Hakan Göksel, Hıncal Bu Yüzden Küçük ve Mide Bulandırıyor

 Hıncal Uluç (Allah gecinden versin ama ölünce) bugünkü yazısından hareket ederek “rahmetli sübyancıydı!” diyebiliriz. “Fingirdeşip dururdu çocuğu yaşındaki kızlarla..”

Hıncal Uluç, sözde muhafazakâr medyanın aydın ve sivri dilli yazarı. Yazdıklarıyla ayrışmaya çalışan, sürüden olmadığı ispatının peşinde olan takıntılılardan… Bu zamana kadar çok çıkışı oldu ama dikkate alınmadı ama bu sonuncusu gerçekten mide bulandırıcı…

Defne Joy Foster isimli bir kadının ölümünün ardından yazdıkları utanç vericiydi… Biz de adettir, merhum kimselerinde ardından iyi konuşur rahmet dileriz… Ama Hıncal Uluç 3 (yazıyla üç, roma rakamıyla III)  kuruşluk reyting uğruna hatta bir de ‘ben farklıyım, söylenmeyeni söylerim’ tavrıyla bir şeyler yazdı. Hem de fena şeyler…

Defne’nin ne yapıp yapmadığını sadece duyduklarımızdan biliyoruz. Hıncal da öyle…

Bir takım iftiralar atmak için Hıncal da orada değildi. Yapılanları tasvip etmek ya da ayıplamak bizim vazifemiz değil olmayacak da….

Herkesin bir yaşam biçimi, tercihi, sevapları ve günahları olacaktır.

Kimseyi tercihinden dolayı yargılamak eleştirmek topa tutmak ve yazdığın gazetede yazıp ölmüşün arkasından okur kitlene küfür ettirmek, edenlere, edeceklere yolu açmak;  değil Hıncal’ın kimsenin haddi değildir, olmamalıdır da…

Mesela biz Hıncal’ın çocuğu yaşındaki kızlarla fingirdediği,  kahkahalar attığı dönemi de biliyoruz… Yarın Hıncal ölse ardından sübyancıydı, kızı, torunu yaşında kızlarla takılırdı v.b. konuşsak ne düşünür…

İnancımızda da böyle bir şeyin var olmadığını inanan insanın ayıpları örten gizleyen kimsenin açığını dışarı vermeyen ve bu özelliğini yaratanın Settar sıfatından aldığını söylemeye gerek var mı?

Yarın o koca ve o çocuk haberlerle baş başa kaldığında, yazılanları sindirmesi için Hıncal’ın önerisi var mı acaba?

Ya da okuyuculardan gelen desteği ve karşıtlardan gelen eleştirilerinin gazına gelip birkaç reyting yazısı falan daha yazar belki… Ne de olsa Doğrucu Davut’u oynamak tam ona göre…

Hıncal’a insan vasfının bir yerlerde olması gerektiğini hatırlatıp, onun düşündüklerini herkesin düşünebileceğini, hatta düşündüğünün altını çizip ona bu kadar insanın susmasının Defne’yi azize ilan etmekten değil, ‘kul kulun ayıbını örter’ düşüncesiyle hareket ettiğini hatırlatalım…

Hıncal belki de bu yüzden küçük ve mide bulandırıyor…

 

Hakan Göksel

İZDİHAM

izdiham-26-sayi

İzdiham 26. Sayı

İzdiham dergisi 26. Sayısında hiçbir yerde bulamayacağınız çok özel çalışmalar yer alıyor. Edebiyatla gençleri ve hayatı birbirine dost yapan İzdiham’ın bu sayısında Gökhan Özcan, Ercan Kesal, Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Baki Ayhan T., Murat Kapkıner, Güray Süngü, Zeliha Yurdaer, Onur Bayrak, Dilek Kartal, Yağız Gönüler, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, İbrahim Varelci Süleyman Unutmaz, Ferhat Toka, Selman Urluca, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Özer Turan, Çağatay Hakan Gürkan, Seda Bilici, Feyza Özcan, Beyazıt Bestami, Halil Kurbetoğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Mustafa Toprak, Öner Buçukcu, Fahrettin Dede, Dinçer Ateş, Turgay Bakırtaş ve Bülent Parlak gibi nitelikli eserler veren edebiyatçılar ile genç ve umut vaad eden isimler yer alıyor. İzdiham Maarif Takvimi, Lügatlere Güncelleme, Bulgarlar Ne Okuyor? Adlı çalışmanın yanı sıra bir de taziye ilanı yer alıyor. Dengenizi Kaybettiniz, başınız sağolsun. İzdiham’ı bir solukta okunacak bir sayıyla karşınızda. İzdiham dergisinin 26. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: