Halit Ayarcı, Şiir Kritikleri 15

ZEYTİN AĞAÇLARI VE DENİZ

Zeytin ağaçları yol arkadaşımdı benim
Denizler bir avuç dalga dökerdi ardımdan
Mahkemelere başvurmadan isimlerini değiştirirlerdi
Rüyalanırdım böylece İstanbul akşamlarından
Bir semaverin güzelliğini taşımayı çok isterdim
Minarelerin imdat çağrısı bakışlarına
Ne de çabuk karıştı sözlerime insanlar
Çünkü minareler derdiyle içlerindeki boşluğun
İnsanlar söyledikleri adımlarıyla yorgun
Unutalım bunları güzel başladık söze
Zeytinin bir gidip bir gelen bereketiyle

Yetişkin sohbetlerinde sıkılan çocuklara benzetirim
Karalar içinde kalakalmış iç denizleri
Bir de bir mazlumun yalnızlığına
Müşterek denizlerle çevrili memleketimi
Aklara bürünmüş giysilerini cesetler kirletir
Bu bahis meydanların en çok, biraz da şiirlerindir
Çok daha özgürdür adalar iç denizlerden
Tutsaklar adalara sürülür işte bu yüzden
Belki zeytin ağaçlarına aşina çocuklar
Bunları söylemiştir bana kendi dilimden

Bir arkadaşım daha var şimdi ağaçlardan
Gece lambasına esir düşmüş bizim sokakta
Yağmurda yıkanmış temiz yüzüyle
Uyandırdı bugün beni o pak gülümsemesiyle
Zeytinin bereketine benzer mi bilmem
Ama şimdi bir sancım daha var
Kimsenin geçmediği karanlık sokaklarda
Lambalara esir düşmüş güzel ağaçlar…
 
M. Burak SÖBÜOĞLU


Sn. M. Burak Söbüloğlu

Şiiriniz ‘zeytin ağacı’ ve ‘deniz’ gibi çok eski zamanlardan bugüne şiirde konu olmayı başarmış iki imgeyi kullanıyor. Bu iki kavram her ne kadar bilindik olsa da sizin şiirinizde başka ilişkisellik içinde kullanılabilmiş Bu açıdan kadim kelimelerle yeni formlar oluşturmayı başarmışsınız denilebilir.

Diğer yandan şiirin bir estetik inşa olduğunu unutmayın. Dizelerinize gerekli özeni göstermişsiniz bu fark edilebiliyor. Fakat bu özenli dizelerin sıralanışı yani şiirin akışı sürükleyici olmaktan uzak. Bunun nedeni sizin anlamı bırakmak istemeyişiniz. Şiir için mesajın öne çıkması gerekmiyor. Şiir hissettirir ancak açıklama gereği duymaz.

Diğer yandan dizenizinde geçen ‘rüyalanmak’ ifadesi Metin Eloğlu’nun şiir içindeki kelimelere yaptığı müdahalelerini çağrıştırıyor. Bu çoğaltıcı ve yaratıcı bir müdahale, sizin şiirinizde de şık durmuş. Yine şiirde geçen “Çünkü minareler derdiyle içlerindeki boşluğun/İnsanlar söyledikleri adımlarıyla yorgun” dizeleri anlatım seviyesi olarak diğer dizelerin üzerinde.

Son olarak şiiriniz her şeye rağmen güzel bir şekilde tamamlanıyor. “Kimsenin geçmediği karanlık sokaklarda/Lambalara esir düşmüş güzel ağaçlar…” Bu hüzünlü bir son olmuş. Ancak zaten şiirin gelişim seyri de anlamı bu lirizme ulaştırabiliyor.

Halit Ayarcı
İZDİHAM

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: