Hakan Şarkdemir, Harem

 

ve artık daha çekilmez bulacaksınız bizi
daha çekilmez o pasaklı
kocalarınızın hafta sonlarına taşıdığı yalanlardan
ve bastırılmışlığınızın ev içre
aynalardaki görüntüsünden daha çekilmez
daha kaba daha iştahsız
ve daha da
ham
oh evet, daha yavan bir anlam çıkacak bu mısralardan
sonra aksayan yanları olacak bu mısraların
kurulacaksınız sofraya bu yamyam mısralarla yan yana
tarh tarh çiçeklere tabla tabla güneşler açılırken
manga manga dağılacak ardınızdan bu mısralar da
tabiatla her günkü flörtünüzle uygun adım
kaçıracaksınız gözlerinizi bizden bir parça daha
uzaklara
daha da uzaklara katılacak adınız
çalacak kapınızı bir vakit tuttuğunuz gündelikçiler
ve günlükler nasılsa dillenecekler
      
açın sayfalarını açın
açın kapılarınızı ardına kadar
kuytu yerlerin pencerelerini açın birer birer
o tutsak o mükemmel o ağlamaklı
açın toprağı tok tutacak kadar, bir rüzgar
bir rüzgar da eşlik etsin sizlere
başlasın çın çın çınlatarak baş döndüren raksına şarkınızın
katışsın nağmeyle kemik birbirine
açın bir ifadeyi açabildiğinizce
hissedemeseniz dahi açın bir maslahat gereği
ya da hatır için olsun canım
açın
açılın körfezlerin püfürtüsüne
bırakarak salya sümük bir ritme doğru kendinizi
bırakarak ardınızda köpük köpük yorgunluğunu günlerin
göbeğinizle güneş gözlüklerinizle cızbız köftenizle
açın size göreyse bu cızırtılı radyolar
başlıyor şimdi cansız caz karikatürleri
asılın pedallara titreterek aşk-ı mecâzın ibresini
ve açılın
bir şeyler çünkü siz açıldıkça önünüze serilir, yakınlaşır bir şeyler,
kalkar gişelerin, otobanların tafrası
köprüler uzar ve baz istasyonları
tekno-patikalarında modernitenin
Tanrı’ya sizi yaklaştırır bir şeyler
ve yuvarlanır siz açıldıkça, yuvarlanır kameralar da
lağımlar boyunca açarak tıkanık kanallarını görme yetisinin
genişler ufkunuza kan pompalayan damarlar
haydi açılıp bütünleşin tabiatla
bu açılım sizi zinde tutacak, zihninizi dantel dantel açacak
söverken bir kibrit çöpüne emanet
bir kibrit çöpüne, emanet
bir aydınlıkla donanacak sofranız daha yavan
ama %100
daha dirençli yüz mumluk ampullerinden –zevksizliğinizin
tıka basa dolu vitrinlerini bezeyen o pörtlek japon fenerlerinin
alnınıza vuran titrek ışıklarından
ya da bir eğlence için serilmiş sıra sıra lambaların
ya da diyelim popolarından ışıklar saçarak kur yapan
ya da 4.3 kilohertzlik sesler çıkaran
birtakım böceklerin hünerine kıyasla
daha çelimsiz
dahası daha az figurative
estetiğinden bir devlet bandosunun
ve neme lazımından diplomasinin
ah evet, daha çekilmez bulacaksınız bizi
üşene üşene kalktığınız namazlardan
ve oy sandıklarından daha çekilmez
çekilmez ve çekilmez sandığınız bütün o şeylerden
ey cumhuriyetin çirkin cici kızları
avunduğunuz bütün o cici şeylerle
cici ablalar cici gelinlikler cici günler cici sevgililer
cici karşılaşmalar cici çikolatalar cici kelimeler
cici alışılmadık dayanılmaz kahredici değil başdöndüren cicili bicili
ama lanet olası karşılıklarıyla
daha çekilmez bulacaksınız bizi
uykularınızın o kekre kumaşı her sabah derlenip toplanırken
 
 
Hakan Şarkdemir
İZDİHAM

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın