Halit Ayarcı, Şiir Kritikleri 19

EFENDİ

Sen hangi burcun mazgalından bakıyorsun hayata
Bak! Düşman üretiyor iyi niyet elçileri
Irmak ummanla bilek güreşine kalkışıyor
Sen ırmaktan taraf ol efendi
Bazen debdebeli gevezeliklerden iyidir mecalsiz susmalar.
Gizemli arayışların akıbeti kabullenişlere itmeyebilir
Kaç nitelik yazdırdın dualarına
Ve hangi yüzle çıkacaksın karşısına Allah’ın
Koştun yoruldun, koştun kayboldun, koştun da ne oldun
Hayırlar tembihli emanet, günahlar satılık sahibinden
Rıdvan ağacına yaslanmakta talih
Zakkum ağacına yaslanmakta
Ve bu hangi oyun, kaçıncı perde
Seninde önüne  elma düşer mi
Elma da düşündürsün seni elmayı düşüren de
Şimdi azad ediyorum seni efendim
Çünkü her kölenin efendisi
Rehinesidir bu dünyanın
Dünya dediğin
Kapının  askılığına asılan  giysi değil midir
İnsan eliyle koyduğunu neden arasın.

Fatih Korkmaz


Sn. Fatih Korkmaz,

Şiiriniz, varoluş, dünya, köle-efendi gibi kadim temaları akıcı bir şiir dili içinde önemli sorgulamalar çerçevesinde şık bir üslupla sunuyor. Şiirin bir soru dizesi ile başlaması en baştan sona bir yaşam/varoluş sorgusunu canlı ve diri tutuyor. “Bazen debdebeli gevezeliklerden iyidir mecalsiz susmalar/Gizemli arayışların akıbeti kabullenişlere itmeyebilir” dizeleri şiirin sorgu alanını güçlendiriyor. “Rıdvan ağacı ve zakkum ağacı” arasında kurulan analojiyi de başarılı sayabiliriz. Sadece “Hayırlar tembihli emanet, günahlar satılık sahibinden” dizesinin ikinci kısmını yeniden düşünmenizde fayda var.

Şiirin ortalarına doğru varoluş sorgulaması “Koştun yoruldun, koştun kayboldun, koştun da ne oldun” dizesi ile bir üst seviyeye çıkıyor. Devam eden dizelerde dünya-köle-efendi-rehine bağlantısı bu sorgulamanın neticelerini ikna edici bir anlam eşiğinde gösteriyor.

Şiirin en son bölümü bu sancılı ve yer yer hırpalayıcı sorgulamadan özneyi net bir şekilde galip çıkarıyor. “Dünya dediğin/kapının  askılığına asılan  giysi değil midir/İnsan eliyle koyduğunu neden arasın.” Dizeleri şiiri özne üzerinden harikulade bir vaziyet/duruş mesafesi içinde sonlandırıyor.

Halit Ayarcı
İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın