Halit Ayarcı, Şiir Kritikleri 29

I. çiçek büken

senin ağrın bana dağınık bahçe
kanamalı ve siyah beyaz rûya
dokunduğun kapılar hep nar çiçeği
fakat benim kapıyı açmaya dermanım yok, hiçte olmadı
bir yerlere adın bulaştı, tenimde iz lekesi
benim ellerim şirelenmez
hiç kuş konmaz
uçmak istiyorsan kanatlarını gel al
bunlar omzuma iki beden büyük, bunlar yük
ben çiçek açmayı bilmem, kokmayı da

II. kuş çağrısı

parmaklarına çiçek kokuları bulaşmıştır onun
ki inanç şimdi
bir duaya iliklenen düğmelerin çok daha ötesi
çok daha devamı soluğun
vakti zamanında
bu kentin radyosunda çok orta doğu parçalar da çaldı
dilim çiçek açmaya dönmedi
fakat yarama kuş basıyorlar
doğuya hala göçen yok
yanlış ata oynamak üzere kurulmuş bir hayatta
kuşlara imrenerek bakmak esas kumardır
kaybetmek istiyorsan uçmayı göz al
gel kanatlarını ve uçmayı göze
gel, al.

III. omuz müdavimi

devrik kurulan yalnızca cümleler değil
sen bakmayı bilmiyorsun
kuşandığım kılıç yalnız beni kesmeyi bilir
omzumdaki yük biraz hafifletse kendini
kerelerce doğrulacağım
sırtımdan çekilsen annemi tanıyacağım
babamın ceketi olacağım
bıkkınlığın esası da bu
adın hür ve renk
şimdi laciverdlik tatminden uzak
yangı için çok erken, sesin için bu.

Mehmet Önder Karakaş – Yangı ve İkilik


Sn. Mehmet Önder Karakaş,

Şiiriniz, kullandığınız teknikler açısından başarılı bir örüntü taşıyor.  Ancak kelime tercihleriniz şiirin akıcılığını rahatsız ediyor.  İkinci dizede “kanamalı ve siyah beyaz rüya” geçen ‘kanamalı’ kelimesi fazla medikal bir terim olarak uygunsuz duruyor. Yine “uçmak istiyorsan kanatlarını gel al”  ve “bunlar omzuma iki beden büyük “ dizeleri fazla yüzeysel ve sıradan. Şiirde “bu kentin radyosunda çok orta doğu parçalar da çaldı” gibi anlatım ve karşılık geldiği düzlem açısından tekabüliyeti yüksek dizeler de yok değil. Bununla birlikte şiirin başlığı ve bazı dizelerin taşıdığı imgelem yükü şiiri belli bir seviyede tutabiliyor.

Halit Ayarcı
İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın