Halime Nur Aymaz, Haydi Sahneye

“Haydi Alara haydi el çırp sende. Bak şak şak , iki elini birleştir.haydi ! “ iki el ? Benim kolumda bir el var. Nasıl çırpacaktım ? gökyüzünde uçuşan kediden daha mı önemliydi peki şimdi bu ? Bak bana bak, gökyüzüne gösteriyorum sana, bana bak. Bak bir kedi daha geldi yanlarına. O da ne tavşan geldi birde tavşan evet tavşan yeşil havucunu da yiyordu işte. Onlar mı ? el çırpıyorlardı hala ve ses çıkarıyorlardı. Bu ses bu oyun alanı atların tepinerek koşmasına sebep oluyordu saçlarımın altında ki yerde. Bu oyunların hiç birinde kediler tavşanlarla dans etmiyordu Vivaldi eşliğinde. Evet işte tekrar o “ses dans et alara dans et ! “ elimi de kavrıyordu elleriyle. Doğru dedikleri, aferin dedikleri buydu demek ki. Yıldızımı ne zaman vereceksiniz peki ? Ben yıldızlı toka isterim, böylece gök yüzünü taç yapar taşırım her yere. Benim oldu mu tamamdır gökyüzü. İstediğim zaman çıkartır parlatırım yıldızlarımı.” Haydi Alara haydi sahneye. Evet Alara evet sahne orası.” İri yeşil erik, iri sarı kayısı ve iri zeytinler dolanıyor üstümde. Ve bir anda kaçışıyor gökyüzündeki kedi, tavşan. Ürkek bir kaçış. Bu sahneden korkmam gerek demek. Korkunca nasıl oynatıyordum ağzımı yoksa gözümü mü oynatıyordum. Hayır onu şaşkınken mi yapmalıydım. İri yeşil erik daha da irileşmişti sanki. Oturmalıydım, görünmez olmalıydı erik kayısı ve zeytinler. Gökyüzümü çağırmalıydım tekrardan ama önce bu sahne dedikleri yerden kurtulmalıydım. “Hayır Alara hayır durup beklemelisin orada. “ ses yükseliyordu, erikler kayısılar ve zeytinler çoğalıyordu.

Ne mi oldu sonra? Durdum, öylece durdum kirpiklerimi en dibe çektim ve kedi dans ederek geldi tavşanla birde yıldızlar pembe gözlüklerini takmışlardı. Evet tabi ki pembe. Ve biz durduk öylece durduk birlikte sonra birden şimşekler o istediğim şarkıyı seslendirdiler ve işte dans etmeye başladık birlikte. Tavşan yeşil havucundan ikram etti bana. Gece annemin uyandırıp içirdiği ballı süt kadar masumdu tadı. Yedim, dinledim, baktım ve dans ettim. Ve bir ses “ haydi Alara haydi in sahneden indim sahneden. İri iri yeşil erikler, iri sarı kayısılar ve iri siyah zeytinler gitmişlerdi. Ve ben sahneden inip tavşanın peşine düşmüştüm.

Unutma hayat bir oyun sahnesi.

Halime Nur Aymaz

İZDİHAM

  İzdiham Dergisi 36. Sayı   Ağustos-Eylül 2018   İzdiham 36. Sayısını söyleyemediklerini sessizliğe emanet edenlere ithaf ediyor.  Siz de okurken bu dünyanın gürültüsünden uzaklaşacaksınız.  Bu sayının sürprizi Sadri Alışık’ın hiç bilinmeyen ve yarıda kalmış filmi olan Ayyaş’ın hikayesi ve hiçbir yerde yayınlanmayan fotoğrafları.  İzdiham, büyük keyif alacağınız bir sayı ile karşınızda.   Dergiye buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın