilmemiş mektuplarımdan,
zarfına sığmayandan,
hiç yazılmayandan, haberin var mı?
Yazarken kekeliyorum,
saçların takılıyor dilime / en çok içime…
Kalbimin tenhasından
gözlerimin lal şakağına düşüyor bir ayaz,
kim olduğumu bilmiyorum;
yangınlar çıksa da her mevsimimde, üşüyorum yine de.
Diyorum ki,
kullanıldıkça esrikleşir mi sevda,
Roma’ya yüreği yandığı için mi koşar adım girer Sezar?
Ya Roma yoksa…
Duymaz oldum acımın rengini,
bir tufan patlıyor kulaklarıma, içeri.
Yağmura ve rujlu kadınlara adıyorum gözyaşlarımı.
Tanıdık bir şehre şafakta girecek kadar utanıyorum…
İçimde gecenin saçları dağılmış,
Annem uzun ağlamış göğsümde
Nerede bir yalnızlık görsem,
trenden kovulan adamlar sürtünüyor dizlerime,
kabuklarım çatırdıyor, halsiz düşüyorum…
Kapı eşiğinde unuttuğum intihar mektubunun,
mahallenin dargınlarınca imha edilmesine,
arta kalan küllerin devasa alevine benziyorum bak…
İstenmiyorum bu kabilede,
gülen insanlar var…
Göçebe oluyorum bir gün daha erirken takvimimde,
acil karardım…
Hezeyanım dinmiyor, konuşamıyorum…
Gerçekler fen içindir –
bilimin dilime faydası yok inan
Özlemi kaybolan bilyelerinde arayan çocuklar yazıyor gazetede…
Gül manşette
Parmaklarımın ucuna basınca uzun oluyorum onlardan da
çocukluğumdan da…
Seni arıyorum bu kızılca kıyamette,
kim olduğumu bilmiyorum
Kağnılardan, gotik tabulardan,
serden ve antik çağlardan geçtim
Sende durdum / ifşa etme kibrimi
Yokluktayım / anlam bulmuşum, isimlendirme artık beni…
Sıdık Bakır

Sn. Sadık Bakır
‘İpek Tende Gül Yanıkları’ ismi bir şiire yakışabilecek güzellikte ve şiirin anlam halesi ile de uyumlu. Şiir en başından sonuna kadar bir tür aşk yolculuğu. Bu arayışta şairin kalbi ile bir söyleşi gerçekleştirdiği görülüyor. “-Safını belli et kalbim,” dizesi en başından yolculuğun menzilinin önemine işaret ettiği kadar bu gerilimin tarafına ve kırılganlığına da gönderme yapıyor. Şiir yapı ve ses olarak bu yolculuğun sızılarını ve hazzını duyumsatabiliyor.
Şiirin değişik bölümlerinde geçen “Üşüyünce Diyarbakır’a benziyor yüzün”, “Tanıdık bir şehre şafakta girecek kadar utanıyorum”, “Yokluktayım / anlam bulmuşum, isimlendirme artık beni” dizleri belli bir seviyenin üzerine. Kullanıldıkları yer ve bağlam açısından da oldukça isabetli. Yine “trenden kovulan adamlar”, “Özlemi kaybolan bilyelerinde arayan çocuklar”, “gotik tabular” betimelemeleri doğru kurulduğu gibi şiirin imgesel çağrışımları açısından da yerinde kullanılmış.
Bununla birlikte şiirde yer yer kalıplaşmış söz öbekleri de geçmiyor değil. Bunlardan arındırılsa belki şiir daha da kusursuz bir akış izleyebilirdi. Şiirin en güçlü bölümü sonu. Öellikle son dört dize harikulade. “Kağnılardan, gotik tabulardan,/serden ve antik çağlardan geçtim…/Sende durdum / ifşa etme kibrimi…/Yokluktayım / anlam bulmuşum, isimlendirme artık beni…”. Bu güzel şiir için sizi tebrik ediyoruz.
Halit Ayarcı
İZDİHAM
İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: