Halit Ayarcı, Şiir Kritikleri 10

Aşk Risalesi

zaman ikimizin için fazla hızlıydı
vaktimiz olsaydı eğer
bir aşk risalesi yazmaya
kaderimizi okumak zorunda kalmazdık belki
bizi kuşatmada hızlı davrandılar
belki berrak bahçelerin
sessizliğine susadığımız için
duymadık ardımızdan gelen
zulmete bürünmüş atlıları
bir yarım küreyi çevreleyen karanlık
aşkı bilseydik bizi bulamazdı
belki fazla durduk dünyada
belki fazla şikayet ettik
hepsi mümkün ama şu mutlak
zaman ikimiz için fazla hızlıydı

birisi birisine aşık olunca
ikisinin de kirpikleri uzar
mektupları güvercinlerden
koparmasaydık keşke azar azar
üzerine yazacağımız çok şey vardı

kendimi eksilterek seni çoğaltıyorum
çoğaldığınca seviyorum seni
diyorum ki bir şiirde sen varsan
o şiirin kafiyeye ihtiyacı yoktur
susmak için yazıyorum bir bakıma
bir bakıma seni sevmek için
kalemimle konuşuyorum geceleri
unutma şiir şairin kalbi değil
şiir şairin kabridir
ölümsüzlüğünü çizer oraya şair
o zaten hiç doğmamış gibidir

zengin mısralara sustukça
karanlıklaşıyor kalemin ucu
belki bir gün iki fakir kimse gibi konuşuruz
ne kadar berabersek o kadar aydın
ne kadar ayrıysak o kadar kara

kalbimin gül rayihalı bahçeleri
ellerini hatırladıkça tomurcuklanıyor
gönlümün bülbülleri dile geldikçe
susuyorum seni sevmeye
meşhur vakitlerde meşhur kalemlerle
yazılmış efsaneleri geçtim
bir aşk risalesi yazabilseydim
bir “ile” koyabilseydim adımızın arasına
anne kalbi kadar kadar zengin
evliya duası kadar sıcak bilirdim hayatı

Mustafa Kerkercigil


 

Sn. Mustafa Kerkercigil

Aşk Risalesi isimli şiiriniz önemli bir iddia taşıyor. Gel gelelim şiiriniz bu iddiayı taşıyabiliyor mu orası netameli. İlhan Berk’in “LitteraAmor”larını gördünüz mü bilmiyorum. Ama bu şiir için başka şiirlere ihtiyacınız olduğu açık.

Öncelikle şiirinizdeki zaman kipleri uyumsuzluk arzediyor.  Diğer yandan şiirinizde pek kullanmasanız da rahatsız edici bir kafiye kaygısı var. O kadar ki dizelerinizde dahi “diyorum ki bir şiirde sen varsan/o şiirin kafiyeye ihtiyacı yoktur” şeklinde şiirinizdeki en değerli yeri kafiye olarak gösteriyorsunuz. Yine bu kafiye kaygısı “ikisinin de kirpikleri uzar/(…)/mektupları koparmasaydık keşke azar azar” dizelerinde doruğa çıkıyor. Kafiye ve şiir ilişkisini gözden geçirmenizde fayda var. Buna ek olarak “kendimi eksilterek seni çoğaltıyorum/çoğaldığınca seviyorum seni” dizeleriniz.  Anlam örüntüsü ve göndermeleri açısından böyle zayıf dizeleri şiirde kullanmamalısınız. Yine fazla sayıda sıradan kelime ve kalıp tercihiniz şiirinizi zayıflatıyor.

Buna rağmen şiirinizde “bir yarım küreyi çevreleyen karanlık/aşkı bilseydik bizi bulamazdı” gibi seviyeyi koruyan dizler de yok değil. Özellikle “unutma şiir şairin kalbi değil/şiir şairin kabridir/ölümsüzlüğünü çizer oraya şair/o zaten hiç doğmamış gibidir” dizeleri şiirde şık duruyor. Ancak bu dizelerin göndermelerine baktığımızda mantık örüntüsü o kadar da isabetli durmuyor. Şöyle ki şiir şairin kabri ise oradan ölümsüzlük değil sonluluk yani ölüm çıkmalı. Siz başka bir şey demek istiyorsunuz ama seçtiğiniz kelimelerin çağrışımları bu anlamı taşımıyor.‘Makber’ şiirini dikkatli incelemenizde fayda var. Son olarak “bir aşk risalesi yazabilseydim” dizeniz geçerliliğini koruyor.

Halit Ayarcı
İZDİHAM

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın