Hakan Göksel, Dünyayı Bacanağın Gözüyle Öldürmek

Kimsenin evine sığmayan yalnızlığım
Kanepe köşesinde kendine bir dert bulunca
ulu orta savrulmuş küfürler gibi
Oturduğu mahallenin piçi ve
Anonim dertlerin sahibi kesilen kaderim
Bir de ne yapacağını bilemeyen yüreğim
Muzdarip bu bahtsızlıktan

Yolu uzatınca azar yiyen berber çıraklarına
Acıdığım o günden beri
İçimde yer eden yenilmişlik
Karın tokluğuna hayat
şehre lüks taşralı hevesim ve hasetim
“Ben şimdi n’pacağım anasını satayım” çaresizliğim de
Muzdarip tekrarlanmaktan

Tanrının,
“idare etmek” üzerine kuruluyken düzeni
Vasat koşullarda iyi kulluk olmayacağını İkimiz de bilsek de
Yine yarım ağızla vermeyeceklerini isterken
İnancım sahte, hevesim göçebe
Küfretmenin ne olduğunu
Kutsal metinlerden öğrendim

Açlık bir de yalnızlık korkusu ile
Kullarını tehdit ettiğini anladığım günden beri Tanrının,
Yarım yamalak, birazda duyulmaktan korkak
Gevelerken sözlerini
Tanrıya avazı çıktığı kadar bağırmayı
Berbat nameli sesi kötü müezzinlerden
ve camii hoparlörlerinden öğrendim

Zengin kayınpederlerin cimriliğini
Tanrının da sevdiğini
Bankalardaki kutsal banknotlara yazılan rakamların
Bir eve şiirle dönmekten ve
Bir kadını sevmekten çok önemsendiğini
Alışverişe çıkan evli ve mutsuz kocaların
2 ekmek 1 de Tursil’i taşımasından öğrendim

 

 

 

 

 

Hakan Göksel

İZDİHAM

 

 

 

 

 

“Biz yazılıya çalışmıştık, hayat bizi sözlü yaptı.” İzdiham Dergisi’nin 30 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye. İzdiham Dergisi'nin 30. Sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın