Halil Cibran’dan Seçtiklerimiz

Her gün kendini yenilemeyen aşk, alışkanlık olur, zamanla köleliğe döner.

Arkadaşını her koşulda anlamazsan, onu hiçbir koşulda anlayamazsın.

Sen körsün,ben sağır ve dilsizim, elini ver ki anlaşabilelim.

Kuş tüyünde uyuyanların düşleri, toprakta uyuyanlarınkinden daha güzel olmadığı için, hayatın adaletine güvenirim?

Bana sessizliği ver ki, geceye cesaret edebileyim.

Ruhum ve bedenim birbirlerine aşık olup evlendiklerinde ikinci kez doğdum.

Anımsamak bir biçim buluşmadır.

Unutkanlık bir biçim özgürlüktür.

İnsanlık, sonsuzluğun dışından sonsuzluğa akan bir ışık nehridir.

İnsan, ancak gecenin yolunu izleyerek şafağa varabilir.

İnsanın hayal gücüyle yetenekleri arasında yalnızca kendi arzusuyla aşabileceği bir boşluk uzanır.

İki kadın konuştuğunda hiçbir şey söylemez; bir kadın konuştuğunda bütün hayatı söyler.

Sahip olmak istiyorsan, talep etmemelisin. Bir erkeğin eli bir kadının eline dokunduğu zaman, ikisi birlikte sonsuzluğun yüreğine dokunurlar.

Mutlak hakikatin cahiliyim. Ama cehaletimin önünde eğiliyorum ve onurumu da ödülümü de bu oluşturuyor.

Bana kulak ver ki, sana ses verebileyim.

Aşk ve kuşku hiçbir zaman geçinemez.

Aklımız bir süngerdir, yüreğimizse bir nehir. Çoğumuzun akmak yerine emmeyi seçmesi garip değil mi?

Söylediklerimin yarısı anlamsızdır; ancak bunu diğer yarısı sana ulaşabilsin diye söylüyorum.

Yalnızlığım, insanlar geveze hatalarımı övüp, sessiz erdemlerimi ayıpladığında başladı.

Her kadın iki erkeği sever; biri düşgücünün yaratısıdır, diğeri henüz doğmamıştır.

Güneşe arkanı dönersen, ancak kendi gölgeni görürsün.

Konuğumu eşikte durdurup dedim ki, “Yo, ayağını içeri girerken silme, dışarı çıkarken silersin.”

Cömertlik, bana senden daha çok gereksindiğini değil, benden daha çok gereksindiğini vermendedir.

En zengin adamla en yoksul olan arasındaki fark, ancak aç geçirilen bir gün ve susuz geçirilen bir saat kadardır.

Düşmanın ve sen öldüğünüzde, kanınız birbirinize oldukça ısınacak.

Merhamet, adaletin yarısından başka bir şey değildir.

Eğer söylediğin güzelliğin şarkısıysa, çölün ortasında tek başına olsan bile, bir dinleyicin olacaktır.

Bana, “Seni anlamıyorum,” demen, haketmediğim bir övgü, haketmediğim bir hakarettir.

Büyük şarkıcı, sessizliklerimizin şarkılarını söyleyendir.

Verdiğin ve verirken alanın utandığını görmemek için yüzünü başka tarafa çevirdiğin zaman gerçekten hayırsever olursun.

Yalnız benden aşağı olanlar beni kıskanabilir ya da benden nefret edebilir. Ne kıskanıldım, ne de nefret edildim; kimseden üstün değilim; Yalnız benden üstün olanlar beni övebilir ya da hor görebilir. Ne övüldüm, ne de hor görüldüm; kimsenin altında değilim.

Gerçekten büyük insan, başka birini yönetmeyen ve kimse tarafından yönetilmeyendir.

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyor ve yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan; öyleyse aslında, ne görüyorsun, ne duyuyorsun.

Bugünün en büyük kederi, dünün sevincinin anısıdır.

Birlikte güldüğün birini unutabilirsin, ama birlikte ağladığını asla unutamazsın.

Arzulayıp da ulaşamadığın şey, ulaşmış olduğumuzdan daha değerlidir.

Allah zenginleri doyursun.

 

 

 

 

Halil Cibran

İZDİHAM

 

 

 

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın