Hakan Göksel, Bekarlığın Gastronomisi

Boş buzdolaplarının köşesinde
Yağı donmuş zeytinler kadar
Küflenmiş peynirlere de yer vardır
Kimse
Eski sevgililer bile
Patlayan ampül kadar
Sofrana duyarsız olmamıştır

Kavanoz dibinde karartı varsa fındık ezmesinden hala umut vardır

Tek başına karanlık bir akşam yemeğinde
Mumlar kadar ödenmemiş faturaların payı olsa da
Vakit akşam, saat açlık ve menün bekarsa
Dünden kalan bozulmanın sınırında salçalı makarna
Çay tepsilerine kurulmuş sofra
bir de yanında Kızılay soda
Sarımsaklı yoğurtla
Bekarlığın gastronomisini anlatır

Bilirsin
Bu sefalet değişmeyecek
Yeni bir açlıkta
Ekşimeye yüz tutmuş dolap müdavimi domatesler yenecek
Birkaç dilim ekmek
biraz daha beklese küflenecek
Doymadığında
imdadına probis yetişecek

Zamansız İki öğünle
İsyan gibi bastırılmayı bekleyen açlık
yalnız bardaklar bulaşık
Birkaç çatal bir de yalnızlık
Su içsen de geçmeyecek

Sallandıkça rengini yitiren çayların
kupalara işlerken karası
Hele bir de serde varsa gönül yarası
Bira ve çereze
Suzan Suzi ve tek dal sigara eşlik edecek

Halden anlamayan sabah kuşaklarında
Gastronomisi konuşulurken insanlığın
Gösterişi seven hanımlar
kocaları için tarifler döktürürken birbirlerine
Sevgiline nasihat olarak
“Kızım Bekarlık aşk ve ev işlerinin ayrılmasıdır” demiyorsa anne
Bekarlık menüsü hiç değişmeyecek.

 

Hakan Göksel

İZDİHAM

 

 

“Biz yazılıya çalışmıştık, hayat bizi sözlü yaptı.” İzdiham Dergisi’nin 30 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye. İzdiham Dergisi'nin 30. Sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın