Halit Ayarcı, Şiir Kritikleri 18

Ses/Kavi Deprem

I
öncelere gideyim.
daha da başa.
en öncekine hatta.
uzaktaki tarihe,
bu aleme ibraz olunduğuma gideyim.

buradan başlamalı diyordum;
bir şeyler biçilecekse buradan,
bir şeyler yeşerecekse buradan.
elimde balta parıltısı,
bileklerim kavi,
gözüm o an daha da bıçkın.
tüm boğucu nefesleri
tuzla buz edecektim.
yıllar yılı uyumayı unutarak
bekledim bekledim, bekledim.

evvele meydan okuyan bir gün bana,
harab olmuş bir kalenin
henüz sağlam burcundan seslenildi.
böyle bir sesi tanımışlığım yoktu.
ne atmaca çığlığı,
ne de savaş borazanı
benzeyemezdi bu sese.

baltam elimden kanatlanarak o sese
teslim oluveriyordu sonra.
zırhım un ufak oluyor diz çöküyordum.

ben ki
harlı alevi andıran çaresizlik köprülerini,
naif dokunuşlarla dağlamış cerrah.
dehşetle kanayan yaraya
sükunet ilka eden,
kucaklara bastırılan ceylanın
anıları tükenmiş tahtı.
bu ses depreminde
kırılıp dökülmüş eski bir kılıcın
birbirini yırtan parçaları gibi
kalakaldım dizlerim üstü.

II

gözümün önünden
ölüm makyajlı suretler
tarumar olmuş kentler
niyazını yitirmiş bir duacı geçti sırayla.

ölüm makyajlı suretlerin fısıltıları,
yarı ölüm yarı yaşam yüzleri,
kanı çekilmiş avurtları çok şaşırttı beni.
bir çelişki sezdim.
ölümün nefesi hayatın ışığını söndürmeden
nasıl bir arada kalabilmişlerdi aynı suret içre?

tarumar edilmiş bir kent canlandı sonra.
iğdişe uğramış bedenler.
ev ev ifsad.
sokak sokak yıkıntı.
neydi bu ahvale rağmen bu kadar çıbanlıyı
bir arada yaşamaya/yaşamaksa bu/ zorlayan?

niyazını yitirmiş duacı da
hızla mırıldanarak geçip gitti zihnimden,
ardından düşünceli gibi görünen bir yığın adamla.

sardı bu binbir köşeli boğucu nefes,
zihnimin tunçla katışık surlarını.
baltam yok olmağa gitti.
kertilmeye başladı çelik dizlerim.
ölüm makyajlı suretler yaktı bendeki sureti.
tarumar edildi zihnim.
niyazım çalındı o hain duacı tarafından.

sarsılmadım diyemem,
hatta yıktı beni bu kavi deprem.
talan etti içimi o ses.
ah, içimde bin bir köşeli,
bin bir boğucu nefes.

Furkan Said İpek


Sn. Furkan Said İpek,

Şiirin ilk dizelerinde okuru geriye doğru taşıma niyeti ile tercih edilen bazı kelime öbekleri fazla rahatsız edici. Neredeyse o dizelerden sonra şiiri okumak için yeterli enerji bırakmıyor geriye. Bir iki kelime ile bu başarılabilecek bir tarih öncesi aralığı olabilirdi.

Şiirin etkinliği kısa ve vurucu imgeler taşıması ile ilişkilidir. Sizin şiiriniz fazla uzun olmuş. Yer yer tekrarar da yok değil. Özellikle kelime tekrarları. Bunları çıkarsnanız şiir daha sade hale gelebilir. Diğer yandan “niyazını yitirmiş duacı” tamlaması şiirin bir kaç yerinde geçiyor ilk kullanım dışındakiler bu tanımın özgünlüğünü zayıflatıyor.

Bunların dışında “ölüm makyajlı suretler” göstermeye çalıştığınız anlam için uygun ama şiir için doğru imge taşıyacak kelimelerden oluşmuyor.

Son olarak ‘hain duacı’ diyerek şiir için basit ve kaba bir dile sapmış oluyorsunuz. Şiirin son bölümündeki ahenk ve ince dille uyumsuz bu ve benzeri kelime ve dizeleri eksiltmeniz şiirinizi daha bütün ve etkili hale getirecektir.

Halit Ayarcı
İZDİHAM

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın