Halil Murat, Paris Hilton mu, Ben mi?

 

 

Dünya yıldızlarına gençlerimizden yazılar gelmeye devam ediyor.

 

 

 

Paris Hilton  mu Ben mi

Ben 1985 Kırıkkale/Keskin doğumluyum. Paris Hilton 1981 New York doğumlu. Hilton otellerinin varisi, sahip olduğu para sahip olduğu değerlerle ters orantılı bir dünyalı, tıpkı benim gibi. Bir ters orantı da benim dünya üzerinde kapladığım hacimle onun hacmi arasında. Ben çok, o az. O bir ekol ,o ikoncan , bazen fenomen.Ben ise iyi bir fotokopi makinesi ; Made in P.R.C..O’nun en sevdiği hayvan dinozor, benimse öküz.Ne garip değil mi? Dinozorlar dünya üzerinden yok olalı belki 5 milyon sene geçti ama o hala dinozorları seviyor.Belki de içinde yaşatıyor.Benim Kibar Feyzo’yu yaşattığım gibi.O modayı her zaman belirleyici oluyor ; bende CumPa(Cumartesi pazarı)’daki beni.O önce bir marka yaratıyor, sonra o markaya sponsor olup kalitesini yükseltiyor.Tıpkı kendisinin orijinal cüzdanı olsun diye bahçesinde timsah beslediği gibi.Ben hiç timsah görmedim ki ! Ama olsun benim Panter Emel ablam var. O hepsine yeter…O her zaman suşi yer , ya da gergedan filetosu.Ben ise vefakar dost zeytin ama ben zeytin yerken çok mutlu oluyorum ve hiç bitmez.Onu almak için her gün 8-10 saat çalışır sonra birkaç sat yolculuk yaparım,zaten yorgunluktan uyuya kalırım yarın yemenin hayali ile….

                 

Bu arada ben ne iş mi yaparım? Aslında o ne iş yapar, o olmasa ben ne iş yaparım. Kim bana bakar, kim beni doyurur bilme ki. O’nun işi dünya dönmeye başladığında başlamış, güzel bir değirmen kurup yediveren başakları toplayıp,  sonra bu başakları öğütmeye başlamış ama ben o Anadolu’mun çorak tarlalarındaki benim. Ya yediveren başak olmasam; vefakâr dosttan ayrı kalırdım Allah korusun. Paris Hilton önce tv’yi onunla yetinmeyip interneti icat etti.

 

       Dedi k:i Sen izle ben senin tarlanı ekerim.

       Bende dedim ki: Ne demek bacım emrin olur.

       O dedi ki: değirmenin suyunu artırmak için bent yapacağım

       Ben dedim ki: Sen taş koyma ben arkadaşlarla gelirim.

Bana -düşün çünkü sen var olansın, gerçeksin, dedi. Ben düşündüm hindi gibi; ezberledim yerli yabancı mankenleri.

Bana dedi -sen Mezapotamya’sın hayır dedim ben facebookum.

Öğren dedi; ama google’dan. Tamam, dedim ben zaten çevreciyim kitaplık gerekmez dedim, kitap israf dedim ama onun için, onun villası, onun üniversitesi için İstanbul’umun ciğerine hançeri sapladım.

Sonra o dedi ki; bol bol futbol oynayın, dans edin, müzikler, karnavallar, eğlenceler tertip edin. Ben sanki dünyaya her gün gelen çocuk annesi edası ile sevindim. Sonra halı sahada maç yaptım.,önce ayakkabılarımın markasını gösterdim,sonra bu Paris ablamın bana hediyesi dedim.O ayakkabı beni yüceltmişti; çünkü ben , ben değildim,maç sonunda arkadaşıma vurmak isterken ama sen bana vuracakken Paris abla çok keyifliydi.

Son olarak ben mitos icatların en büyüğünü getirdim Anadolu’ya, başladım değerlerimi üst üste koymaya ve baktım ki göklerde. Bu güzel, ne insanca bir duygu ama dinamitin fitilini ateşleyene kadar. İşte ben artık ben değilim. Ben delirdim, ben sahteleştim, ben zeytin değil suşi hayal etmeye başladım ve hatta öldüm. Öldüm ama nedense hala gömemediler. Çünkü Anadolu’da Tanrı inayetini gösterdi ve BALYOZ u Paris ablaya indirdi ama ben artık ben olabilecek miyim? Kitle imha dolarlarının içinde kendimi bulabilecek miyim? Olabilecek miyim Ziya Hocam?

Halil Murat

 

İzdiham

 

 

 

 

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: